Survivor-2: 'Kadınlık', 'erkeklik' ve iktidar oyunları

Fizik üstünlüğü bırakın, psikolojik üstünlük de açık ara Turabi'de. Bu durumda 'Ünlüler' takımında 'erkeklik' tablosu vahim. Bir 'eril çaresizlik'ten bahsedilebilir.
Survivor-2: 'Kadınlık', 'erkeklik' ve iktidar oyunları

 ‘Survivor’da bu sene ‘kadın temsili’nin daha başat olduğunu düşünüyorum. Geçen sene tersine ‘erkek temsili’ belirgindi ve o görüntü içerisinde bir kadın, ‘Gönüllüler’den Duygu, ‘oyun’un tek ‘antagonist’ karakteri, yani sevilen bir ‘kötü başrol’ oldu. İlginç ve belki de anlaşılır olsa gerek, bu yılki kadın-yoğun tabloda da ‘oyun’un tek ‘antagonist’i bir erkek, ‘Gönüllüler’den Turabi…

‘Ünlüler’ adasında ‘zayıf halka’ Eda’yı dışta tutacak olursak üç sporcu kadın yarışmacı var. Milli atlet Merve Aydın’la milli voleybolcu Duygu Bal ve futbolcu Serenay Aktaş bunlar. Fakat şu ana kadar performanslarından ziyade ‘hava’larıyla ön plânda olduklarını da eklemek gerek. Onların performans yetersizliklerine aşağıda bir parça yorum getirmeye çalışacağım.

‘Gönüllüler’deki dört kadının dördü de göz dolduran isimler. Berna etine sıkı bir ‘dinamo’; Sahra bir hırs ve ‘hınç’ (aşağıya bkz.) küpü; Samanta kelimenin hem gerçek hem mecaz anlamında ortama ‘renk’ katıyor; Müge ise kırılgan cazibeye oynayarak öne çıkan bir isim... Onların aralarındaki çatışma da, karşı takımdaki rakip hemcinsleriyle çekişmeleri de ilgiyle izleniyor.

‘Gönüllüler’de erkek yarışmacıların Turabi’nin yanında pek bir kıymet-i harbiyesi yok. ‘Ünlüler’ takımının erkekleri de vasat. İsmail Baki’ye daha önce değindik; adada olması yanlış. Fizik kapasitesi de vital kapasitesi de bu yarışma için yetersiz. O yüzden oyunlarda yok pek. Başta denese bile öyle komiklik yapacak bir yerde olmadığını da anladı. Ahmet Dursun futbolcu kontenjanından orada denilebilir ama geçen sene Ümit Karan’dan boşalan yeri ne yazık ki dolduramadı. Gökhan Keser, yok hükmünde. Tolga Karel, herkes hemfikir, zorlama öne çıkarıyor kendisini ve/fakat bize ne kadar sempatik geldiği de tartışılır olmakla birlikte kendi takımına çok antipatik geldiği kesin. 

İlginçtir, ‘Ünlüler’ takımının göreli de olsa en göz dolduran erkeği ‘Gönüllüler’den ‘kovulmuş’ Akın! Ve bu yılın tartışmasız ‘yükselen’i Turabi karşısında o, tek rakip muhatap konumunda. Ama işte Turabi’nin kovdurduğu bir muhatap!.. Dolayısıyla fizik üstünlüğü bırakın, psikolojik üstünlük de açık ara Turabi’de. Bu durumda ‘Ünlüler’ takımında ‘erkeklik’ tablosu vahim. Bir ‘eril çaresizlik’ten bahsedilebilir.

Turabi’nin en büyük avantajı, erkek iktidarının hâlâ hayli ‘geleneksel’ algılanış ve alımlanış içinde olduğu bir toplumda realite-şov figürü olması. ‘Güce dayalı oyun’da rakibini iki kere ‘gömdüğü’nü veya ıssız bir adaya düşse yanına alacağı üç şeyin, üç delikanlı adam olacağını söylediğinde çok prim yapıyor. İlk haftaki seyirci desteği, onun için bir onama. Memleketin hâkim erkeklik temsilini üstlenmenin karşılığını aldı. 

Fakat bu, şimdilik avantaj gibi görünse de kanımca Turabi çok erken öne çıktı ve sürekliliği sağlamakta zorlanabilir. Ayrıca ‘savaşım’, kadınlarla yoğunlaşmaya başladığında da sıkıntı yaşaması olası. Orada ‘gömme’ retoriği, erkek rakiplere seferber edilmenin aksine olumsuz sonuç verecektir. Başka bir ‘dil’i var mı onun bu bağlamda seferber edebileceği, henüz bilmiyoruz. Öte yandan ilk haftaya göre agresyon katsayısı düşmüş, biraz ‘olgunluk’ kisvesine bürünmüş görünüyor. Belli ki kazanma umudu arttı ve taktik-strateji arayışında. Ama bu da stressiz olmayacaktır.

Sporcu ‘Ünlü’ kadınlar, özellikle her ikisi de milli Merve ve Duygu, performanslarıyla yeterli düzeyde değiller. Kanımca ‘başarılı sporcu’ kimliğinin baskısı altında oldukları için böyle bu. Ve bu da yine iktidar ‘taşıyıcısı’ olmaktan kaynaklanan bir baskı aslında… Merve ve Duygu, uzun yıllar emek vererek edindikleri müstesna sporcu kimliklerinin (ve buna dayalı iktidarın) Survivor’da ‘sıradan insanlar’ca, üstelik de bağlamı dışında sınanmasına izin verdiler. Ve karşılarında bu kimliği söküp onları madara etmek isteyen ‘hınç küpü’ kadınlar var. Son oyunda Duygu’yu alt eden ‘Gönüllü’ Sahra’nın galibiyetin haz ve coşkusuyla ağzından çıkanları hatırlayın: “Voleybol camiasına gitsin bu!..” 

Sahra, Duygu’yu kıskanıyor, ondan nefret ediyor. Ve Sahra, kaybettiğinde kaybedecek hiçbir şeyi yok; ama kazandığında ‘kazandığı’ çok ama çok şey var. Duygu ise tam tersi! Kazandığında (zaten hâlihazırda ‘kazananlar’ dünyasından geldiği için) kazanacağı hiçbir şey yok; ama kaybettiğinde ‘kaybettiği’ çok ama çok şey var!..

Toplumun kadınlık-erkeklik klişelerini ve iktidar oyunlarını ‘Survivor’da sahneleyenlerin mücadelesini de, bu bol miktarda sosyolojik imgelerle yüklü mücadeleye seyircilerin müdahalesini de takibe devam edeceğiz.