İçimizdeki 'tiran'lık

FX'te yayınlanmaya başlayan yeni dizi Tyrant'ta hayali ülkenin neresi olduğu tartışmalara yol açabilir. Tüm Ortadoğu ülkelerine 'komşular' olarak göndermede bulunulup özdeşim imkânı sıfırlanmaya çalışılmış ama kanaatim o ki 'Suriye' fanteziyi şekillendirmekte öncelikli kaynak olmuş.
İçimizdeki 'tiran'lık

Moran Atias, dizide Leila AL Fayeed rolünde.

(Spoiler/Uyarı!)
FX’te izlemeye başladığımız ‘Tyrant’, ‘Homeland’in kurgusal sermayesinden nasiplendiği söylenebilecek bir çalışma. Fakat ‘Homeland’in ‘Ortadoğu kazanı’ ile ilişkisi yine de nispeten dolaylı idi. ‘Tyrant’, bu ‘kazan’a bodoslama dalıyor.

‘Homeland’ bağlantısı en bariz şekilde dizinin yaratıcısı olan İsrailli yönetmen, yazar ve senarist Gideon Raff üzerinden ortada. Raff, ‘Homeland’i de, onun dayandığı İsrail dizisini de (‘Hatufim’/‘Prisoners of War’) borçlu olduğumuz isim. Terörizm, casusluk, karşı-casusluk fantezileriyle bezeli politik-gerilim tarzının ustası Raff, 2001’de İkiz Kuleler’de patlayan uçaklardan 2011’de Usame bin Ladin’in Pakistan’da öldürülüşüne kadar açılan yelpazedeki El Kaide gerçekliğinden ‘Homeland’ kurgusunu damıttı. Şimdi de ‘rüzgâr gibi geçti’ği söylenebilecek ‘Arap Baharı’nın ardından tarihsel olarak bilindik cehennemî manzarası daha da katmerlenmiş Ortadoğu’nun dehşetli gerçekliğinden beslenen ‘Tyrant’la karşımızda…

Bir hayali Ortadoğu ülkesi Abbudin’e doğru yola koyularak hikâyeyi açıyoruz. Bu ülkeyi diktatörlükle yöneten ailesinden, özellikle de babası ve abisinden kaçıp Amerika’da kendi ailesini kurmuş, mazisiyle de arasına set çekmiş Bassam Al Fayeed (Adam Rayner), yeğeninin düğünü için hiç istemediği halde 20 yıl sonra, Amerikalı eşi ve iki çocuğunu da alarak Abbudin’e gider. İç ve dış çatışmalarla lime lime ve korkunç bir şiddetin ‘düzen-kurucu’ olduğu ülkenin her türlü tehlikeye açık zemininde gergin, huzursuz, bir an önce Amerika’ya dönmek istemektedir.
Ama tiranlığın anaforuna da girmiştir bir kere. Babasının düğünde aniden rahatsızlanıp ölmesi, gaddar mı gaddar bir yeni tiran adayı olarak abisi Jamal’ın (Ashraf Barhom) önünü açmış gibi görünse de Bassam, ‘tiranlık belâsı’nın yakasına yapışacağını ‘içten içe’ hissetmektedir.

Nitekim öyle olur. Bir an önce Amerika’daki ‘steril’ hayatına geri dönmek istese de bunu başaramaz. Uçakta ailecek yerlerini almış kalkışı beklerlerken motorlar susar ve kendisine inme çağrısı yapılır. Bu, muhtemelen ‘tiranlık cenderesi’ne bir davettir.

Yukarıda Bassam’ın tiranlık çağrısından/baskısından kaçamayacağını hissettiğini ‘içten içe’ diye vurgulamış olmamız nedensiz değil. Çünkü ‘tiranlık’, onun içinde!.. ‘Pilot’ bölümün en çarpıcı sürprizi bu oldu: Geriye dönüşler doğrultusunda Bassam ile abisinin çocukluklarına bakınca gördük ki şimdi korkunç bir şiddet makinesi gibi görünen Jamal, özünde güçsüz, kontrolsüz ve yetersizliklerini sapkınlıklarla bastırmaya çalışan biri. Tiranlığa yönelik esas ‘altyapı’ Bassam’da mevcut ve o, bu bakımdan ‘babasının oğlu’. 20 yıl önce Amerika’ya kaçışı da aslında içindeki bu ‘kötü güç’ten kaçış; bunun açığa çıkmasını engelleme çabası… Ama işte güç, yahut ‘iktidar’, onu ‘taşıyan’ istemese dahi, kendini dışa vuracak bir ‘bağlam’ bulunca ‘kabına sığmıyor’.
İlk bölümü izlerken zihnimde Mario Puzo şaheseri, Francis Ford Coppola’nın ölümsüz filmi ‘Baba’ (‘The Godfather’) fazlasıyla çağrıştı. Bassam’da serinkanlı muktedir Michael Corleone (Al Pacino), Jamal’da da delişmen ve kontrolsüz abi Sonny Corleone’yi (James Caan) tipik çizgileriyle hatırlamak mümkün. Tematik yol alış da benzer görünmekte ama dizideki akışın endüstriyel ihtiyaçlar doğrultusunda çok daha yalınkat olduğunu belirtmek lâzım.

Karşımızdaki hayali ülkenin neresi olduğu, nereye göndermede bulunulduğu da tartışmalara yol açabilir. Hâlihazırda dünya gündemindeki tüm Ortadoğu ülkelerine ‘komşular’ olarak göndermede bulunulup özdeşim imkânı sıfırlanmaya çalışılmış ama kanaatim o ki ‘Suriye’, fanteziyi şekillendirmekte önemli ve öncelikli kaynak olmuş. Karşımızdaki diktatörlüğün (aile terkibi ve niteliğinde de hissedildiği üzere) Esad’larla titreşimi oldukça fazla.

Başta dediğim gibi ‘Tyrant’, ‘Homeland’in coşturduğu ‘ilgi pınarı’ndan pay kapmaya çalışan bir dizi. Denilebilir ki ‘Homeland’in yamacında çıkış buluyor, ama onun gölgesinde kalma riskini de taşıyor. Bakalım zamanla ne ölçüde farklılaşıp özgünleşebilecek, göreceğiz!..