Vicdan bunun neresinde?

'Erken final yapan 'Vicdan' dizisinin sevenleri haklı olarak öfkeli. Yedi bölüm karar vermek için erken. Özen ve emek yüklü bir yapımın böyle bir çırpıda harcanması ne kadar kabul edilebilir.
Vicdan bunun neresinde?

Kanal D’de Pazar günü erken final yapan ‘Vicdan’ dizisinin sevenleri haklı olarak öfkeli. Aralık’ta ekrana gelmeye başlayan dizi, reytinglerde istenilen düzeye ulaşamadığı için 7’nci bölümde yayından kaldırıldı. Yedi bölüm, karar vermek için erken desek, hayır itirazları yükselecektir. “Gidişat belli, reyting sistemini siz de biliyorsunuz” diye ‘sektörel’ bir karşılık gelecektir.

Gidişat bellidir belki de özen ve emek yüklü bir yapımın da böyle bir çırpıda harcanması ne kadar kabul edilebilirdir, orası çok belli değil. 

Günlerdir diziye gönül verenler sosyal medyada seslerini duyurmaya ve dizinin ipinin çekilmesine itirazları çoğaltmaya çalışıyorlar. Bizim kapımıza da dayandılar: “En güzel yazıyı yazdınız (‘Kızlı-erkekli bir vicdan muhasebesi’, OKUMAK İÇİN TIKLAYIN), ama hiç sesiniz çıkmıyor” diye haklı olarak yüklenmekteler.

Böyle olunca geçen yılki ‘Kayıp Şehir’ örneği geldi aklıma. Edebî ve estetik kalibresi hayli yüksek olan, sosyolojik ve etnolojik istifadeye fazlasıyla açık dizi, üstelik iyi de izlenirken yeni reyting düzenlemesinin yarattığı panikle kanal tarafından bir o güne, bir öbür güne/saate savruldu; seyirci darmadağın oldu; sonuçta da o kadar emeğe yazık edilerek ‘perde’ kapatıldı. O zaman da sosyal medyada çok kıyamet kopardık ama ‘iktisadî’ medyaya vız gelip tırıs gitti bu…

Fakat ‘Kayıp Şehir’ yine de 26 bölüm ekranda kalmıştı. Bu, en azından bir hikâyeyi noktalama yolunda makûl bir süre. ‘Vicdan’ ise daha henüz yerli yerine otururken vicdanları sızlatırcasına ‘bileti kesildi’.

Her ne kadar ticarî kurumların önceliği belli ise de ‘kurumsallaşmış ticari kurum’ları esas ayırt eden, onların etik hassasiyet ve prensipleridir. Çok önceden üzerinde tartışılıp yayınlanması için mutabakata varılmış bir dizinin niceliksel ilgi sorunu olsa da niteliksel değer durumu dikkate alınarak hiç olmazsa (dram tarzı yabancı dizilerde ortalama sezonluk bazı oluşturan) 12-13 bölüm ekranda tutulmasında kararlılık gözetilmeli bence…

Tabii ki esas sorun yerli dizilerin hem bölüm olarak, hem de sezon olarak uzunluklarının ‘astronomik’ olması. Dram-tarzı yabancı diziler genelde 50-60 dakika ile sınırlıyken bizimkiler 90-100 dakikalık bölümlerle karşımıza geliyor. Aynı yabancı diziler 12-16 bölüm sınırlarında final yaparken bizde 30 bölümlük bir ortalama söz konusu.

Mesela ‘Homeland’i izlemeyi insanlar bir yıl boyu iple çekiyor ve 50’şer dakikadan 12 bölümlük sezon göz açıp kapayıncaya kadar geçip diziye doyamadan finali izliyorsunuz. Aynı heyecanla da yeniden bir yıl sonrasını beklemeye başlıyorsunuz.

Bizde ise haftalık bazda bu kadar uzun süreyle, sezonluk bazda da bu kadar çok bölümle sıkkınlık-bıkkınlık yaratmadan kalabilmek hiç kolay değil. Kültleşmiş ya da ‘afyon’ niyetine izlenen birkaç dizi dışında bunu başarabilmek hele ki bugünkü (dizi enflasyonu, konsept kısırlığı ve sansür darboğazının buluştuğu) ortamda pek mümkün olmuyor

O yüzden dizilerimiz sapır sapır dökülüyor. Çoğu zaten ‘kuru’ ama işte kurunun yanında yaş da yanıyor sıklıkla ve ‘Vicdan’ onlardan biri. 

Bu tür dizilerin bölüm sayısı mütevazı tutulmalı ve baştan yapımcı ve kanal arasında bu şekilde yayın konusunda mutabık olunmalı. Batı’daki ‘mini dizi’ler gibi değil (onlar 5-6 bölüm oluyor) ama (bizde onların ‘normal’ine karşılık gelecek!) 12-15 bölümlük ‘midi’ diziler şeklinde yarım sezonluk plânlanmalı bunlar… Ve ‘nitelik’ eğer ‘nicelik’ de getirir, yani yoğun seyirci ilgisi olursa devam kararına gidilmeli. 

Yoksa böyle üzücü durumlarla karşılaşmaya devam edeceğiz. ‘Vicdan’ı sahiplenen ‘vicdan sahipleri’, dizinin başka kanala transferi yapılamaz mıydı diye de soruyor. Yayın hakkına sahip kanal bu izni vermiş ama ne yazık ki diziye talip olan da çıkmamış.

Çünkü ‘Vicdan’ımızın niteliği, reytingimizin ‘niceliği’ ile uyuşmuyor!..

Ne yazık ki böyle! Biliyorum çok üzgünsünüz. Ama en azından vicdanınız rahat!..