Yalan Dünya'nın suretleri ve söylemi

Yıl boyu keyifle izledik, içtenlikle iyi tatiller diyoruz 'Yalan Dünya'ya! Seneye 100'üncü bölüme yelken açma yolunda buluşma dileğiyle!..
Yalan Dünya'nın suretleri ve söylemi

‘Yalan Dünya’ 3’üncü sezonunu toplam izleyici kategorisinde 20’nci sırada reyting alarak noktaladı. Bir başka dizi açısından gelecek kaygısı yaratabilecek bu durum, ‘Yalan Dünya’ için sorun teşkil etmiyor ki bize dizinin sonunda “Eylül’de görüşmek üzere” mesajı bırakılarak şen-şakrak, güle-oynaya veda edildi. (Bunun bir nedeni malûm, dizi reyting alamasa da bol bol, hatta yüksek reyting alan bazı dizilerden daha fazla reklam alabiliyor.)

Daha önce başka bir yazıda da ifade ettiğim üzere ‘Yalan Dünya’, oldukça zengin ve giderek daha da zenginleşen ‘kültürel temsil’ repertuvarıyla ‘memleketimden insan manzaraları’ nitelemesinde bulunabileceğimiz” bir çalışma. Nazım’ın romantik-komünist duyarlılık içinde destansı bir anlatımla sunduğu ‘İnsan Manzaraları’nı akla getirircesine, ama tabii ideolojik yönelim ve arzu itibarıyla ondan farklı mahiyette, günümüz Türkiye’sinden pek çok kültürel varoluş biçimi, birbirleriyle ilişki, etkileşim ve diyalog içinde komedi tarzında akmakta ekrandan…

Peki memleketin insan ortalamasına ulaşamayacak bir dizi mi ‘Yalan Dünya’, ki total reytingde bu kadar gerilerde?.. Aslına bakılırsa total izleyiciye hitap edecek sayısız karakter var karşımızda. Fakat tiplemelerin bunca çekiciliğine karşın, ‘söylem’ söz konusu olduğunda sanırım bir bariyer oluşuyor dizi ile izleyici çoğunluğu arasında.

Gülse Birsel hayata, dünyaya, insana dair burjuva ‘bilme biçimi’ ile konuşturuyor karakterlerini. O yüzden aksan, şive, işve, eda, mizaç ve vücut dilleri ne kadar tanıdık-bildik olsa da ‘söylem’ itibarıyla ortaya çıkan fark, izleyicide kopmaya yol açıyor diye düşünmek mümkün…

Burada parantez açalım; ‘söylem’ bizde hayli yanlış anlamlanarak popülerleşmiş bir sözcük. Ya ‘nutuk’ anlamına gelen ‘söylev’le karıştırılarak kullanılıyor ya da dosdoğru, ‘sarf edilen sözler’ karşılığı olarak kullanıma sokuluyor. Mesela tartışma programlarında duyuyoruz; “Sayın konuşmacının söylemi içinde bir noktaya takıldım” gibi…

‘Söylem’ (‘discourse’), yaşam ve dünya hakkında özgün bir düşünme ve konuşma biçimi, olgular dünyasını anlama ve manipüle etme yolunda yapılandırılmış kavramlar setidir. Bu bakımdan bir yazar-senarist olarak Gülse’nin söylemi, kendi toplumuna yönelik burjuva-liberal bir eleştirel bakıştan çıkmakta. Bu söylem dünyasına, onun şifrelerine, simgelerine ve spesifik anlamlar sunan ‘deyiş’lerine (‘idioms’) uzaklık-yabancılık, dizideki suretler bilindik ve çekici olsa da iş diyaloglara geldiğinde izleyicinin hatırı sayılır bir kesiminde nüfuz edebilme sorunu yaratıyor.

Elbette bunun değişmesi veya bu yönde bir beklenti ya da talep, bir cevheri yok etmek olur. Gülse, günümüz Türkiye’sinde, özellikle kültür endüstrisi içinde edebî-sanatsal kalibresi de hayli yüksek, çok önemli ve değerli bir mizah yazarı, senarist… Ha, isterseniz ‘elit’ yanı ağır basıyor diyebilirsiniz, mahzuru yok! Ama şunu unutmama kaydıyla ki ‘elitizm’ ne kadar sorunlu ise ‘elit düşmanlığı’ da o kadar sorunlu, yanlış ve kötü bir şeydir. Ve üstelik Gülse, elitizm eleştirisini de hiç atlamayan bir kalem…

Tabii ‘Yalan Dünya’nın yeni reyting sisteminin temel parametresi olan taassubî muhafazakârlığı rahatsız eden de çok yanı var. O, Türkiye televizyonlarında az ya da çok, dozunda ya da abartılı, örtük ya da açık olarak muhafazakârlıktan yana çalan dizilerden ayrılıyor. ‘Yalan Dünya’, oldukça ‘liberal’, muhafazakârlığa ise, onu ‘anlama’yı ihmal etmeksizin ‘ince ama güçlü’ şekilde eleştirel yaklaşan bir dizi.

Mesela, hanidir üzerinde durduğumuz ‘Muhteşem Yüzyıl’la karşılaştırıldığında, her ikisi de ‘seküler’ çerçeveye sahip olmakla birlikte ‘Yalan Dünya’da bariz bir muhafazakârlıkla hesaplaşma boyutu da bulunduğu, bu karşılaştırmadan çıkacak bir fark olarak kaydedilebilir. Tabii bu kaydı düşerken her iki dizinin tarz (güncel bir sitkom ve bir tarihî drama) olarak farkını unutmamak da gerek.

Yıl boyu keyifle izledik, içtenlikle iyi tatiller diyoruz ‘Yalan Dünya’ya! Seneye 100’üncü bölüme yelken açma yolunda buluşma dileğiyle!..