Mekanikten 'Hümanik'e hümanist sorgulamalar

Steven Spielberg'in elinin değdiği 'Extant'ta mesele, insan gerçekliğinin biyolojik ve kültürel varlık alanlarının ara kesitinde yer alan 'ruhsal' varlık alanında gelip düğümleniyor.
Mekanikten 'Hümanik'e hümanist sorgulamalar

Halle Berry yıllar sonra Extant ile tekrar dizi ekranına döndü.

(Spoiler/Uyarı!)

Halle Berry’i yıllar sonra tekrar dizi film piyasasına çeken, Steven Spielberg’in de uygulayıcı yapımcı olarak elinin değdiği ‘Extant’, insanın biyolojik gerçekliği ile teknolojik gerçekliğinin gerilimli etkileşiminden, bu etkileşimin hepimizin kafasında yarattığı sorular, kuşkular ve kaygılardan beslenerek çıkış bulan bir bilim-kurgu…

13 ay boyunca uzayda kaldıktan sonra dünyaya dönen astronot Molly Woods (Halle Berry) kendisini beklenmedik şekilde hamile bulur. Oysa Molly kısırdır ve bu yüzden robotlar ve yapay zekâ konusunda seçkin bir bilim insanı olan kocası John (Goran Visnjic) tarafından imal edilmiş ‘android’ bir oğul sahibi... Ancak Molly ve John’un ‘oğlu’ Ethan (Pierce Gagnon), bilinen adroidlerden daha ötede, hayatın içinde kendi başına deneyim sahibi olabilecek noktaya kadar varmış, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırabilme yeteneğiyle var edilmiş bir ‘hümanik’tir (‘insanik’ de denilebilir).

Tablo yeterince çarpıcı: Üreme imkânına sahip olmadığı düşünülen bir kadın uzayda gizemli bir şekilde ‘biyolojik’ olarak hamile kalıyor. Dünyamızda ise insanlık, kısırlığa ‘geleneksel’ (bir anlamda hâlâ doğal/biyolojik) çare olarak başka insanların çocuklarını evlat edinme yerine, teknolojik ve yapay evlat ‘üretme’ yoluna gidiyor.

Gelecekte, ama bugüne çok da uzak olmayan bir gelecekte geçen hikâyede hayatın içinde karşımıza çıkması an meselesi diye düşünülebilecek bir dizi yenilikle seyir, cazip kılınmaya çalışılıyor: Banyo aynasına bir dokunuşla karşımıza çıkan televizyon ekranı; hareket-canlılık kazanan albüm fotoğrafları; kendi başına (otomatik) yol alan arabalar, şeffaf tablet bilgisayarlar gibi…

Ama insanın en ezeli ve ebedi ikiliği, bir canlı (biyolojik) varlık olmakla bir ‘canlı-üstü’ (kültürel) varlık olma gelgitindeki bitmez-tükenmez varoluş problemi değişmeksizin karşımızda!.. Molly ile Ethan arasındaki soğukluğu ve gerginliği hemen fark ediyoruz. Android oğul, annesi tarafından pek benimsenmiş görünmüyor. Ama onun ‘teknolojik’ babası John, kendisi açısından Ethan’ı bir doğal-biyolojik evlat kılmaya kararlı.

Tabii mesele, insan gerçekliğinin biyolojik ve kültürel varlık alanlarının ara kesitinde yer alan ‘ruhsal’ varlık alanında gelip düğümleniyor. İlk bölüm bu düğümlenmeyi çarpıcı biçimde aksettiren bir sahneyi nirengi noktası yaptı. John’un ‘Hümanik’ projesini mali destek alma yolunda büyük heyecanla takdim ettiği kurul toplantısında onunla yetkililer arasında geçen diyaloğa (özetle) kulak misafiri olalım. John anlatıyor:

- İçten içe hepimiz robotların insan olmadıklarını biliriz. Hümanik projesinin amacı insanlığı makinelere yaklaştırarak aradaki bölünmeyi birleştirmek, köprüyü kurmak. Bunu nasıl yapacağız? En baştan itibaren bağ kurmanın yollarını arayan yapay bir zekâ yaratarak… Günlük insan deneyimleriyle programlanmış bir zekâ… Bayanlar-Baylar, size ‘oğlum’u takdim edeyim! Ethan!.. (…) Makinelerin insana daha yakın olmasını istiyorsak onlara insanî deneyimler vermeliyiz. Çocukların öğrendiği biçimde öğrenmeliler. Bir hümanik beyni, yanlıştan doğruyu, kötüden iyiyi ayırmayı öğrenir. Tıpkı bizler gibi…”

- Dr. Woods, deneyiniz başarısızlığa uğradığında uygulanacak protokol nedir? ‘Kapatılmaları’ için bir acil durum plânınız var mı?

- Onları ‘öldürmek’ mi?!

- Kelime pek hoş değil belki ama evet.

- Çocuğunuz var mı?

- Kızım var.

- Onu öldürme plânınız var mı?

- Kızım bir insan.

- Farkı anlayamıyorum

- Kızımın bir ruhu var.

- Kusura bakmayın Bayan Doll, ama ruh diye bir şey yoktur. Sizin ruh dediğinize ben hayat boyu süren deneyimlerin toplam etkis derim. Kızınızın beynindeki sinir yollarında gezinen basit bilgiler…

- İnansanız da inanmasanız da Dr Woods, bu dünyada hâlâ bilimin açıklayamayacağı taraflarımız olduğuna inanan insanlar var.

- O insanlar birer geri zekâlı.

- Ben o geri zekâlılarda biriyim!

- Çok üzgünüm!

- Özrünüzü kabul ediyorum.

- Hayır, yani o geri zekâlılardan bir olduğunuz için üzgünüm diyorum.

- Bu ne cüret!

- ‘Oğlum’u ‘öldürmek’ için plânım olup olmadığını sorarak cüret gösteren sizsiniz!..”

John’un poziyonu bu. Fakat Molly’nin ‘hümanik’ oğul Ethan karşısındaki bilişsel ve duygusal pozisyonu bu değil ve o, John’un tatsız bir tartışmaya girdiği yetkili kadına daha yakın. Molly, Ethan’ın sevgiye benzer davranışları olsa bile sevgisi, yani bir anlamda ‘ruhu’ olmadığı kanaatinde.

Ayrıca Molly, nereden ve nasıl tohumlandığı henüz netleşmemiş bir ‘biyolojik’ çocuk bekliyor. Belli ki dizi, insanın biyo-psikolojik bağlılık arayışları ile tekno-mekanik yaratıcılık iştahı arasındaki ‘türsel’ ikilemi üzerinde düşünmeye bize Molly dolayımıyla, onun henüz karnındaki uzaylı (ama biyolojik) çocuğu ile karşısındaki dünyalı (ama teknolojik) çocuğu arasındaki duygusal karmaşası üzerinden çağrı yapacak. Hangisine bağlılık daha istedik, arzu edilir ve karşı konulmazdır? Biyolojik olarak var ettiğinize mi, kültürel olarak imal ettiğinize mi?.. Sorunun cevabı, insan gerçeğine ilişkin de büyük ipuçları barındırıyor mutlaka…

O halde izleyelim! ‘Fox Life’ta her Perşembe 20.15’te…