Norman Reedus'la söyleşi: Hayatta da herkes zombiliğe enfekte!

'The Walking Dead' önümüzdeki hafta 4'üncü sezon finalini yapacak. Bir 'zombi patlaması'nın dünyayı insanlığa dar ettiği bir 'kıyamet' halinin, yaşadığımız gerçek hayata dönük kışkırtıcı imalarla sunulduğu diziyi ne kadar önemseyip sevdiğim malûm.
Norman Reedus'la söyleşi: Hayatta da herkes zombiliğe enfekte!

‘The Walking Dead’ önümüzdeki hafta 4’üncü sezon finalini yapacak. Bir ‘zombi patlaması’nın dünyayı insanlığa dar ettiği bir ‘kıyamet’ halinin, yaşadığımız gerçek hayata dönük kışkırtıcı imalarla sunulduğu diziyi ne kadar önemseyip sevdiğim malûm. Bu ilgi ve sevgi karşılıksız kalmadı! Fox International Channel, dizinin başrol oyuncularıyla dünyanın farklı ülkelerindeki televizyon yazarlarını buluşturma yolunda Türkiye’den de bana çağrı yaptı. Memnuniyetle kabul ettim ve üç isim önerdim. Ama en çok görüşmek istediğim, Norman Reedus’tu. ‘Nam-ı diğer’, demek yanlış olur, (aşağıdaki röportajda yer alan ifadelerin de düşündüreceği üzere) ‘nam-ı esas’ Daryl Dixon!.. Dizinin de hikâyenin de ‘kendini yaratan adam’ı, bir başka deyişle…

Birinci sezonda ara ara beliren Daryl Dixon’ı Norman Reedus olağanüstü performansıyla, izleyen sezonlarda ana karakter haline getirdi. Daryl, doğallığı, inandırıcılığı, içtenliğiyle dizinin giderek en çok izlenen ve sevilen karakteri oldu. Bir ‘anti-kahraman’ olmaktan da çıkıp düpedüz ‘kahraman’a dönüştü. Artık zombiler karşısında yok olma riski çok yüksek insanlığın en son ayakta kalan temsilcisi olacağına hemen herkesin inandığı, ok ve yayı ile sembolleşmiş bir ‘avcı-savaşçı’ Daryl… Ve sonunda Reedus’a ‘People Choice Awards-2014’te en sevilen televizyon kahramanı ödülünü de kazandırdı.

Norman Reedus’la hem kendisi hem de ‘Daryl’ üzerine Kaliforniya’dan telefonla gerçekleştirdiğimiz görüşme aşağıda. Bu fırsatı sunan FIC Türkiye’ye ve kanalın iletişim danışmanlığı ajansı SOBRAZ’dan sevgili Reyhan Doğan’a teşekkürlerimi iletiyorum!..

‘Daryl Dixon’la başlayalım! ‘The Walking Dead’in beklenmedik şekilde popülerleşmiş, sürpriz bir karakteri o. Dizinin dayandığı orijinal çizgi romanda da yok ayrıca. Sen ona hayat üfledin diyebiliriz. Onu anlat! Neden bu kadar sevildi?
Daryl oldukça ilginç bir adam. Sözünün eri, dürüst biri. Ama bence en çarpıcı nokta, ondaki değişimi izlemek. Çünkü biliyorsun, dizide ilk ortaya çıktığı zaman, geçmişte uğradığı haksızlardan dolayı çok çabuk incinen, hemen kızıp öfkelenen biriydi. Çok ama çok utangaçtı. İnsanların gözlerine bile bakamıyordu. Kesinlikle çok sert, bir anlamda da hayatını harcamış biriydi. Ancak abisi devre dışı kaldığında kendini bulmaya başladı. Malûm o, abisi gibi olmak istiyordu. Kendisinden, yani hâlihazırda mevcut halindense utanan biriydi. Nereye yol aldığını bilmeyen biriydi. İşte bu adamın kim olduğundan mutlu bir noktaya geldiğini izlemek, kendisinde hiçbir sorun olmadığının ayırdına varmasını izlemek çok çekici. Daryl, kendisinin değerli olduğu hissine çevresindekiler aracılığıyla kavuştu. Bunun sonucunda da içinde bulunduğu o çok umutsuz ortamda bile mücadele etmek için bir neden buldu. Ve hayatında ilk defa bir ‘insan’ olmaya başladı. Saygıdeğer seçimler yapmaya başladı. Onun geçirdiği bu evrimi izlemek insanlara gerçekten çok ilginç geliyor. Ve o hâlâ da bu evrimi geçirmeye devam ediyor. Umuyorum ki insanlar da onu izlemeye devam edecek. Kesinlikle bir oyuncu açısından da canlandırılması çok ilginç bir karakter o. Yağmurda sırılsıklam olmuş halde bulduğunuz bir hayvan gibi! Eğer ona yaklaşmaya kalkarsanız sizi ısırmaya çalışabilir. Ama onu içeri alıp beslerseniz, sevginin sıcaklığını sunarsanız sizi ömür boyu izleyebilir. Sanırım Daryl bu özelliklere sahip.

Söylediklerinden hareketle şöyle düşünebilir miyiz: Bu zombi kıyameti, Daryl için bir kendini keşfetme, kendini onarma imkânı sundu. Aslında önceki hayatı da böylesi bir kıyametten farksızdı. Çocukluğu, gençliği feci geçmiş, tacizler vs… Yani zombiler ona ‘kıyamet’ten çok ‘selamet’ yolu açtı desem, katılır mısın?

Kesinlikle katılırım! Bunu söylemek karşımızdaki olayların böylesine feci gelişmesine bakarak belki garip gelebilir ama bütün bu olup bitenler ona tamamen farklı bir insan olma fırsatı verdi. Senaryonun başlangıçta karşımıza çıkan ve Daryl’ın ırkçı düşüncelere sahip olduğu, uyuşturucu kullandığı kısımlarında yapımcılara dedim ki bana bunları yaptırmayın! Ben Daryl’ı daha önceki yaşamından ve yaptıklarından rahatsızlık duyan biri olarak canlandırmak istedim. Ve şimdi o, bana bu küresel trajedide bir başka biri olma fırsatını sundu! Biliyorsun, aynen gerçek yaşamdaki gibi! Zamanın önemlidir, söylediklerin önemlidir, o zamanın içinde ne yaptığın önemlidir. Ve Daryl, gerçekten pek çok yönden onu çok daha iyi bir insan yapacak kararlar veriyor. Evet, bu zombi kıyameti onun önünde yeni bir dünyanın kapısını araladı. Hâlâ çok sefil bir durum var ortamda şüphesiz ama Daryl, olmaktan gurur duyacağı biri olma yolunda ilerliyor.

Başta dediğim gibi ‘Daryl’ kendisini, daha doğrusu sahiciliğini Norman’a borçlu! Sen ve Daryl arasındaki bağlantıdan bahset! Karakter, huy, mizaç olarak benzerlikler var mı?
Var, oldukça çok. Ben de son derece zor, rahatsız, uygunsuz davranışları olan biriyim. Sosyal olarak da çok eğlenceli, şakacı bir tip olduğum söylenemez. Ne diyorsam o odur. Arkadaşlarımın bana çok nazik ve iyi davranmasını isterim. Arkadaşlarıma çok bağlıyım. Evet, biz ikimiz pek çok benzerliğe sahibiz ama farklılıklarımız da var. Ben New York’luyum. Gerçek anlamda [Daryl gibi] bir taşra çocuğu değilim. Ve buna rağmen benzerlikler çok. Kız-erkek ilişkilerinde, diyaloglarında ben de ne yapacağını bilemeyen, sarsak biriyim. Her şeyi nazik, güvenli, rahat bir şekilde, tereyağından kıl çeker gibi yapabilen biri değilim hiç. Yine Daryl’a benzer şekilde arkadaşlarımı kendime çok yakın kılarım ve onlar için her şeyi yaparım. Gerçekten çok benzerliğimiz var.

‘Daryl Dixon’la ‘simbiyotik’ yaşamak nasıl bir şey? Oynadığın karakter, kişi ya da aktör olarak sana galebe çalıyor, hayatını gölgeliyor mu? Bunalıp yeter artık çok ileri gitti bu iş dediğin oluyor mu?

Hayır, hiç değil. Ben bunu çok seviyor, tadını çıkarıyorum. Evet, bu benim çok zamanımı alıyor ama çok severek, isteyerek yaptığım bir şey. Dolayısıyla hiçbir sıkıntı yok. Fakat tabii insanlar dizideki Norman’ı biliyor, onu dizideki aktör olarak tanıyor. Pek çok zaman insanlar sokakta bana ‘Daryl’ diyor. Bu çok komik. Bana ok ve yayın nerede diye soruyorlar.

Ben de stres altındayım sana Norman yerine Daryl dememek için!

Bu çok oluyor. Ama normalde daha çok eğlenceli bir şey bu. Pek çok insanla tanışma, buluşma fırsatım oluyor. Onlarla bu yaptığım iş üzerine konuşuyorum ve onlar bu yaptığım işi, Daryl’ı çok seviyor görünüyorlar. Bu, benim için bir nimet, şükredilecek bir şey! Şimdi bile oyuncu yönetmeniyle, yapımcılarımla, senaristlerimizle sürekli konuşuyorum ve işe geri dönmek için hazırlanıyorum. Sonra izleyip nasıl olduğuna bakmak ve sonra tekrar gitmek, çalışmak! Bunu çok seviyorum.

Bu yakınlarda sinema ya da televizyonda başka yeni projeler var mı?

Yeni bir sinema filmi var başlamak üzere olduğum… Adı ‘Air’ (Hava). Üstelik bu bir Robert Kirkman [‘The Walking Dead’ çizgi romanının yazarı] yapımı; Brian Kavanough-Jones’la birlikte. İki karakterin dünyasına bir yolculuk diyebilirim. Bir tür ölümüne savaş bu ve yeraltına doğru yol alıyoruz. Djimon Hounsou bana eşlik ediyor. Büyük bir aktör o. İkimiz, birbirimizin kafasının içine giriyor, birbirimizle uğraşıp sorunlar yaratıyoruz. İki hafta içinde Vancouver’da başlayacak. Ondan sonra diziye geri döneceğim. Daha sonra da muhtemelen Atlanta’da bir başka film projesine başlayacağım.

Diğer işler nasıl? Modellik, sanat ve fotoğrafçılık faaliyetleri?

Hepsi gayet iyi gidiyor. Bir fotoğraf kitabım çıktı. Tüm kitapçılarda var ve gayet de iyi satıyor. Adı, ‘The Sun’s Coming Up… Like A Big Bald Head’ (‘Güneş Doğuyor… Koca Bir Kabak Kafa Gibi’). Her yerde var. Online olarak da edinebilirsin, bigbaldbook.com’dan…

‘The Walking Dead’ üzerine de konuşalım biraz! Bu, bence bir ‘korku-fantezi’ olmanın ötesinde mevcut insanlık halimize göndermelerde bulunduğu da ileri sürülebilecek bir dizi. İzlerken küresel ‘tekno-ekonomi-politik’ işleyişin bizi nasıl bir ‘zombileşme’ sürecine soktuğunu da düşünüyorum ben sık sık. Bu konuda yorum yapmak ister misin?

Evet, kesinlikle benzerlikler var ortada. Hatta biraz kişisel olarak eklemem gerekirse, insanların karşı karşıya oldukları sorunla uğraşmaları açısından dizide olanlarla gerçek hayatta yaşananlar arasında da benzerlikler var denilebilir. Hayatta da her şey aynen dizideki gibi; herkes ‘enfekte’ halde, herkes kendince bir çıkış yolu arayışında ve/fakat herkes er ya da geç hasta olacak!.. Bundan dolayı da ne söylediğin, ne yaptığın önemli. Ayaklarının yere basması gereken noktalar da belli. Kim olmak istiyorsun? Ne için mücadele etmek istiyorsun? Ve ne için uğraşmak, mücadele etmek, savaşmak istemiyorsun?.. Evet, sanırım gerçek hayattaki halimiz, sorunlarımız, çıkış arayışlarımızla her bakımdan benzerlikler var.

Türkiye’de bulundun mu? Burada seni heyecanla karşılamaya hazır bir hayran kitlesi var! Yanlış anlama, Daryl kadar Norman’ı da!..

Çok isterim tabii. İstanbul’a geldim daha önce. Hem de iki defa. Çok sevdim ve tabii tekrar gelmek ve insanlarla buluşmak isterim. İstanbul çok güzel bir yer. Ve gerçekten kahveniz de çok güzel!..