'Ulan İstanbul'a veda ve merhaba!

Ulan İstanbul artık internetten yayınlanacak. Ancak açmaz şu: Televizyon seyri azalırken internet seyri para etmiyor. İnternet, 'almak'la 'çalmak' arasındaki tek harflik farkın sıfırlandığı bir alan! Ama eğer bu girişimden bir sonuç alınırsa kanallarla onların 'com.tr'leri arasındaki ilişkiyi altüst edecek bir noktaya doğru yol alınacak.

2014 sonunda kaleme aldığımız geleneksel ‘Dizilerin dizilimi’ yazımızda bir endişeyi dile getirmiştik ki gerçekleşmesi çok zaman almadı.

Yılın bize göre en kayda değer dört dizisini (‘Kare As’) belirlerken ‘Dizilim’e giren dizilerin yarın-öbür gün yayında olma garantisi bulunmadığından kaygılandığımızı not ettik. Korktuğumuz başımıza geldi! Yazının üzerinden bir ay henüz geçmişken ‘kare as’ın biri düştü. Yaz sezonunda ekrana gelmeye başlayan Kanal D dizisi ‘Ulan İstanbul’, dün izlediğimiz bölümüyle ekranlara veda etti.

‘Ulan İstanbul’u ‘insaniyet namına’ yaptıklarından dolayı gururla listeye aldık. Malûm, genelde artık ‘kanun namına’ iş yapan dizilerimiz var! ‘Ulan İstanbul’ böyle olmayan ‘bozguncu’ bir yapımdı. O, siyaset meydanında bol bol karşımıza çıkan, ‘kul hakkı’na doymak bilmez ‘eli kesilesi’ hırsızların değil, toplumun kılcallarında ‘Robin Hood’laşmış ‘eli öpülesi’ hırsızların tatlı-komik hikâyesiydi.

Yoksulluğa empati, haksızlık yüklü varsıllığa ise eleştiri hikâyesi…

Statükocu, dirlik-düzenci ve ‘ahlâkçı’ tepkileri göze alan, ‘almak’la ‘çalmak’ arasında bir tek harf yüzünden çıkan marazanın ‘mülkiyet’ tutkusundan kaynaklandığını hissettiren bir hikâye…

Tepeden tırnağa dört-dörtlük oyuncu kadrosuyla ‘kolektivist’ bir ruhla kotarılan ve rahmetli hocamız Prof. Dr. Ünsal Oskay’ın şu unutulmaz sözünü ete-kemiğe bürümüş bir hikâye: En büyük ahlâksızlık, yoksuldan ahlâk beklemektir!..

Dizi ekranlara veda etti ama ne mutlu ki bize toptan elveda demedi. Bir teselli ikramiyesi kabilinden Kanal D, çok yerinde ve takdiri hak eden bir tutumla diziyi internet ortamında sürdürme kararı aldı.

Ekrandan ‘web’e bu geçiş Türkiye televizyon tarihinde bir ilk şeklinde haber edildiyse de aslında tam öyle değil. İki yıl önce Star’da başlayan ve bir müddet sonra yayından kaldırılan animasyon-dizi ‘Fırıldak Ailesi’ de internet ortamında yoluna devam etmişti.

Ancak Kanal D gibi büyük bir televizyon kuruluşunun böyle bir girişimde ön alması açısından bu gerçekten ilk ve bağlantılı olarak televizyon sektörü açısından da çok önemli bir yeni gelişme.

Dizinin 16 Şubat’ta ‘kanald.com.tr’de yayınlanacak ilk internet bölümü ücretsiz sunulacak. Sonraki bölümlerini ise 1.99 TL karşılığı izleyebileceğiz.

Bu girişim tutarsa televizyon endüstrimizin işleyişini değiştirecek bir dönemin önü açılabilir.

Sadece Türkiye’de değil, dünyada da televizyonculuğun geleceğinin hiç parlak olmadığı ve sektörün bir anlamda uzatmaları oynadığına dair görüş, tartışma ve spekülasyonlar, üstelik en yetkin ve yetkili ağızlarca hanidir gündeme getiriliyor.

Açmaz, şu: Televizyon seyri internet ortamı lehine ciddi şekilde azalıyor. Özellikle tüketim alışkanlığı yüksek seyirci (reklamla ayakta duran televizyonların ticari işlerliği açısından en önemli faktör), sevdiği programları ekrandan ve ‘gerçek zaman’ında değil, ‘web’den istediği zaman izlemeyi tercih ediyor.

Ancak televizyon seyri azalırken internet seyri para etmiyor. İnternet, (‘Ulan İstanbul’un tematik değerlendirmesini yaparken gündeme getirdiğimiz noktaya benzer şekilde) ‘almak’la ‘çalmak’ arasındaki tek harflik farkın sıfırlandığı bir alan!.. Öyle olunca ‘kanald.com.tr’nin nasıl bir koruma-kollama mekanizması devreye sokarak orijinal ürünü siberuzayda (ç)alınmaktan alıkoyacağı sanırım en kritik sorun olarak belirecektir.

Bu sağlanabilirse ve izleyici maddi açıdan bir hiç denecek külfetle kendisine sunulan ürünü alma alışkanlığı kazanırsa gerçekten de kültür endüstrisi bünyesinde bir yeni sayfanın açılacağı söylenebilir. Milyonlarca insanın istediği yer ve zamanda istediği programı üç-beş kuruş karşılığı izleme alışkanlığı edindiğini hayal ve hesap edin! Bu, televizyonculuğun ipini çekebilir!..
Fakat dedik ya, bu o kadar da kolay değil. İnternette para kazanmak halen imkânsız denecek kadar zor. Ve böyle devam ettiği takdirde, programların televizyon ekranından ‘web’ ortamına naklinin bir bakıma ‘cenaze töreni’ anlamına geleceğini de belirtmeden geçmemek gerekir.

Medya-şov ve eğlence dünyasının ‘dijital yeni-normal’le yol alır hale geldiği şu zamanda televizyon ve internet ilişkisini birkaç yıl önceki seri yazılarımızda şöyle tanımlaya gelmiştik: Televizyon ‘fabrika’, internet ‘pazar’dır. Yani bir ürün televizyona üretilip sunuluyor ve oradan internet aracılığıyla her yere yayılıyor. Dolayısıyla bu ‘tekno-ekonomik-kültürel’ denklemde televizyon, hâlâ yapımlar açısından temel ‘prestij’ noktası. Oradan seyre açılmayan yapımların halihazırda çok fazla ‘kıymeti harbiye’si olmuyor, olamıyor.

Ancak Kanal D’nin kullandığı inisiyatif sonuç alıcı olursa iş, belli ki kanallarla onların ‘com.tr’leri arasındaki ilişkiyi, dengeyi, asimetriyi altüst edecek bir noktaya doğru yol alacaktır.

Ne dersiniz, boynuz kulağı geçer mi?.. Bakalım, göreceğiz!..