'Umut'tan 'korku'ya, AKP reklamları

AKP'nin 2011 seçimlerine giderken hazırlattığı reklamları hatırlayın! Onlar, umuda ve geleceğe dönüktü. Şimdikilerse geçmişe ve korkuya...
'Umut'tan 'korku'ya, AKP reklamları

Türkiye öyle bir siyasi atmosfer içinde ki aslında partilerin reklama çok da ihtiyacı yok. Reklamı en ‘masum’ anlamda ‘ürün tanıtımı’ diye düşünsek, karşımızdaki ‘ürün’lerin reklamı kasetlerle, tapelerle, ayakkabı kutularıyla, gaz kapsülleriyle ve tabii ‘ekmek’le son derece çarpıcı, akılda kalıcı şekilde zaten hanidir yapılmakta! Malûm, reklamda simge çok elzem. E, bu sayılanlardan daha etkili simgeler bulunabilir mi?!

Ama tabii bir psikolojik zindelik ve üstünlük hissini ‘alıcı kitle’ye verme açısından parti reklamlarının işlevselliğinden söz edilebilir yine de… Ve bu bakımdan iktidar partisinin eline su dökmek zor. Gerek organizasyon yeteneği, gerek finansman yetkinliği açısından AKP diğerlerinin açık ara önünde. Başlama vuruşunu yapma açısından da öyle. İlk karşımıza çıkan, “Daima Hizmet Daima Millet” (ve fonda Recep Tayyip Erdoğan) oldu. Dolayısıyla AKP ‘proaktif’ olma avantajına da sahip. Diğer partilerin ‘reaktif’ kalmanın dezavantajını giderme yolunda da işi zor.

Ancak başta dediğim gibi, bu seçim ve onu izleyecek seçimlerde geçen Haziran’dan beri yaşanan toplumsal hareketliliği partilerin karşılama biçimleriyle ve ona tepki ya da destek performanslarıyla en yaratıcı reklam filmlerinin bile boy ölçüşemeyeceği kanısındayım. 

Ak Parti reklamına yayın yasağı!


Hatta tüm bu toplumsal hareketliliğin reklam içeriklerine damga vurduğunu ileri sürmek daha uygun olur.

Özellikle iktidar partisi reklamlarına bakıldığında böyle bu. Günler öncesinden duyurusu yapılmış, ‘İstiklal Marşı’na ricatla ve ‘Çanakkale Şehitleri’ anmasını vesile ederek kotarılmış şu en son karşımıza çıkan ‘fantastik’ reklamda daha da çok öyle…

“Millet Eğilmez Türkiye Yenilmez” sloganıyla sunulan bu reklama da, onu önceleyenlere de bakıldığında AKP’nin sosyo-psikolojik motivasyonuna ilişkin, özellikle Parti’nin önceki yıllardaki reklam içerikleriyle karşılaştırmaya giderek, çarpıcı sonuçlar çıkarmak mümkün.

Parti’nin 2011 seçimlerine giderken ekranlardan bize sunduğu reklamları hatırlayın! Onlar, umuda ve geleceğe dönüktü. Şimdikilere bakın! Bunlar, korkuya ve geçmişe dönük.

AKP 2011 seçimlerine “Biz Birlikte Türkiye’yiz” sloganı eşliğinde ‘toplumun bütünü’ne yönelik bir reklamla yol aldı: “Aynı yoldan geçmişiz biz//Aynı sudan içmişiz biz//Şarkılar bir türküler bir//Hep beraber söyleriz biz//Halaylar bir horonlar bir//Aynı sazın teliyiz biz…”



Toplumda farklı düşünen ve yaşayan kesimlere, bu farklılıklarla el ele, gönül gönüle, hep birlikte aydınlık bir geleceğe mesajıydı adeta bu… ‘Satılmaya çalışılan ‘ürün’ün çoğulcu, demokrat ve liberal özelliklere sahip olduğunun altı çizilmekteydi.

Şimdi böyle değil. Olsa zaten çok komik kaçar! ‘Yüzde 50’ diye bas bas bağırarak diğer ‘Yüzde 50’ye dehşet saçan, yetmedi, sahiplendiği ‘Yüzde 50’de de kırılmaya yol açmış bir siyasi pratik, kimseye el ele, gönül gönüle mesajı verip, umut ve gelecek ‘satacak’ halde değil.

O yüzden de ‘korku’ satıyor! Geçmişin kuşatma, işgal ve yıkımlarıyla titreşim yaratarak… Akif’in dizelerine yaslanıp “Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın” diye söze başlayarak!..



Ve tabii burada bile toplumun (önceki seçim kampanyasının aksine) artık sahiplenilmeyen kesimlerine yönelik ürpertici imalar hissetmek mümkün. Tartışmayı biliyorsunuz; Başkan Obama, “Mesaj alındı” dedi mi demedi mi, muğlak… Ama biz reklamda Başbakan, “Arkadaş, yurduma alçakları uğratma” dediğinde mesajı gayet güzel alıyoruz!..

Sadece ‘korku’ satılmakla kalmıyor, ‘gelecek’ de ötelenip ‘geçmiş’e takılı kalınıyor. “Ben lâfa değil icraata bakarım” retoriği eşliğinde önümüze sürülen reklamlarda gördüğümüz de bu. En iyimser yorumla “Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır” diye alınabilir bunlar belki.. Ama 2011’deki reklamların o liberal coşkusundan, çoğulcu iyimserliğinden, yaşamsal çeşitliliğinden eser yok. Aksine muhafazakârlığın, statükoculaşmanın, son reklam dikkate alındığında da ayrışma ve kutuplaşmanın işaretleri var.

Özetle AKP’nin siyaset pratiğindeki ‘ruhsal’ değişmeyi gözlemleme imkânı veren reklam içerikleri var önümüzde. Korkulara oynamak, tedirginliğin, özgüven kaybının işareti… Topluma güler yüzle, kucaklayıcı eforla aydınlık bir gelecek vaadinde bulunmak yerine, endişeli bir yüzle işaret parmağı doğrultularak “Aman dikkat et, benden sonra tufan” denilmekte adeta…

Sonuçta Türkiye’de geçen Haziran’dan bu yana, ivmesi yer yer yükselip yer yer düşmekle birlikte hiç kesilmeksizin bugüne kadar gelen toplumsal gerilim ve kaos, reklam metinlerinde de okunuyor. Bugün içinde yaşadığımız için çok fark edilmeyebilir. Ama uzun yıllar sonra, 2011’den 2014’e kadar geçen 2,5-3 yıllık kısa sürede Türkiye’de iktidar partisinin kamuoyuna sunduğu reklamların söylem ve içerik analizini yapacak olanlar, bu partinin nereden nereye geldiğini de, Türkiye’yi nereden nereye getirdiğini de anlama yolunda çok dikkate değer veriler bulacaklar.

Not: Bu yazı söz konusu reklam filmi için YSK’nın aldığı yasaklama kararından önce yazılmıştır.