Tarihin kurgusundan kurgunun tarihine: 'Muhteşem Yüzyıl Gizli Dünya'

'Muhteşem Yüzyıl'da unutulmaz iz bırakmış dev oyuncu Tuncel Kurtiz'in şeyhülislam kostümü içinde dekorda caz söylediği çok özel ânı izlemeye hazır olun!..
Tarihin kurgusundan kurgunun tarihine: 'Muhteşem Yüzyıl Gizli Dünya'

Perşembe günkü yazımı ‘Muhteşem Yüzyıl Gizli Dünya’nın, bir televizyon dizisi üzerine etraflıca kotarılmış ‘yapım belgeseli’ olarak Türkiye’den öte dünyada da ilk olabileceği tahminiyle noktalamıştım. Şimdiye kadar bir başka dizi film teknik, estetik, entelektüel (akademik-tarihsel) yönlerden bu kapsamda bir çalışmaya konu edilmiş görünmüyor. Yazıyı hazırlarken bir yetkili isme ulaşıp konuyla ilgili bazı noktaları netleştirmek, tahminlerimi doğrulatmak istedimse de olmadı. Ama yazı yayımlandıktan sonra belgeselin proje tasarımını yapan Ayhan Bölükbaşı ile konuşma fırsatı buldum. Bu görüşmeden bazı notları paylaşmakta yarar görüyorum.

Belgeselin dünyada da bir ilk oluşturduğu görüşüme Bölükbaşı da destek veriyor. Çalışmanın zihinsel şekillenmesi onunla dizinin yapımcısı Timur Savcı arasındaki bir sohbette olmuş. Bölükbaşı, Muhteşem Yüzyıl’ın Türkiye’de popüler kültür evreninin dışına fazlasıyla taşan tarihsel, siyasal, kültürel, ideolojik etki ve tepkilerini gayet iyi değerlendirip bundan bir ‘belgesel’ çıkar fikrini ortaya atmış. Üstelik dört yıllık çalışmanın ayrı ayrı temalaştırılabilecek o kadar çok kesiti var ki istense 20 bölümlük bir belgesel de olabilirdi demekte. Fakat seçici olmuşlar ve birer saatlik sekiz bölümle çalışmayı sınırlamışlar.

İlk üç bölüm yayınlandı. Birinci bölüm dekor, kostüm, takı tasarımı gibi daha çok ‘fiziksel’ çerçeveye yönelik bir içeriğe sahip. İkinci bölüm dizinin en çok konuşulan, tartışılan, mesele edilen (tabii en çok da izlenen) teması olan ‘Harem’e odaklaşıyor. Harem gerçeğini Batılı-oryantalist ve de ‘Yerli-oryantalist’ zihinlerin çarpık-fantastik tahayyülleri karşısında tarihsel olarak yerli yerine oturtma yolunda titiz bir içerik sunulmakta. Bu bölüm ve bunu izleyen, Mohaç Meydan Muharebesi’ni merkez alarak Kanuni döneminin savaşlarına (dizideki savaş sahnesi çekimleriyle eklemli şekilde) odaklaşan üçüncü bölümün yer yer tarih derslerinde yardımcı malzeme olarak kullanılabilecek kapasitede olduğu dahi söylenebilir.

Bölükbaşı’yla henüz yayınlanmamış diğer bölümleri de konuştuk. O, Star TV’de yarın ekrana gelecek dördüncü bölümü heyecanla beklediğini, bunun çok ilgi çekeceğini düşündüğünü söylüyor. Hikâyenin en kritik dönüm noktalarına denk gelen, hafızalarda iz bırakmış sahnelerin nasıl çekildiğini ve sahne gerisinde yaşananları izleyeceğiz. Kanuni nasıl buz havuzuna girdi? Hürrem Sultan’a taşlı saldırı nasıl bu kadar ürkütücü derecede inandırıcı kılındı? Barbaros’un cenazesi, Hürrem’in can verişi, hadım etme sahneleri nasıl çekildi?.. Göreceğiz!..
Beşinci bölüm, dizinin doğuş öyküsü… TİMS Yapım’ın yine Meral Okay imzalı ürünü ‘Bir Bulut Olsam’ın Mardin’deki çekimlerine kadar geriye gidiyoruz!.. Okay’la Timur Savcı’nın Mardin’de sohbet ederken böyle bir ‘projeksiyon’da bulunup yapılabilirliğine kanaat getirmeleri, işe koyulma yolunda ilk zihinsel egzersizler ve dizinin ekrana gelişine kadar yaşananlar aktarılacak.

Bölükbaşı bu bölümden çok anlamlı bir başka içeriği de not etmemi istedi: Türkiye’de olduğu kadar dizide de unutulmaz iz bırakmış, yakınlarda kaybettiğimiz dev oyuncu Tuncel Kurtiz’in (dizide Şeyhülislâm Ebu Suud Efendi) şeyhülislam kostümü içinde dekorda caz söylediği çok özel ânı izlemeye hazır olun!..

Altıncı bölüm yine bir tarih dersi malzemesi sunmayı vaat ediyor gibi. Yayın sürecinde çok tartışma ve polemik yaratmış bir başka nokta, hanedan-içi çatışmalar, devletin âli menfaatleri için boğdurulan evlâtlar, kardeşler meselesi işlenecek. Konunun uzmanı tarihçiler (muhtemelen dizide bu olaylara karşılık gelen sahne ve sekanslar eşliğinde) bize bugün dehşet verici gelen bu pratiğin siyasal ve toplumsal anlamda hangi ‘rasyonel’ gerekçelere dayandığını anlatacaklar.

Yedinci bölüm, dizinin ana teması ‘aşk’a ayrılmış. Kanuni-Hürrem aşkının nasıl hayal edilip kurgulandığını, yine tarihsel verilere göndermelerle ve dizide bu aşkı canlandırmış oyuncuların deneyim/duygu paylaşımları eşliğinde öğreneceğiz…

Sekizinci ve son bölümde ise dizi setinin gündelik akışına ve ekipçe yaşananlara, daha çok eğlenceli kesitler öne çıkartılarak yer veriliyor. Zor ve meşakkatli bir çalışma sürecinin nasıl eğlenceli, katlanılabilir, yani bu işi yapmaya/yaşamaya değer kılındığı vurgulanarak belgesel noktalanacak. 

Evet, tarihi olayların belgesellerini bol bol izledik bugüne kadar ama ilk defa bir ‘kurgunun tarihi’ni belgesel olarak izliyoruz. Ve o, kendi tarihini anlatırken dayandığı ‘gerçek tarih’e de uzanıyor, açılıyor, akıyor. Dolayısıyla popüler kültür-politik tarih, kurgu-gerçek, hayal-hayat ilişkisinin günümüzde geldiği noktayı düşünmek açısından da kışkırtıcı bir yapımla karşı karşıyayız.

‘Muhteşem Yüzyıl’, kurumsallaşmış bir dizi demiştik önceki yazımızda. Bu çalışma, o kurumsallaşmanın bir sonucu olduğu kadar aynı zamanda belgesi de…