'Kızlı-erkekli'bir vicdan muhasebesi

Kanal D'de yeni başlayan 'Vicdan', eski-yeni hayat karşılaştırması yapan bir dizi. Ama 'değişim'i durdurmaya değil anlamaya çalışan bir içerikle karşımıza çıkıyor.
'Kızlı-erkekli'bir vicdan muhasebesi

Vicdanla bilinç, ikiz kardeştir. İngilizcede her iki sözcüğün aynı Latince köklerden karşımıza çıkması bunu iyi anlatır: Bilinç-li demek olan ‘conscius’, ‘con’ (beraber/toptan) ve ‘scire’ (bilmek) köklerinin bileşimi… Vicdana karşılık gelen ‘conscience’ da aynen o iki kökün bileşiminden çıkıyor.

Bu doğrultuda vicdan, ‘kendindeki yanlış’ın bilincidir denilebilir. Ve tabii, bilinci olmayanın, daha doğrusu bilinci ‘uyanık’ olmayanın vicdanı da olmaz. Tıpkı Kanal D’de başlayan ‘Vicdan’ dizisinde dayısı Yunus’un (Timuçin Esen) ‘hergele’ olarak tanımladığı, aklı on karış havada, sevdiği kızın mahrem görüntülerini teşhir tufasına gelebilecek kadar ‘yanlış’ın bilincinden uzak Emre (Fırat Altunmeşe) gibi… 

Ya da, eğer bilinç size zarar veriyorsa, ‘kendinin bilincinde’ olmak yaralayıcıysa, pırıltısızlığınızı, itilmiş-kakılmışlığınızı, örselenmişliğinizi bildiriyorsa bilinç, ‘pause’ düğmesine basıp onu dondurur, böylece yine vicdan-sız bir mevziye yol alabilirsiniz. Tıpkı Emre’yi yukarıdaki şekilde davranmaya, böylece parçası olduğu aşkı kirletmeye kışkırtan arkadaşı Ati gibi (Özgür Emre Yıldırım; ki kutlanması gereken müthiş bir performans sergiledi!).

‘Safsalak’ Emre’nin, belli ki acıların acımasızlaştırdığı Ati’ye uyup kendi yatak odasına yerleştirdiği kamerayla sevgilisi Müge’yi (Bensu Soral) tuzağa çekmesi, ‘Vicdan’ın birinci bölümünün merkezî motifiydi. Emre ve Müge’ninki ‘yeğenlerin aşkı’! ‘Hergele’ Emre’nin dayısı Yunus’la, bir ‘su damlası’ gibi karşımıza çıkan Müge’nin teyzesi Keriman (Ahu Türkpençe), birbirinin unutulmamış gençlik aşkı. Şimdi belli ki yeğenlerin aşkı, dayıyla teyzenin hanidir kurumuş aşkına can suyu olacak.

Ama bir dakika! ‘Zaman’ı, daha doğrusu ‘zeitgeist’ı unuttuk. ‘Şimdiki zaman’ın ruhu, aynı rüyayı ikinci kez görmemize elvermez. Mahallede büyümüş Yunus’la internette büyümüş yeğen Emre aynı değil. Keriman ile Müge ne kadar aynı ya da değil, henüz netleşmediyse de orada farklı bir tablo çıkabilir. ‘Birey’ olabilmiş öğretmen teyzesine Müge’nin, özellikle geleneksel kadınlığın cenderesinde ‘ev’den çıkmamış, o yüzden de hiç büyümemiş naif-kırılgan annesi Esma’ya (Devrim Yakut) nispetle, sempati ve temayül içinde olduğunu fark ediyoruz.
Fakat dizinin esasen dayı-yeğen kişilik karşıtlığı üzerinden, ‘eski’ ve ‘yeni hayat’ arasındaki ‘kültürel’ karşıtlığı resmetmeye çalışacağına kuşku yok. Çocukluk ve gençliğini geçirdiği, sakinlik, huzur, dayanışma demek olan mahalleyi şimdi bir şirket ortaklığıyla içinde olduğu zengin ama hızlı, huzursuz, rekabetçi hayat içinde özleyen Yunus, kaybettiklerinin âhını bu yeni hayatın anaforuna ‘bilinçsizce’ kapılmış yeğenine yönelik bir hınçla dışa vurmakta. Bilinçsizce yol alan yeğenin vicdanı da ‘uykuda’ olduğu için belli ki önümüzdeki bölümlerle tansiyon iyice yükselecek.

Dolayısıyla ‘Vicdan’, bir eski-yeni hayat karşılaştırması yapan, her iki hayatın karşımıza çıkardığı (ürettiği) insanlık halleri arasındaki farklara dikkatimizi çekmeye çalışan bir dizi. Orta yerde belli ki eski-yeni, olgun-genç, duygusal (tutkulu)-mantıkî (ticarî) farklı aşk örüntüleri olacak. Ama fonda da mahalle adabı, komşuluk (dayanışma) kültürü, baba-oğul çatışması, ev hanımlığı-iş kadınlığı kapışması, ‘hayatın şirketleşmesi’ temaları eşliğinde gelenek-modernlik (ve postmodernlik) etkileşim, titreşim ve gerilimlerinden kareler, seyrinize karşıcı çıkmak üzere bekliyor.
İlk bölümde gençlerin tehlikeli ‘hayta’lıklarını seyrederken önceki haftaların ‘kızlı-erkekli’ mevzusunu anımsadık; tivitırda geyiğini de yaptık biraz!.. Emre, Ati’nin gazına geldi, İbo’yu da (Yiğit Kirazcı) yanlarına çektiler ve iki kızı gece eve ‘attılar’. Tam bir ‘kızlı-erkekli muhabbeti’ çıktı karşımıza; hem de ne ‘muhabbet’! İçki, kaynayan kanlar, gizli gizli çalışan kameralar, sonra kavga eden oğlanlar, kızların çığlıkları, uyanan mahalleli, çıkan rezalet, çağrılan polis… Yani aylar öncesinden dizinin yazılıp hazırlandığını bilmeseniz hükümetin parmağı var bu işte diye şüphelenebilirsiniz!..

Tabii ki değil. ‘Vicdan’, evet belki ‘format’ itibarıyla muhafazakâr izlenim bıraksa da gayet belirgin eleştirel-çözümleme derdinde, ‘değişim’i durdurmaya değil anlamaya çalışan bir içerikle karşımıza çıkıyor. Tertemiz, sade, sağlam bir metin ve yapımla…
İzleyin, pişman olmayacaksınız!..