Peki, Acun sen Survivor'a katılır mıydın?

Bu sezon başında, ilk 'Survivor' yazımızın ardından Acun Ilıcalı ile bir görüşme yaptık. Kendisi benim 'Ünlüler' kategorisine daha ziyade 'çaptan düşmüş' olanların katıldığı, hâlihazırda ünlü olanların rağbet etmediği iddiama kibarca itirazda bulundu.
Peki, Acun sen Survivor'a katılır mıydın?

Ben bu satırları kaleme alırken kazananı henüz belli olmayan ‘Survivor’, yazı okura ulaştığında sonuçlanmış olacak. Ve büyük ihtimalle Turabi kazanacak. Yanılmayı çok isterim! Ama Recep Tayyip Erdoğan karşısında Ekmeleddin İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanı olma ihtimali ne ise Turabi karşısında Gökhan Keser’in ‘survive’ olması da o kadar ihtimal dâhilinde!..

Tabii ki çıkmamış candan ümit kesilmez. Ayrıca baştan beri bir ‘kabadayı’, daha da öte ‘zorba’yı oynayan Turabi karşısında iyi huylu, güzel yüzlü, halim-selim Gökhan’a da bir destek yoğunlaşması olabilir. Yoksa bu, bir ‘hüsnükuruntu’ (‘wishful thinking’) mudur?!

Tabii ihmal edilemez bir Türkiye gerçeği var. ‘Kitle’mizin ortalamasını en çok temsil eden, isteseniz de istemeseniz de çok muhtemeldir ki kazanacaktır. Ayrıca, eğer istemiyorsanız alternatifiniz ne diye sorduklarında göze/dişe dokunur bir cevabınız olması gerekir.
AKP ve Recep Tayyip Erdoğan karşısında bir seçenek üretemeyen Türkiye sosyo-politiği gibi, Turabi karşısında da “İyi de o değilse kim” sorusuna cevaben işaret edilebilecek bir figür çıktığı pek söylenemez bu sene ‘Survivor’da…

‘Gönüllüler’i geçelim! ‘Ünlüler’ takımı (performans olarak değilse de) ‘spektaküler’lik, yani göze hoş gelirlik, izlemeye değerlik, temaşa edilebilirlik olarak sanırım ‘Survivor’ tarihinin en sönük kompozisyonuydu. Özellikle bu bakımdan, Turabi baştan beri rakipsiz olarak tek başına geldi. (‘Survivor’a ilişkin, sonuç belli olduktan sonra kaleme alacağım kapanış yazısında ondan detaylıca söz edeceğim için burada geçiyorum.)

Survivor'un şampiyonu Turabi oldu


Daha önce de değindiğim üzere şu izlenime sahibim: ‘Survivor’a katılım motivasyonu olarak ‘Ünlüler’le ‘Gönüllüler’ arasında ciddi bir fark var.

‘Ünlüler’, anlaşılıyor ki biraz ‘değişiklik olsun’ diye ve daha önemlisi Acun’dan gelen teklif üzerine ‘Survivor’ serüvenine atılıyorlar.
Bu sezon başında, ilk ‘Survivor’ yazımızın ardından Acun Ilıcalı ile bir görüşme yaptık. Kendisi benim ‘Ünlüler’ kategorisine daha ziyade ‘çaptan düşmüş’ olanların katıldığı, hâlihazırda ünlü olanların rağbet etmediği iddiama kibarca itirazda bulundu. İtirazını temellendirme yolunda da sözgelimi Türkiye’nin gururu millî sporcu kadınları-erkekleri nasıl ikna ederek yarışmaya çektiğini, buna mukabil kapısını aşındıran bazı ‘geçkin’ ünlüleri reddetmek için de nasıl akla karayı seçtiğini belirtti.

Söylediklerini dikkate almakla birlikte bunun benim iddiamı tamamen yanlışladığı kanaatinde değilim. Ancak belirttikleri, bize bir başka tartışma kapısı aralıyor.

Açık ki Acun Ilıcalı ‘Survivor’ için kayda değer ünlü isimler bulmak için çaba sarf ediyor ve (muhtemelen ‘Gönüllüler’ kategorisinde hiç olmadığı üzere) belli isimlere teklifler götürüyor.

Nitekim Ahmet Dursun önceki gün ‘Survivor’ hikâyesini özetlerken nasıl ‘Acun Abi’si tarafından ‘iki dakika içinde’ ikna edildiğini açıkladı bize…

Güzel, ama katıldıkları oyunda yıllar içinde emekle inşa ettikleri şöhret, üstelik hemen hiçbirinin pek de harcı olmayan alanlarda alabildiğine tartıya vurulup sarsıntıya uğratılıyor ve genellikle de ‘madara olma’ noktasına varan sonuçlarla kös kös eleniyorlar.

Kısacası Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma riski alıyorlar, çünkü karşılarında korkunç bir meydan okuma ile duran rakipler var. Onlara ‘Gönüllüler’ demenin de çok doğru olduğu kanısında değilim. ‘Gönüllü’ değil, arzulu, hırslı, hınçlı ve en önemlisi (hem servete, hem de şöhrete) ‘aç’lar… Ve onlar, Acun Ilıcalı’ya yalvar-yakar olarak ‘Survivor’a katılmış olup hayatlarının bu mucizevi şansını en iyi şekilde değerlendirmek için her şeyi yapmaya hazırlar.

Üstelik belki gündelik hayatta karşılaşsalar kendilerine çok fazla erişim imkânı dahi bulamayacakları insanlarla eşit zeminde bir aradalar.
Burada motivasyon açısından ‘Ünlüler’le ‘Gönüllüler’ arasında, ikincilerden yana bir ‘asimetri’ var. Ve bu, her geçen yıl daha da belirginleşiyor.

Böyle düşünüyorum ama bu tabii ki sorgulanabilir. Belki bunu da tartışırız Acun’la…

Ama tartışsak da tartışmasak da şu soruyu sormama izin versin: Sevgili Acun Ilıcalı, ‘ünlüler ünlüsü’ Acun Ilıcalı, sen şöhretin zirvesinde bir figür olarak ‘Survivor’a katılmayı düşünmez misin? Daha doğrusu düşünür müsün? Dosdoğrusu, katılır mısın?..

Belki “Yaş geçti” diyebilirsin. (Gerçi ne Mustafa Topaloğlu kadar yaşlısın, ne de bu seneki ‘Ertunga Baba’ senden gençti!) Peki, 10 yıl önce ‘Acun Firarda’yı yapan o çok daha genç ve dinamik adam, şimdiki şöhreti geçtim, o zamanki konumuyla bile katılmayı seçer miydi dersin?..

Sor bakalım, ne cevap verecek?!