Muhafazakârlaşan televizyon, liberal 'yeni medya' (1)

Türkiye'de 'beyaz yakalılar' artık televizyon seyretmiyor. Tabii 'Gezi'nin itici gücü 'Y-kuşağı' da...
Muhafazakârlaşan televizyon, liberal 'yeni medya' (1)

'Yalan Dünya’nın reyting kaybına rağmen hâlâ devam edegelen reklam başarısı üzerine kaleme aldığımız yazı epey ilgi çekti. Önemli okur katkıları da geldi.

Bunlardan birini paylaşarak konunun bir başka boyutu üzerinde durmak istiyorum. Bu boyut, ‘gerçek zamanlı’ televizyon seyrini terk eden bir izleyici kategorisi ile ilgili. Söz konusu ‘terk’, kanımca reyting ölçümlerinde program sıralamasının (özellikle AB grubunda) değişiminde de rol oynadı.

Tabii bu aynı zamanda ve daha geniş çerçevede (artık ‘geleneksel’ nitelemesi atfetmek durumunda olduğumuz) ‘televizüel medya’ ile ‘yeni medya’ arasındaki ilişki bağlamında değerlendirilmesi gereken bir konu.

Önce okur mektubunu paylaşalım. ‘Yalan Dünya’nın reyting gerçeği’ başlıklı yazımıza geribildirim olarak Eren Baydemir şunları yazdı: 

“Eşim ve ben ‘Avrupa Yakası’nın tüm bölümlerini en az 3 tur izlemiş bir çiftiz. Tahmin edeceğiniz gibi ‘Yalan Dünya’yı da kaçırmadan izliyoruz. Her ne kadar ‘Avrupa Yakası’ndan sonra yeterince tatmin etmiyor olsa da oldukça iyi bir prodüksyon olduğunu düşünüyoruz.  

Fakat şöyle bir gerçek var (ki bunu TV kanalları hala anlayamıyor, anlıyorlarsa da nasıl kullanacaklarını bilemiyor): Biz bu dizinin bugüne kadar en fazla 2 veya 3 bölümünü TV’den izlemişizdir. TV’den gününü-saatini bekleyip reklamlarla şişirilip 3 saate uzayan dizileri kim izler ki?! Biz ve tanıdığımız tüm arkadaşlarımız bu diziyi (ve takip ettikleri diğer dizileri) iPad’den veya web’den izliyor. Artık belli bir kitle Digiturk veya D-Smart’tan değil, Apple TV ve iPad’ler ile bu yapımları takip ediyor. Öyle zamanlar oluyor ki evde günlerce Digiturk ‘receiver’ı açılmıyor bile...

İnternetteki izleyici kitlesinin değerinin algılanamaması, her ne kadar arkasında siyasi nedenler de olsa ‘Leyla ile Mecnun’ gibi bir dizinin sonunu getirdi; çünkü kimse TV’den izlemiyordu bu diziyi. Aynı şey ‘İşler Güçler’ için de geçerli. Hiçbir arkadaşım yoktu ki ‘İşler Güçler’in her bölümünü en az 3-4 kez izlemiyor olsun.

Yıl 2014 ve Türkiye’de hâlâ HULU veya NETFLIX gibi hizmetler yok. Medya holdingleri, sadece kendi kanallarını ve yapımlarını içeren internet platformları açıp kullanışsız ve ömrü 1 seneyi geçmeyecek ölü yatırımlar yapıyorlar ve internet üzerinden dizi izleyen kesimden düzenli reklam gelirleri elde edebilecekleri bir platform oluşturamıyorlar. 

Sanırım Kanal D ‘Yalan Dünya’nın arkasındaki bu gerçeği farketmiş olmalı ki şu ana kadar ses çıkarmadı. TV’den ulaştığının kat kat fazlasına iPad ve iPhone’lardan ulaştıklarını tahmin ediyor olmalılar, fakat onlar da bunu iPad üzerinden interaktif ve hedefli reklamlar yaparak değerlendiremiyorlar. Maalesef medya kuruluşlarımızda henüz internet yayıncılığını sürdürülebilir kılmak için gerekli vizyon bulunmuyor.”

Bu mektup, siyasi iktidarın mutaassıp-muhafazakâr reyting düzenlemesine paralel ve bu bakımdan adeta onun ekmeğine yağ süren bir noktayı işaret ediyor.

Yerimiz daraldı, o yüzden ‘bodoslama’ gidiyorum: Türkiye’de ‘beyaz yakalılar’ artık televizyon seyretmiyor. Tabii ‘Gezi’nin itici gücü ‘Y-kuşağı’ da… Bunların her ikisi de genel olarak seküler, liberal eğilimli ve ‘tüketim kültürü’nün etki çemberinde; ancak ikinci grup ‘çalışma yaşamı’nda çok yer almadığı için daha ziyade potansiyel olarak bu kültürün parçası…

O yüzden tartışmaya ‘beyaz yakalılar’la sınırlı olarak devam edelim, ama yarın!..