Kafa yapan haberler

'Kanal D Ana Haber'i önceleyen 'Koca Kafalar Baba Haber Bülteni', Birand'ın komedisi hiç eksik olmayan performansına izleyiciyi hazırlar mahiyette tam bir 'aperitif'
Kafa yapan haberler

Toplasan 10 dakikayı bile bulmayan ‘Koca Kafalar Baba Haber Bülteni’nin 100’lük reyting listesinin çoğu zaman ilk çeyreğinde yer alması, acaba onun ardından başlayan ‘Mehmet Ali Birand’la Kanal D Ana Haber’den midir? Yoksa marifet, ‘performans’ bakımından yer yer onunla aynı izlekte olduğu ileri sürülebilecek ‘Birand Show’a adeta ‘prelüt’ niyetine bütünleyici etkide bulunmasından mı kaynaklanıyor?! Öyle ya, Reha Muhtar haberciliğinin mirası, terbiye edilmiş, sofistikasyona uğratılmış, eh, bir de (toplumsal anlamda) ‘pornografik’ kesitlerinden arındırılmış biçimde Birand haberciliğinde içkin... Televizyonların en çok izlenen bu ana haber programının başarısının sırrı, özellikle sunucusunun eğlenceli olmasında hiç kuşkusuz ki. Dolayısıyla ‘Koca Kafalar’ın ‘Birand’la Ana Haber’e seyirciyi hazırladığı, bir anlamda ısınma egzersizleri yaptırdığını düşünmek de mümkün. O halde burada tam bir ‘simbiyotik’ (birbirinden beslenen) ilişkiden bahsedilebilir. 

Berk Tokay ile Vural Yaşaroğlu’nun başarıyla canlandırdığı, Grafi2000 reklam ve animasyon şirketi tarafından yaratılmış ‘Koca Kafalar’, şimdiki ‘haber bülteni’ versiyonundan çok daha fazlasını sunan bir yapım olarak ‘Koca Kafalar Televizyonu’ adıyla ortaya çıktı ilk önce. Akışı, alışıldıktı: siyasi, aktüel, popüler-magazinel bakımdan Türkiye ve dünyada öne çıkan haber, olay ve şahsiyetlerin eleştirel motivasyonla mizahını yapmak... Bu bakımdan, ‘Olacak O Kadar’la şahikasına ulaşıp klasikleşen bir çizginin benimsendiği söylenebilir. 

Fakat bu tarzın Levent Kırca’yı Türkiye popüler kültüründe unutulmazlaştırdığı ileri sürülebilecek ‘Olacak O Kadar’la aynı zamanda altın çağını yaşadığı da ortada; seyirci nezdinde doygunluk yaratmasına bağlı olarak epeydir rağbet görmüyor. O yüzden ‘Koca Kafalar Televizyonu’, yayın akışında geniş zaman aralığına oturur şekilde ekrana geldiğinde izlerkitlenin tepkisi ikircikli oldu. Bir yandan ortada gerçekten şirin ve sevimli, güldüren, animasyona yaslanan konseptiyle özgün, dolayısıyla izlenmeye değer bir program vardı. Ama öte yandan da hayli alışıldık ve aşılmış, klasik ve klişe bir komedi formatı söz konusuydu. Bu versiyon, önce Özgü Namal, sonra Evrim Akın’ın dişil-katalitik etkisiyle renklendirilmeye de çalışıldı, ama zamanla çok da beklenmedik olmayan bir şekilde sıktı. 

Ancak, dediğimiz gibi, tepkiler ikircikliydi ve gerek yapımın özgün niteliği, gerekse Tokay ve Yaşaroğlu’nun performansı nedeniyle öyle bir çırpıda silinip atılacak cinsten bir çalışma da değildi ‘Koca Kafalar’... Dolayısıyla nefis bir ara formül bulundu. ‘Olacak O Kadar’ skeçlerinde alabildiğine tüketilmiş bir komediyi uzun süre izletmek yerine günde 7-8 dakika, hap gibi, konsantre sunarak işin içinden çıkılmış durumda. Bu bir-kaç dakikada sıkılmaya vaktiniz dahi olmuyor. Üstelik ardından da Birand’ı vaat ediyor! Hatta Birand’ı hafiften kafayı bulmuş halde izlemenize olanak sunuyor. Daha ne olsun?! Lezzetli bir yemek öncesi alınan iştah açıcı aperitif gibi...