Televizyon ve yılbaşı: Amerika-Türkiye

Doğru, bizim yılbaşına özgü, gelenekselleşmiş televizyon programlarımız yok. Ama yılbaşı ve televizyon denince aklımıza gelen imgeler, simgeler, motifler ve isimler de az değil.

Amerika’da yılbaşı ve televizyon denince akla iki isim gelir. Birincisi, kendisine ‘Bay Yılbaşı-Gecesi’ adı da takılmış olan, ‘Royal Canadians’ adlı caz grubunun lideri Guy Lombardo’dur.

Lombardo, radyodan televizyona geçişi de temsil ederek Amerika’da yarım asır boyunca yılbaşı gecelerine damga vurdu. Milyonlarca insan on yıllar boyu o ve grubunun New York’un Waldorf Astoria Oteli’nin balo salonundan sergiledikleri performansı izledi. Ve saat 12’yi vurduğunda da artık gelenekselleşmiş yeni yıl şarkıları, ‘Auld Lang Syne’i dinleyerek yılbaşına merhaba dedi.


Grubun ilk performansı 1928’deki radyo programıyla başlar. Televizyon radyonun yerini alınca Lombardo ve grubu da 1956’yı 57’ye bağlayan gece ekranda ilk yılbaşı programlarını yaptılar. Amerika’da yeni yıl kutlamalarının kalbi olan New York’un Times Meydanı’ndan canlı yayının bir parçasını oluşturduğu program, Lombardo’nun ölümünden bir yıl sonrasına (1978) kadar her yılbaşı tekrarlandı. 

Ancak 1970’lerin başından itibaren Amerika ve dünyada ‘kültürel ritm’in alabildiğine hızlanmasıyla Lombardo baş edilmesi zor bir meydan okumayla karşı karşıya kalmıştı.

1970’ler, hanidir tüm dünyayı ‘sarsa sarsa’ gelen ‘rock’ın rakipsiz şekilde zirvede olduğu, ‘caz’ınsa artık bir klasik olmaktan öteye gitmediği yıllardı. Yenilik arayışını fark eden dönemin en parlak eğlence programı sunucusu Dick Clark, Lombardo’nun artık yalnızca yaşlı kuşakları çeken yılbaşı programı karşısına zamanın ruhuna (‘Rock’) uygun ve bu ruhu adına da yansıtan programını koydu: ‘Dick Clark’s New Year’s Rockin’ Eve’…

Artık yılbaşı ve televizyon dendiğinde akla gelen Clark’tı! Onun programı da Times Meydanı’ndaki canlı yayında merkezîleşmekle birlikte, önceden kaydedilmiş müzikal, vd. performanslar eşliğinde 4 saati aşkın sürüyordu. Fakat programın can alıcı noktası, saatler 12’yi vururken Meydan’da zamanı gösteren meşhur ışıklı topun inişi ve buna eşlik edecek şekilde, 10’dan geriye doğru sayan Clark’ın tam yıldönümü noktasında karısıyla gelenekselleşmiş öpüşmesiydi!..

Film, şov ve müzik dünyasının her sene öne çıkan yıldızları eşliğinde 40 yılı deviren program, 2012’de Clark’ın ölümünden sonra bir başka sunucuyla (Ryan Seacrest) ‘New Year’s Rockin’ Eve’ adı altında yoluna devam ediyor. Bu yılbaşı gecesi Meydan’daki canlı performans için adı geçen isimler Billy Joel, Miley Cyrus, Blondie, Icona Pop ve Macklemore…

Amerika’dakine benzer 40-50 yıllık yılbaşı programları yok bizim televizyonlarda. Baksanıza yılbaşı kutlaması yaparken bile taassup baskısı altında akla karayı seçiyoruz! Ama yine de televizyonun hayatımıza girdiği 1970’lerden itibaren yılbaşı gecelerinin hemen her evde ekran sayesinde çok daha renkli, hareketli ve neşeli geçtiği de söylenebilir. Yeni yılı balo salonlarında, partilerle kutlayacak gücü olmayan toplumsal çoğunluğumuz için bir yılbaşı kültürü yerleşebildiyse bunda televizyonun payı büyük.

İlk zamanları hatırlıyorum: Galiba hindi alıp pişirecek ne imkân, ne de takat vardı ki yılbaşının geleneksel yemeği bizde tavuktu. Meyveler, çerezler, köşeye yerleştirilen tombala kartları ve torbası; heyecan, telaş, koşuşturma içinde eş-dost akrabanın kapıyı çalmasını beklemek; misafir odasının ortasına getirilen yemek masası; nihayet onun çaprazında özenle son şekli verilip camının tozu alınan siyah-beyaz televizyon!..

Ekonomik (enflasyon) ve toplumsal (terör) sıkıntıların sokağı zaten haram kıldığı o kasvetli 70’lerde televizyon yılbaşında tek sığınaktı. Ayfer Tunç, maziden pek çok kesit barındırdığı için okurken hüznü de bal eğleten güzel kitabında (‘Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek – 70’li Yıllarda Hayatımız’, YKY, 2001) bu havayı bize tekrar soluma imkânı verir. Bakalım biraz!..

Evet, yılbaşı TRT demek kadar ‘PTT’ de (pijama, terlik, televizyon!) demekti. Programlar en az hayranı olan şarkıcılarla başlar, gecenin ilerleyen saatlerinde revaçtaki isimler görünmeye başlar ve tabii 12’de de ‘en tepedekiler’ ekrana gelirdi. Yeni yıla Zeki Müren’le girmek mesela!.. Ama çoğu zaman kıyasıya bir kapışma olur, hatta küskünlükler ayyuka çıkardı şöhretler arasında. Yeni yıla kendisiyle girilmeyeceği için programa çıkmayı hepten reddedenler bile vardı.

Fakat hiçbir şey, bütün yıl yasaklı olan Arabesk’in yeni yıl münasebetiyle bir defaya mahsus ekran izni alması kadar, üzüntüyle de sarmalanmış bir mutluluk vermezdi! Orhan Gencebay’ı izlemek için dakikaları saymak falan!.. Böyleydi. Ve tabii o hiç bitmeyen dansöz tartışmaları. Adı yılbaşında gece 12’de ekranda olacak mı olmayacak mı sorusuyla özdeşleşmiş Nesrin Topkapı!..

Doğru, bizim yılbaşına özgü, gelenekselleşmiş televizyon programlarımız yok. Ama yılbaşı ve televizyon denince aklımıza gelen imgeler, simgeler, motifler ve isimler de az değil. Ve en  çok nereden nereye geldiğimizi anlamak açısından, bu geceki programlara bakmanıza değer!..

Yılbaşı, yaşarken ölmeme yolunda hayata, daha doğrusu umuda inancın bir dışavurumu aslında… Bunu, bu millete çok görmeyin! Yeni yılınız kutlu olsun!..