'Homeland', 'Cemaat'e bulaşır mı?

'4'üncü sezonunda Türkiye'de olacak 'Homeland'de 'Türkiye ve İslâm' veya 'Türkiye'de İslâm' gibi bir tematik motif ihtimal karşımıza çıkabilir.
'Homeland', 'Cemaat'e bulaşır mı?

“O ‘Homeland’ buraya gelecek, işte o kadar!” demiştik… Bakın, tıpış tıpış geliyor!..

17 Aralık 2013’te yazmışız dizi Türkiye’ye geliyor diye; 3’üncü sezon finalinde başkarakter Carrie Mathison’ın (Claire Danes) CIA’nın Türkiye İstasyon Şefi olarak atandığını öğrendiğimizde ('Homeland - Türkiye' geliyor! - OKUMAK İÇİN TIKLAYIN)

O zaman tvitırda “Belki gelmezler, plato çekim yaparlar” diyen dostlarımız olmuştu. Biz ise gelir dedik, doğru çıktı. 1 ve 2’nci sezonları ‘El Kaide’ üzerinden, 3’üncü sezonu ise İran’a endeksli yol alan kült dizi, 4’üncü sezonunda Türkiye’ye yönelme plânını işlerliğe soktu. Dün gazetelerde haberdi. Yapımcılar dizinin yeni sezonda İstanbul’da geçecek sahneleri için mekân arayışına başlamış.

Hatta daha da önemlisi, yerli oyuncu arayışında ‘Güneşi Beklerken’in yıldızı Kerem Bursin’le anlaşmışlar. Kerem için gurur verici, takdire değer bir gelişme. ‘Homeland’e yakışacaktır!..

‘Homeland’ soğuk savaş sonrası dünyada Huntington’ın ‘Medeniyetler Çatışması’ spekülasyonundan hareketle popüler katmanlarda da kendine geniş yer bulan ‘yeni tehdit İslâm’ klişesinin ‘11 Eylül’ hadisesiyle katmerlenmesinden beslenen bir dizi. Tabii çıkış noktası ve itici gücü, Usame Bin Ladin’in öldürülmesidir.

Evet, İslâm, dizide ötekileştirilmektedir. Ama incelikli şekilde ötekileştirilmektedir. Ve bu ötekileştirme, empatiden hatta yer yer sempatiden hiç de uzak olmayan bir ötekileştirmedir.

‘Öteki’ olana yönelik anlama çabasının yanı sıra ‘kendi’ne dönük eleştirel-sorgulayıcı bir dinamiğe de sahiptir ‘Homeland’. Onu nitelikli, seçkin ve eşsiz kılan başarının sırrı bu: Mümkün mertebe, ötekileştirdiğine empatik, kendine ise ‘kritik’ gözle bakabilmek…
Tabii kuşkusuz dizi CIA’ya da ‘eleştirel bir sempati’ ile ‘içerden’ bakmaya ve teşkilat bünyesindeki ‘insan’ı, ‘insanî’ olanı görmeye-göstermeye çalışıyor. Bununla birlikte hiçbir zaman bir ‘CIA güzellemesi’ yaptığı söylenemez.

4’üncü sezonunda Türkiye’de olacak ‘Homeland’de ‘Türkiye ve İslâm’ veya ‘Türkiye’de İslâm’ gibi bir tematik motif ihtimal karşımıza çıkabilir. ‘Homeland’ böylesi bir ‘tematik açılım’ yaparsa kısırlık çekmeyeceği aşikâr. Hâlihazırdaki ‘Cemaat-Parti’ çatışması, dalıyla budağıyla Amerika’dan İran’a, El Kaide’den Hizbullah’a, Suriye’den Irak’a, İsrail’den ‘Kürdistan’a kadar çok geniş bir ‘jeopolitik çeper’le titreşim içinde… Bu çatışmanın girinti-çıkıntılarında yukarıda sıralanan unsurların hepsi bulunmakta. Ve hem çatışmanın tarafları, hem gidişatı, küresel kapitalizmle ‘küresel İslâm’ın imkânsız değilse de ‘zor aşk’ının nereye doğru seyredeceğine dair ipuçları sunabilecek potansiyele sahip.

‘Homeland’ böyle bir ‘maden’i değerlendirmezse akılsızlık eder.
Tabii unutmamak lâzım, Türkiye ‘Homeland’e hiç de öyle dikensiz gül bahçesi vaat etmiyor. ‘Kurtlar Vadisi’ var, ‘Şefkat Tepe’ var, ‘Kızılelma’ var!..

Gerçi bu dizilerin ‘kurgusal olgunluk’ açısından ‘Homeland’le kıyaslandığında çok farklı düzeyde olduklarını belirtmek gerekir. ‘Şefkat Tepe’, malûm, Kürtlük ve özellikle de ‘Acem’lik (İran) noktasında çok ‘fobik’ bir dizi. Ne ‘öteki’ne empati, ne ‘kendi’ne eleştiri hak getire!..

‘Kızılelma’ ise hayli iddialı başladı ama ne yazık ki ‘elma’ çürükmüş! Soğuk savaş döneminden kalma arkaik bir anti-komünist motivasyon, ne yapılırsa yapılsın bariz ve bu, diziye her şey bir yana güncellikten uzak bir hava veriyor. Oldukça da çocuksu bir ‘MİT güzellemesi’ izliyoruz.

‘Homeland’i zorlasa zorlasa ‘Kurtlar Vadisi’ zorlar. Gerçekten ‘kurt’ bir ekibin elinden çıktığı için… O da ‘ak ve kara’ karşıtlığında akan bir dizi ama çok-katmanlı ve fazlasıyla yerleşik (‘kurumsal’) nitelikte artık… ‘Vadi’ o kadar ‘bitimsizleşti’ ki ondan türeme bir ‘parodi’nin bile iş yapabileceğini düşünüyorum. Ama ‘Vadi’yi yapanlar da o kadar ‘kurt’ ki buna bile meydan vermeyecek mahiyette diziyi yer yer kendi içinde ‘parodi’ kıldıkları oluyor!..

Dolayısıyla CIA Türkiye İstasyon Şefi Carrie Mathison’ın işi zor. Karşısında Polat Alemdar var. Neyse ki en azından yanında da ‘taş gibi’ bizim Kerem var!..