Gelenekten geleceğe 'akan' Rıdvan!

Bir anda şöhret olabileceğini sanan ama bunun 'anlık' olduğunu ayırt edemeyen gençliğin haber yapma meşakkatine ayıracak takati yok artık... Böyle bir zamanda Rıdvan Akar '32. Gün' geleneğini yankılayan yeni programı 'Habere Dair'le CNN Türk'te karşımızda.
Gelenekten geleceğe 'akan' Rıdvan!

Rıdvan Akar, ‘32. Gün’ geleneğine en bağlı kalmış isimdir. Pek çok kişi o ‘mektep’ten yetişti, ‘Mehmet Ali Birand’ın rahle-i tedrisinden geçti. Ama hiçbiri Rıdvan kadar o geleneğin, özellikle ‘format’ anlamında istikrarlı takipçisi olmadı. Üstelik Rıdvan, değişen, endüstriyelleşen Türkiye medyasında ‘32. Gün’ü sürdüren Birand’ın hâlâ en yakınında kalandı. Gerçi bu süreçte uğradığı haksızlıklar, hayal kırıklıkları ortadadır. Ama eski defterleri açmayalım, kimsenin ardından konuşmayalım!..

‘32 Gün’ün hayatımızın akışını ‘doğrudan’ belirlediği 1980’lerde ve 90’ların başlarında haber, hâlâ ‘haber’di. Bugün olduğu gibi ticarileşmiş, magazinelleşmiş değildi. Programda, haberin ardından koşulduğu kadar, bize ‘rutin’de haber diye sunulanın ‘ardında olan’a da koşulmaktaydı. ‘Aysberg’in suyun altında kalan parçasına bakmak gibi...

Zaman, böylesi bir eforu ‘hantal’ saydıracak bir tekno-endüstriyel devinim kazandırdı medyaya. Ama haberde ‘tema’dan çok ‘temaşa’ya bakılır olduğu (‘infotainment’ yani!) bu dönemde de ‘haber’, çoğu zaman özensiz bir kuru gürültüden ibaret hale geldi. En kötüsü, ortada ‘televizyon gazetecisi’ yetiştirecek bir ‘okul’ da, böyle bir okuldan mezun olma arzusunda gençler de kalmadı. Bir anda şöhret olabileceğini sanan ama bunun, adı üstünde, ‘anlık’ olduğunu ayırt edemeyen gençliğin haber yapma meşakkatine ayıracak ne zamanı, ne takati var artık...

Böyle bir zamanda Rıdvan Akar ‘32. Gün’ geleneğini yankılayan yeni bir haftalık program, ‘Habere Dair’le CNN Türk’te karşımızda şimdi. İlk programı, bana yukarıdaki girizgâhta esin kaynağı olan sözlerle açtı. ‘32. Gün’ü kastettiği kuvvetle muhtemel şekilde, televizyon haber programlarının Türkiye’de 30 yıllık bir geçmişi olduğuna vurgu yaptı. Bu programları haftalık dergi gazeteciliğine benzetebiliriz dedi. Yani yakın veya uzak gündemde yer alan, bunun yanı sıra kimsenin gözüne çarpmayan haberlerden ayrıntılı, analitik bir demet sunma... Tıpkı bir zamanların ‘Yankı’, ‘Nokta’, ‘Yeni Gündem’ gibi unutulmaz haftalık dergilerinde olduğu gibi!..

‘Habere Dair’in ‘sayfa’ları da darbe ve katliam Mısır’ını izlerken hep kulağımıza çalınan katil şebekesi ‘Baltacılar’ın neyin nesi/kimin fesi olduğuna mercek tutan haberle açıldı. Sonra çoktan unuttuğumuz Reyhanlı saldırısına geri-dönüş yapıldı ve umut veren, pırıl pırıl bir muhabir, Ezgi Cankurtaran eşliğinde 100 gün sonra ilçenin haline baktık. Paramparça olmuş bedenler arasında insanların ‘hiç olmazsa’ evlâtlarının cesedine ulaşabilme ‘sevinçlerini’ öğrenerek!..

Bunu bir başka ‘pırıltı’, Murat Can Bilgincan’ın art arda iki ‘fantastik’ çalışması izledi. Önce, bugüne kadar pek ele alınmamış ‘futbol gazeteciliği’ üzerine bir analiz... Üç büyük kulübün bu gazetelerde ‘haber’ olarak çıkan transfer edeceği oyuncu sayısı ve bunun maliyeti, onların transfer bütçelerinin katlarca üstünde imiş! ‘Transfer asparagası’ndan geçilmiyor yani...

Murat Can, bir de ‘Mars’a seyahat’ haberi hazırlamış! Hollanda’dan bir vakıf 2023’te Mars’ta bir koloni kurmaya hazırlanıyor. Başvuranlar arasında 1700 Türk var ve bunların 10’u kabul almış; birini de canlı yayında tanıdık! ‘Mars vizesi’ sudan ucuz; 15 dolara, ama gidişi olup dönüşü olmayan bir yolculuk bu!..

‘Habere Dair’in, on yıllar öncesinde ‘32 Gün’ün gençlerini dünyanın dört yanına açan bir bütçeye sahip olmadığı ortada. Keşke olsa! Ama bu devirde çok zor. Sağlık olsun, eldekiyle yetinecek, izleyip destekleyeceğiz. Çünkü Rıdvan, bize bir mazimiz olduğunu hatırlatıyor. Tabii, mazimiz olmadan istikbalimiz olmayacağını da!..