'Hafif meşrep' muhafazakârlık: 'Aldırma Gönül'

Muhafazakâr 'örtü' altında inanılmaz kışkırtıcı cinsellik çağrışımlarıyla yol alan bir sitkom var karşımızda.
'Hafif meşrep' muhafazakârlık: 'Aldırma Gönül'

Aldırma Gönül’ün ilk sahneleri karşıma geldiğinde “Tamam” dedim, “muhafazakâr yaptırım, dizilerde meyvelerini vermeye başladı ve tam da istendik mahiyette nur topu gibi bir muhafazakâr sitkomumuz oldu”.

Bünyesinde (özellikle aksan ve mizacıyla ‘kırsal’ esintili bir koca eşliğinde) ‘geleneksel’ motifler barındıran, ama (yine özellikle, ‘burjuva’ havalı, profesyonel ve kocasından daha yüksek gelir diliminde bir eş ile) yapısal bakımdan ‘modern’, mutlu bir ailemiz var. Bu mutlu (‘kutsal’!) aile tablosuyla açılan sitkom, süratle eşlerden birinin babasıyla kız kardeşinin yalnızlık ve çaresizlik içinde haneye katılımına kıvrıldı. Saklı mesaj: “Yaşlılarınızı huzur evine terk etme vicdansızlığında bulunmayın! Şehirlerde, kadınlı-erkekli ‘profesyonel’ bir koşuşturma içinde olsanız da ne yapın edin ana-babalarınıza sahip çıkın!..”

Ancak dizi ilerledikçe başlangıçtaki ‘muhafazakârlığa teslimiyet’ yorumumu revize etmek kaçınılmazlaştı. Dizi, muhafazakâr ‘örtü’ altında inanılmaz kışkırtıcı cinsellik çağrışımlarıyla yol alır oldu! Çiftimizin ‘yatak odası’na da sakıncasızca ha bire davet edildik, ‘Baldız’ın çamaşır ipinde dizili ‘don-sütyen’ resitalini mahallenin gençleriyle birlikte izlemeye de!.. Hatta evimizin beyi, karısı tarafından gece nasıl ‘mutlu edildiği’ni en yakın arkadaşıyla paylaşmaktan bile geri kalmadı!..

İnanmayacaksınız ama izlerken bir ara aklıma Şeyh Muhammed El Nefzavî’nin abide eseri ‘Kokulu Bahçe’ geldi. Malûm, İslâm ‘da seks, erotizm ve cinsel hazzın nasıl olağanlaştırıldığına dair okumaya doyulmaz, en seçkin örnektir o... Kuran ve hadisler eşliğinde cinselliğe yaklaşıp hikâyelerini anlatan Nefzavi söze “Allah’a şükürler olsun, erkeklerin mutluluğu için kadınları, kadınların mutluluğu için de erkekleri yaratmıştır” diye başlar.

Sonuçta durum şu: Dindar-muhafazakâr politik yaptırımlarla uyarlı şekilde bize aileyi-evliliği kutsayıp ana-babayı yanından ayırmamayı telkin eden bir dizimiz var. Ve aynen, cinselliği ‘muamelât’ın bir parçası sayan dinî-muhafazakâr anlayışla uyarlı şekilde, izlerken insanın kanını kaynatan sekanslarla da yüklü bir dizimiz var. Ayrıca, mikro düzeyde kaydetmek gerekirse, rakı sofrası kurmak yerine ‘ayran sofrası’ kurarak ‘zamanın ruhu’nu gayet dikkatlice ve ihtiyatlıca okuyan bir dizimiz var! Özcesi, gayet zekice kotarılmış bir dizimiz var.

Sakın kimse yukarıdaki analiz ve yorumlarla diziyi olumsuzladığım hissine kapılmasın! Başarılı, seyri son derece tatlı bir yapımla karşı karşıyayız ve bunda en büyük pay sahibi, oyuncu kadrosu. Tülin Özen, muhteşem bir performans sergiliyor. Onu en son ‘Bizim Yenge’de bırakmış ama hiç unutmamıştık. Bir ara ‘Yalan Dünya’da da belirdi. Şimdi, hem de dizinin ‘pivot’ oyuncusu olarak karşımızda. Ayrıca önümüzdeki muhafazakâr formatın en ‘liberal’ boyutu sayabileceğimiz ‘feminen yoğunluğun’ dizideki öncü ve itici gücü… Şahin Irmak da ‘Sultan’daki ‘dram’atik yanlışlıktan sonra şimdi kendisi için biçilmiş kaftan niteliğinde bir rolde tam anlamıyla göz dolduruyor. Keza Ayşenil Şamlıoğlu, Ulvi Alacakaptan gibi seçkin ve saygın emektarları tekrar karşımızda görmek de sevindirici.

Kalıcı olması dileğiyle!..