Realite şovdan 'şovun realitesi'ne

Merve Büyüksaraç'ın 'Survivor'a dair sözleri, onu mağlubu olduğu yarışmanın neredeyse sosyoloğu olma noktasına getiriyor

Acun Ilıcalı ve ‘Survivor’ üzerine epey yazıp çizdim. Ama yine, yeniden yazmayı gerektiren gelişmelerin ardı arkası kesilmiyor. Acun’la mahkemelik olan Merve Büyüksaraç’ın pazar günkü Radikal’de Aslı Barış’a verdiği röportaj gibi... Merve, söyledikleriyle bizi realitenin şovunu seyirden çıkarıp ‘şovun realitesi’ni görmeye çağırıyor.
Bir ‘meşhurluk moderatörü’ denilebilecek Acun’un karşısına bu şekilde çıkan ikinci kadın Merve... 2010 yılında sadakatsizlik nedeniyle boşanma davası açan Acun’un eşi Zeynep Ilıcalı ilkti. Acun, ilişkisini ‘şöhret ve zenginliğin bedeli’ diye açıklasa da bu mazereti tatmin edici bulmayan karısı ‘bedel’i 25 milyon lira (Acun’un o zamanki servetinin yarısı) olarak belirleyip mahkeme kapısına dayanmıştı o yıl...
Şimdi Acun bir kez daha, bir başka kadınla mahkemelik. Bu defa davayı açan kendisi, daha doğrusu şirketi. Ve ‘Survivor’dan elenen Merve Büyüksaraç, yaptığı konuşmalarla yarışma öncesi imza attığı gizlilik sözleşmesini ihlal ettiği gerekçesiyle 500 bin liralık tazminat davasıyla karşı karşıya... Ama o da bu ‘rest’ karşısında geri adım atmayıp ‘hodri meydan’ demiş durumda. En son yukarıda bahsettiğimiz röportajında açıkça belli bu...
“Acaba elenmeyip uzun süre kalıcı olsaydı, belki de birinci çıksaydı konuşur muydu?” sorusu herkes gibi (cevabı da malum biçimde) benim zihnimde de gezinmekle birlikte Merve’nin bazı ifadelerini ‘Meşhuriyet Türkiyesi’nin ahvaline ışık tutma yolunda işlerliğe sokmayı çok isterim. Ancak tabii ki yargıya intikal etmiş bir mesele üzerine konuşmak zor ve tehlikeli. O yüzden Büyüksaraç’ın röportajdaki iddialarını yorumsuz sunmak, en azından yorumu okuyanların ‘feraset’ine bırakmak durumundayım. Bize sert, çetin, amansız doğa koşullarında ‘gerçek’ bir hayatta kalma mücadelesi sergilendiği izlenimi verilen şovda şunların yaşandığını söylüyor Merve:
“Haftada iki kez herkese yemek dağıtılıyordu. Bir de yağmur yağdığı günler, bir cip gelip hepimize yemeklerimizi veriyordu. ... Adada ekibin kaldığı bir çadır vardı. İhtiyaçlarımız olduğu zaman oraya gidip orada kalan ekipten istiyorduk. Hepsi de bize yardımcı oluyordu. ... (Mustafa Topaloğlu’nun 10 bölümlük sözleşmesi olduğu iddiasına ilişkin) Net bir ‘duyum’. Bunu Acun Medya çalışanlarından öğrendim ve tabii ki bu isimleri mahkemede açıklayacağım”.
Bu söylenenlerin doğru olup olmadığı mahkemede netlik kazanacak. Ama Merve’nin sarf ettiği sözler arasında (iddiadan ziyade ‘değerlendirme’ niteliğinde) biri var ki onu hayattan, daha doğrusu ‘topraktan öğrenip’ ‘Survivor’ın mağlubu olmanın ötesinde adeta ‘sosyoloğu’ olma noktasına getirmekte. Yarışma birincisi Nihat Altınkaya’nın kendisine yönelik kullandığı “Emeğimize saygısızlık etti” cümlesine karşılık, ‘şovun realitesini’ faş eden bu sözler, değme popüler kültür eleştirmenine taş çıkaracak mahiyette:
“Emek bir şey üretmektir, orada ne üretmişler acaba? Para kazanmak için arkadaşlarını harcamak ve üç maymunu oynamak ‘üretim’ ise onlara diyecek sözüm yok.”