'Sevim'li şov kuvözden çıksın!

Sevim Gözay'lı 'Bazıları Sıcak Sever' zamanlaması iyi, ama olgunlaşmak için zamana ihtiyaç duyan bir Talk Show.

Sevim Gözay’ın ‘SKYTürk 360’deki ‘late night talkshow’u bir ‘erken doğum’ izlenimi bırakıyor bende. Ama bir ‘ölü doğum’ olduğunu düşünmüyor, olmamasını da diliyorum! ‘Erken doğum’dan kastım Gözay değil. O yeterince deneyimli. Sanırım sunucu koltuğu ile yönetmen koltuğu arasında bir ‘senkron’ sıkıntısı var ve bundan kaynaklanan her şey programa yansıyıp Gözay’ın başına patlıyor.
Bu ‘prematüre’ halden bir an önce çıkılmasında yarar var. Çünkü dini programlarda olduğu gibi ‘talkshow’larda da ‘eril’ hava solumaktan gına geldi! Şöyle bir düşünün, gece kuşağı ‘talkshow’larında aklınıza gelen isimlerin çoğu erkek değil mi? (eskiden yeniye, Aziz Üstel, Rüstem Batum, Cem Özer, Nedim Saban, Kürşat Başar, Okan Bayülgen, Beyazıt Öztürk, Mesut Yar...) Neden, mesela haber ve tartışma programı sunuculuğunda kırılmış erkek egemenliği burada büyük ölçüde sürmekte? ‘Konuşma kültürü’nde erkeğin ‘merkez’ olma hastalığına dikkat çeken sosyolinguistleri yâd ettiren bu tablo, hak mıdır?!
Değilse, kadın-merkezli bir ‘talkshow’a fazlasıyla ihtiyaç duyulduğu kesin. O halde, program doğru zamanda ama ‘yapısal’ olarak erken doğmuş demek daha doğru. Keşke sıkı bir ön hazırlık sürecinden geçilerek belli bir ‘olgunlaşma’ sağlanıp ekrana sürülseydi!..
Her ne olursa olsun, programın laf edilemeyecek bir yanı varsa o da adı... ‘Bazıları Sıcak Sever’, bizi neredeyse “İçerik hiçbir şeydir, isim her şey” deme noktasına götürecek çekicilikte. ‘Marilyn’ çağrışımlı bir gece yarısı muhabbetine kim ne diyebilir?!
Gözay da bu isimle müsemma bir ‘imaj’la karşımızda ve program için uygun. Onu yıllar öncesinden ‘Kozmopolis’ programından hatırlıyorum en çok. Orada da hem ‘serin’ hem esrarlıydı. Bir de Yaşar Nuri Öztürk’ün (ekranda pek çok kez sergilediği) yersiz kaprislerine canlı yayın ortasında takır takır verdiği ayarı unutmuyorum. Demek ki o hem serin, hem sert; hem gizemli, hem hırçın; hem şuh, hem şedit... Eh, bir kadın ‘talkshow’ sunucusunda daha ne olsun?!.
Dolayısıyla aksaklıkların üstesinden gelinmeli. Teknik konulara girmek çok harcımız değil ama izlenimim o ki programın mekân düzenlenimine de pek özen gösterilmemiş. Sadece mecazi anlamda değil kelimenin tam anlamıyla ‘oturaklı’ bir stüdyo ortamına ihtiyaç var. Ne konukların ne de Gözay’ın rahat, kasmadan oturabildiğini görüyoruz. O kadar ki Gözay’ın albenisini bozan tek nokta oturuş biçimi ki o da koltuktan kaynaklanmakta gibi...
Ama esas, yukarıda da değindiğimiz üzere kamera önü ile arkası arasında kendini dışa vuran mutabakat eksikliği sorun. Gözay kulağına gelen uyarılarla sık sık şaşalıyor, söyleyeceğini unutuyor. Sıkıntı kimden ne kadar kaynaklı bilemiyoruz
ama gidermek ‘reji’ye düşer. Oysa reji, kendini programda müdahil olarak fark ettiriyor
sık sık. Bu, olmamalı. “Güçlü devlet, sağlam mideye benzer; varlığını hissetmezsin” derler.
İyi bir reji de öyledir.