Kurgular savaşı: 'Kızılelma', 'Şefkat Tepe'ye karşı!

Kızılelma'nın son bölümünde uluslararası terörist Elsa'nın (Wilma Elles) parmağını tetik yapıp doğrulttuğu, sonra da 'ateşlediği' bilgisayar ekranında Tayyip Erdoğan görüntüsü vardı.
Kurgular savaşı: 'Kızılelma', 'Şefkat Tepe'ye karşı!

Önce söyleyelim, Osman Sınav ‘Dombıra’ konusunda haklı. Yönettiği ‘Kızılelma’da bol bol dinlediğimiz ve dizinin en (belki de tek) çekici motifi olan bu türküyü o, AKP’nin seçim şarkısı olmadan çok önce kullanmaya başladı. Dolayısıyla ‘Kızılelma’nın bu türkü ile AKP propagandası yaptığını söyleyenler haksızlar ve diziye yönelik bilgisizlik örneği sergilemişler.

Ben aksine melodisi ve temposu çok etkileyici bu türkünün ‘parti’ tarafından seçim şarkısı olarak keşfedilmesinin ‘dizi’ sayesinde olduğu kanaatindeyim. Çünkü türküyü geniş bir kitlenin ilgisine açan bu dizi oldu. Dolayısıyla türkünün yolculuğunun AKP’den ‘Kızılelma’ya değil, ‘Kızılelma’dan ‘AKP’ye doğru olması daha muhtemel…

Bununla birlikte Sınav’ın, ‘Kızılelma’nın hiçbir siyasi partinin propagandasını yapma amacı gütmeden şekillendiği ifadesinin, son bölüm itibarıyla hayli sorgulanabilir hale geldiğini de kaydetmek durumundayım.

Bölümde, MİT bünyesinde faaliyet gösteren yakışıklı ajanımız Murat Altay (Furkan Palalı) Başbakan’a, ama bir ‘kurgusal başbakan’ karakterine değil, doğrudan doğruya ismiyle-resmiyle Recep Tayyip Erdoğan’a ‘dış güçler’ tarafından plânlanan suikastı önlemek için çırpınıştaydı!..

Bir otel odasında suikastın hazırlığını yapan uluslararası terörist Elsa’nın (Wilma Elles) parmağını tetik yapıp doğrulttuğu sonra da ‘ateşlediği’ bilgisayar ekranında Tayyip Erdoğan görüntüsü vardı. Sonra bir başka sahnede, bu defa televizyonda, bir açılış yaparken Erdoğan (ilk suikasttan kurtulmuş olmasını işaretle) yine karşımızdaydı. ‘Canlı’ sahnelerde de kafasıyla-bıyığıyla, endamıyla-adımlarıyla Erdoğan’ın tıpkısının aynısı bir ‘dublör’ bulmuşlar, onu izledik.

Bu ‘çok özel’ bölüme yapımın büyük önem verdiğini ve bölümün yemekli bir davet eşliğinde tüm dizi ekibinin katılımıyla izlendiğini biliyoruz. Hatta not etmem gerek, bu özel geceye beni davet etme nezaketinde de bulundular! Kendilerine bu vesileyle bir kez daha teşekkür edeyim!..

Ancak kıran kırana iktidar mücadelesi eşliğinde girdiğimiz seçim atmosferinde; üstelik dindar-muhafazakâr iktidar bloku bünyesinde bir iç-çatışmanın kıyasıya sürdüğü ortamda; ve olup bitenleri hükümet yandaşı herkesin ‘dış güçler’in oyunu olarak açıkladığı bir süreçte ‘Kızılelma’da başbakana, daha doğrusu Erdoğan’a suikast kurgusunda propagandif motif bulunmadığına benim ikna olmam da çok zor…

Bu noktadan hareketle bir spekülasyona gideyim! Bu ‘kurgusal açılım’ın, epeydir STV’de yayınlanan ‘Şefkat Tepe’nin ‘Cemaat’ten yana ve ‘Parti’ye karşı mevzilenmiş durumuna bir ölçüde ‘mukabele’ işlevi taşıdığını tahmin ediyorum.

Önceki hafta yazdığımız yazıda ‘Şefkat Tepe’ karşısında iktidarın zafiyetine değinerek bir popüler kültür ürününe karşı ‘politik kültür’ bazlı (yasakçı, sansür arayışlı) mücadele yürütüldüğünü belirtmiştik. Bununsa (tıpkı ‘Muhteşem Yüzyıl’da olduğu gibi) yalnızca diziye ilgiyi artıracağını eklemiştik. Özcesi hükümet, popüler kültürün dilinden anlamıyor, o dili konuşamıyor, daha doğrusu ‘konuşturamıyor’du.
Ben ‘Kızılelma’nın son bölümündeki ‘suikast’ temasını izlerken açıkçası ‘Şefkat Tepe’yi ve kaleme aldığım o yazıyı düşündüm. Arka plânını, sahne arkasını, kamera gerisini tabii ki bilmiyorum. Ama aklımdan geçeni de saklamanın âlemi yok: ‘Kızılelma’, ‘Şefkat Tepe’nin politik nokta atışları karşısında ‘popüler’ dengeyi sağlama yolunda motive olmuş gibi görünüyor.

Bu tahmin veya hissiyat doğru mu yanlış mı, izleyip göreceğiz.