Özgürlüğe kaçak, taassuba 'kaçık' gelinler!

'Kaçak Gelinler'in bir 'Y-Kuşağı' dizisi olduğu belirtilebilir. 'Y-Kuşağı' bir hedef izleyici kitlesi olarak alındığı kadar bu kuşağa dokundurmalarla da yol alınacağı anlaşılıyor.
Özgürlüğe kaçak, taassuba 'kaçık' gelinler!

‘Kaçak Gelinler’ ilk bakışta hiç şüphesiz fazlasıyla çeviri kokan bir dizi. Yer yer bir romantik Hollywood komedisi izliyor hissine kapılabilirsiniz. Fakat öyle sahneler, daha doğrusu ‘enstantaneler’ var ki bir Tinto Brass seks komedisi izliyormuş hissine de kapılabilirsiniz!..

Bu ilk izlenimlerin, kimine itici, kimine çekici gelebilecek etkilerinden öteye geçip dikkati zinde tutmaya devam edebildiğinizde ise dizinin toplumsal, kültürel, hatta politik dertleri de olan bir tematik içeriği olduğunu düşünme noktasına geliyorsunuz.

YENİ MEDYANIN BİR HİCVİ

Bu noktadan hareketle değerlendirmek gerekirse ‘Kaçak Gelinler’ bir yönüyle ‘yeni medya’nın kültürel işlevleri üzerine hiciv denemesi olduğu öne sürülebilecek bir dizi. Öyle ki bu, kendi ‘doku’su bağlamında bile söz konusu edilebilir. Karakterlerin “Ne alâka” dedirtecek kadar hızla, paldır-küldür etkileşime sokulması; devamla, birbirlerine ısındırılmaya dahi üşenilerek bir çırpıda can-ciğer kuzu sarması yapılmaları; ilaveten, olayların gayet ‘tasarruflu’ biçimde ve pek fazla arka plân bilgilendirmesine gerek duyulmadan, adeta ‘tık’lama usulü geliştirilmesi… Denilebilir ki bunlar dizinin 140 karakterle yazar, konuşur, tartışır ve de düşünür hale gelmiş kesimlere kendini izletirken aynı zamanda onlara ayna tutmasına da vesile oluyor.

Tabii görsel kültür dünyamızın iki etken unsurundan geleneksel-televizüel medyanın giderek artan ölçüde yeni (sibernetik) medya dolayımıyla yol (ve nefes) alabilir hale geldiğini işaretleyen kesitlerin ilk bölümün ayırt edilmesi gereken bir başka yanı olduğunu eklemeden de geçmemek gerekir.

HEDEF KİTLE Y-KUŞAĞI

İkinci ve yukarıda kaydedilenlerle bağlantılı olarak ‘Kaçak Gelinler’in bir ‘Y-Kuşağı’ dizisi olduğu belirtilebilir. ‘Y-Kuşağı’ bir hedef izleyici kitlesi olarak alındığı kadar bu kuşağa dokundurmalarla da yol alınacağı anlaşılıyor. Bu, kaçınılmaz olarak diziye örtük veya belli-belirsiz bir politik motivasyonun da eklemlendiğini düşündürüyor. ‘Gezi ruhu’nu yansıtan renkli merdivenlerin dizide yolumuza çıkmasının rastlantısal olmadığı kanısındayım. Dolayısıyla ‘Kaçak Gelinler’, ‘seküler toplum’un, özellikle de onun gençlerinin özgürlüklerini baskılayan ve bu baskıyı özellikle ‘sosyal medya’ üzerinden kristalleştirmiş bir iktidar taassubuna tabir caizse ‘dil çıkaran’ bir çalışma…

Nihayet üçüncü olarak ‘Kaçak Gelinler’ ‘dişil’ (‘feminen’) bir dizi. Daha doğrusu ‘girl power’ vurgulu bir dizi demek lâzım!..

Hikâyenin merkezinde üç genç, uçuk ve de ‘kaçık’ kadın var. Kurnazlıkla nikâh masasına oturttuğu ama son anda yine elinden kaçırdığı erkeği, kendisinin bir ‘kaçamak’tan ibaret olmadığını ispatlamak istercesine ‘kaçık’ça kovalayan Şebnem (Selin Şekerci)… Sıradanlığa tutsaklığı simgeleyen bir erkekle izdivaç seçeneğinden sıra dışı hayallere ‘astroloji’ kılavuzluğunda kaçan Almila (Açelya Topaloğlu)… Ve de hayatını kendi hayatına mal etmek isteyen bir adamın, yani ‘mal derdinde bir kasap’ın elinden son anda can havliyle bir ilk gençlik aşkına ‘platonikçe’ kaçan Kainat (Deniz Baysal)… Ataerkil gerçeklikten imkânsız hayallerin peşi sıra kaçan bu üç genç kızın yolları, evet, bir ‘rüya’ kabilinden kesişir ve buluşurlar. Müteakiben, peşinden koştukları hayallerle mutlaka ki asıl gerçeklikten çok daha fazla yakışacakları ‘sanal gerçeklik’ aleminde bir ‘fenomen’ haline gelirler.

Bundan sonrasını henüz bilmiyoruz ama belli ki kaçtıkları ‘asıl gerçeklik’ peşlerini pek de bırakacak gibi değil. Güle-oynaya, hoplaya-zıplaya seyredip göreceğiz!..