Korku kurguyu bekler!

Soru şu: 'Cemaat'le 'Parti'nin ve hükümetin ilişkilerinin 'bal-börek' olduğu o yıllarda STV dizilerinde bir 'kurmaca suçu' işlendiyse neden üzerine gitmek için bu kadar beklendi?! Ek olarak bu 'suç', o dönemde hükümet edenleri, buna göz yummuş veya kayıtsız kalmış olmaları noktasında hiç mi bağlamıyor?..
Korku kurguyu bekler!

Bu kadarını ben de tahmin etmezdim! Evet, hep vurguladık, özellikle popüler kültürü küçümseyen seçkinci entelektüel tavra ve bazı akademisyen dostlarımıza karşı; ‘popüler’, politiktir diye… Ama popüler kültür ürünü bir dizi için, kendisine karşı ‘darbe tezgâhı’nın parçası olduğu gerekçesiyle yargı süreci başlatacak bir iktidar pratiğine varacağımız benim bile aklıma gelmezdi.

14 Aralık ‘rövanş’ operasyonu kapsamında ‘Cemaat’in ideolojik aygıtı sayılan STV dolayımıyla belki Türkiye değil, dünya tarihinde de bir ilke imza atılarak iki televizyon dizisi deyiş yerindeyse sanık sandalyesine oturtulmuş görünüyor. Üstelik bunlardan biri, ‘Tek Türkiye’, çoktan yayından kalkmış olup hakkında geçmişe dönük bir işlem başlatılmış bulunmakta. Diğer dizi, bizim de üzerine çok kafa yorup yazı yazdığımız ‘Şefkat Tepe’ dizisinin devamı olan ‘Sungurlar’…

Pazar sabahı Zaman gazetesi ve STV’yi merkez alan operasyon kapsamında kanalda dört yıl önce yayınlanmış ‘Tek Türkiye’nin yönetmeni ile iki senaristi de gözaltına alınarak onlara senaryoyla ilgili sorular soruldu. Daha spesifik olarak, yönetmen ve senaristlerin ‘Hocaefendi’nin direktifleri doğrultusunda hikâyeye bazı tematik motifler ekleyip bir dinî cemaati ‘terörist’ olarak algılatma yollu kurgulamalar yapıp yapmadıkları sorgulandı. Gözaltına alınan daha önemli bir isim, Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın avukatı da müvekkiline ‘Tek Türkiye’ ve ‘Sungurlar’ dizilerinin bölümlerinden sorular sorulduğunu söylemiş.

Avukat Fikret Duran bu bilgiyi verdikten sonra, böyle bir soruşturmanın dizi sektörünü bitirecek mahiyette olduğunu, öyle ki senaryoyu yazanların da, oynayanların da, yapımcıların da, yayınlayan kanalların da ‘örgüt’ kapsamında soruşturmaya uğrayabileceklerini sözlerine eklemiş.

Bu, gerçekten de önceki yıllarda ‘Muhteşem Yüzyıl’a karşı yürütülmüş karalama kampanyasıyla kıyaslanabilecek, ancak ondan çok daha vahim bir örnek… ‘Hayal’le veya hayaletlerle savaşmak gibi bir şey bu ve başlığımızda işaretlemeye çalıştığımız üzere ‘korku’nun artık dağları değil, kurguları beklediğini düşündüren bir gelişme…

İddia edilmekte ki ‘Tek Türkiye’ ve ‘Sungurlar’da Fethullah Gülen’in güdümleyici-yönlendirici etkisi var. Peki, bu suç ise karşı-güdümleyici etkiye açık, burada sıralayabileceğimiz başka bir dizi yapımda da aynı suç işlenmiş değil midir? Yoksa, iktidarın güdümleyici etkisiyle kurgulandığında sanık sandalyesinden farklı yerde mi konumlanmak söz konusudur?!

O halde ‘Sungurlar’ın sanık olarak çağrıldığı mahkemeye ‘Kurtlar Vadisi’ni de tanık sıfatıyla ifade vermeye çağırabilirsiniz!..

Acaba bu ‘suçlu’ dizilerde ne vardı da böyle bir sorgu sürecine dâhil edildiler?..

Radikal’in haberde ‘şövalye’si İsmail Saymaz, önceki gün operasyon devam ederken sıcağı sıcağına yazdı. STV’yi içeren operasyon, ‘Tahşiyeciler’ adlı dinî gruba yönelik eski bir dava ile ilgiliymiş. ‘Cemaat’e karşı mesafeli olan bu ‘Nurcu’ oluşum, 2009’da Gülen’in onu hedef alan bir konuşmasından sonra ‘Tek Türkiye’ dizisinde aynı ‘töhmetli’ doğrultuda senaryoya dâhil edilmiş; ardından da polis takibine alınarak operasyona uğratılmış.

Soru şu: ‘Cemaat’le ‘Parti’nin ve hükümetin ilişkilerinin ‘bal-börek’ olduğu o yıllarda böylesi bir ‘kurmaca suçu’ işlendiyse neden üzerine gitmek için bu kadar beklendi?! Ek olarak bu ‘suç’, o dönemde hükümet edenleri, buna göz yummuş veya kayıtsız kalmış olmaları noktasında hiç mi bağlamıyor?..

Ayrıca Türkiye’de başka öyle diziler yayınlandı ki Hrant Dink suikastından Rahip Santoro cinayetine ve Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamına kadar pek çok korkunç olayda azmettirici olma iddiasıyla onları da sanık sandalyesine oturtmak mümkün olur!..

Tabii ‘Şefkat Tepe’den bir devam dizisi olarak henüz ilk sezonunda olan ‘Sungurlar’ın ne ile suçlandığı çok açık değil. Ancak ‘Şefkat Tepe/Sungurlar’ üzerine son bir yıldır kaleme aldığımız yazılardan hareketle böyle bir operasyonda bu dizinin de üzerine gidilmiş olmasını anlamlandırmak çok zor değil.

Parti-Cemaat sürtüşmesinin ayyuka çıktığı dönemden itibaren STV dizisinin kurgusal içeriği karşısında iktidar bariz bir zafiyet içinde oldu. Diziye karşı popüler kültür bazlı mukabeleler yetersiz kaldı. Her daim revaçtaki ‘Kurtlar Vadisi’ tüm popülerliğine karşın yine de ‘Şefkat Tepe’ye yönelik kararlı izleyici ilgisini ‘soğuramadı’. Bir ara ‘Kızılelma’ ile özellikle kurgusal içerik açısından karşı atak yapılarak denge sağlanmaya çalışıldı ama o da tutmadı. En son ‘Reaksiyon’la yüklenildi (ki bu, tam mânâsıyla Şefkat Tepe/Sungurlar’ın anti-tezi mahiyetindeydi) ama o da patlama yapmak şöyle dursun, elde patladı.

Buna karşılık operasyon sabahına açılan Cumartesi gecesi yayınlanan son bölümüyle ‘Sungurlar’, total izleyicide ikinci durumdaydı. Dizinin özet yayınının 10’uncu sırada olması da caba…

Merak ettiğim son nokta da şu: Acaba özeti bile ilk 10’da yer alan bu diziyi hanidir suçlamalara muhatap olduğu halde izlemeye devam edenlerin de yapımcı, yönetmen, senarist, oyuncular için ihtimal dâhilinde sayıldığı gibi suça ortaklıktan yargı önüne çıkarılma riski var mı?..

Tayfun Atay’dan ‘Şefkat Tepe/Sungurlar’ yazıları:

‘Şefkat Tepe’den reyting tepesine ‘Camia’ (link)

‘Şefkat Tepe’, El Nusra’ya karşı (link)

‘Şefkat Tepe’den son söz: “Bitiremiyceksiniz lan bizi!” (link)

Kurgular savaşı: ‘Kızılelma’, ‘Şefkat Tepe’ye karşı! (link)

‘Boyun kıtırtısı’nın önlenemez yükselişi: ‘Sungurlar’ (link)

‘Camia’, Sungurlar’la ses verdi: Yıkılmadık ayaktayız! (link)