IŞİD'in popüler kültürle imtihanı

Benim kalbimde en çok 'Ölü Ozanlar Derneği'ndeki muhteşem performansıyla kalmış ve kalmaya devam edecek Robin Williams'ın ölümü gerçekten sarsıcı oldu. Hiç umulmadık/beklenmedik şekilde IŞİD açısından bile öyle...
IŞİD'in popüler kültürle imtihanı

Yakınlarda vefat etmiş Nakşibendi şeyhi Nazım Kıbrısî’nin Britanya’daki topluluğu üzerine 1990’ların başında araştırma yaparken Şeyh’in Batılı ‘mühtedi’ müritleriyle de bol bol görüşme imkânı buldum. Bunlardan biriyle (‘Yunus’ kod adını verelim:) gündelik hayat ve popüler kültür üzerine konuşurken Cat Stevens’dan söz açılmıştı. Stevens, malûm, 1977’de Müslüman olup Yusuf İslam adını alan, öncesinde ise dünya çapında büyük üne sahip Rum kökenli Britanyalı pop müzik şarkıcısı… Dönem onun hâlâ İslâm’ın (hatta Selefîliğin de) en uç yorumlarını benimsediği ve geçmişini, özellikle ‘Cat Stevens’ olarak yaptığı/söylediği güzel, içli, romantik şarkıları reddettiği bir dönem… (Stevens’ın Yusuf İslam adını aldıktan sonra Müslümanlık serüveninde kat ettiği aşamalar üzerine eşsiz bir yazı için Ali Köse’nin yazı ile aynı adı taşıyan kitabına bkz.: ‘Üç Yusuf Bir İslâm’, Etkileşim Yayınları, 2005).

Şeyh Nazım’ın İngiliz müridi Yunus, o görüşmede bana Yusuf İslam’ı anlayamadığını belirterek şöyle eleştirmişti: “Çok katı, sert ve köktenci bir anlayışı benimsemiş durumda. Geçmişini bütünüyle reddetmek istiyor. Çok güzel romantik şarkılar söylerdi. Onları hâlâ söylemenin nesi yanlış? İslâm buna karşı değil ki!..” (Bu bilgileri ve konuya ilişkin daha fazlasını da benim kitabımda bulabilirsiniz: ‘Batı’da Bir Nakşî Cemaati-Şeyh Nazım Kıbrısî Örneği’, Berfin yayınları, 2011).

Yusuf’u da, ‘Yunus’u da bana hatırlatan, ‘Robin’ ve IŞİD...

Benim kalbimde en çok ‘Ölü Ozanlar Derneği’ndeki muhteşem performansıyla kalmış ve kalmaya devam edecek Robin Williams’ın ölümü gerçekten sarsıcı oldu. Hiç umulmadık/beklenmedik şekilde IŞİD açısından bile öyle...

Dün gündeme gelen ve Radikal’de de yer alan habere göre Williams’ın hayatını kaybetmesi IŞİD içinde de ‘taziye krizi’ne yol açmış. Oyuncuya yönelik twitter’dan sitayişkâr lâflar eden bazı IŞİD üyeleri, örgüt tarafından derhal tekdir edilip bir bakıma ‘tekfir’in de kıyısından dönmüşler!..

‘Abdullah’ adlı 19 yaşındaki IŞİD üyesi, “Robin Williams öldü mü? Çok garip. Onun filmlerini izleyerek büyüdüm” yazmış. Buna İngiliz olduğu anlaşılan bir diğer IŞİD elemanı “Çok yazık. Jumanji’yi seviyordum. Hatta filmi kaydetmiştim” diye katkıda bulunmuş. ‘Abdullah’ da filmin güzel olduğunu, çocukken çok sevdiğini belirtmekle kalmamış, şu an içerisinde yer aldığı ‘Cihatçı’ hayata rezonansla espri de yapmış: “Jumanjihadi? Epey akılda kalıcı.”

Popüler kültür bu!.. Dünyanın şu anda en korkunç, Ortadoğu’da kan ve dehşet saçan örgütüne bile sızabiliyor, o katı, sert ve şedit yapıda bir ‘gevşeme’, neşelenme yolunda etmen olabiliyor.

Ama anlık tabii… ‘Yapı’ derhal harekete geçmiş. Bir yandan ‘Abdullah’, kendisini cihat hakkında verdiği bilgilerden dolayı değil sevdiği filmler için takip edenlerin çoğalmasından endişelenirken bir başka IŞİD üyesi Robin Williams’ın cihat hakkındaki konuşmalarından birini paylaşarak onu övenlerin inancını gözden geçirmeleri gerektiğini eklemiş. Bir diğeri Williams’ın intihar ettiğini, filmlerinde kadın kılığına girdiğini, dini lekelediğini kaydederek “Allah onu cehennemde cezalandırsın” bedduasında bulunmuş. ‘Abdullah’ da sıkı bir geri adım atarak “İyi filmler evet… ama sonuçta kafir “deyip noktayı koymuş.

IŞİD böylece popüler kültürden kaynaklanan vartayı şimdilik atlatmış görünüyor.

Tabii esas önemli olan, bu küçük haberin bile şu an eksikliğini en çok hissettiğimiz bir konuda bize yabana atılmayacak mahiyette malzeme sunması… Karşımızdaki twit’ler, IŞİD bünyesine dair, mutlaka hepsi değil ama Batı’dan IŞİD’e intikal edenler, onların kültürel art alanı hakkında ip uçları veriyor. Robin Williams filmleriyle büyümüş, 1990’larda çocuk olmuş, televizyon karşısında, popüler kültürle haşir neşir yetişmiş insanlar, bugün Irak-Şam ekseninde ortalığı kasıp kavuran örgütün içinde.

Peki, ne için oradalar? Belki de içinden çıktıkları ‘küresel-dijital’ kapitalist uygarlık onları pedagojik-psikolojik olarak biçimlendirmenin ötesinde, aynı zamanda ve çok daha fazlasıyla hoşnutsuz ettiği için... (Burada da Freud’ün ‘Uygarlık ve Hosnutsuzlukları’ adlı abidevi eserini hatırlayalım ve hatırlatalım!)

Belki o hoşnutsuzluklar temelinde, Yusuf İslam gibi geçmişten (‘Cat Stevens’dan) kaçmak için… Geçmişi kendi içlerinde geri dönmemecesine derine gömme yolunda yeni (Müslüman) kimliklerine dayalı değişimi en ‘sert’ şekilde hayata geçirmek için…
İşte popüler kültür tam da bu noktada, geçmişi yâd ettirerek, belki ABD bombalarından çok daha büyük bir risk alanı yaratıyor IŞİD için... Ve popüler kültürle başa çıkmak, politik-ideolojik bakımdan kaya gibi sert oluşumlar açısından bile çok zor. Çünkü popüler kültür, maddenin ‘katı’ halinden çok ‘gaz’ haline yakın… Her yere, en beklenmedik şekilde, ruhunuz bile duymadan kolaylıkla sızabiliyor. Tıpkı müteveffa Robin Williams üzerine IŞİD twit’lerinde olduğu gibi…

Ve zapturapta alınması da zor. Ona meyyal IŞİD üyesine tokat gibi bir tepkiyle Robin’e dair “İyi filmler evet, ama sonuçta kafir” dedirtebilirsiniz an itibarıyla… Ama dikkat, ifadenin “Kafirdi evet, ama sonuçta iyi filmler” lâfzına dönüşmesi de an meselesi olabilir.
En güzel örnek de yine Yusuf İslam, nam-ı evvel, Cat Stevens… Başta parantez içinde zikrettiğimiz Prof. Ali Köse’nin ‘Üç Yusuf Bir İslâm’ kitabını ve yazısını parantezden çıkarıp açalım! O yazıda Köse, Yusuf İslâm’ın müziği toptan reddiye içinde olduğu İslâm’a ilk intikalinden sonraki evrede, önce ilahi kasetleri çıkarmaya (‘İkinci Yusuf’), sonra da manevi değerlere duyarlı ‘alternatif’ bir rock’n’roll diye kayıt düşerek de olsa ‘Cat Stevens’ı yeniden ihya eden bir noktaya (‘Üçüncü Yusuf’) geldiğini yazıyor (s. 10-12). Değişmeyi onun İslâmî açıdan olgunlaşıp daha ergin ve sakin bir noktaya gelmesiyle açıklamakta Köse, ama bunun bir yandan da popüler kültürün gündelik hayatın akışında hükmünü icra etmesiyle ilintisini kurmak yanlış olmaz.

O yüzden, evet, Robin Williams’a ‘popüler’ ilgiye yönelik ‘politik’ IŞİD tepkisi anlaşılırdır.