'Yasak', bir esinlenme mi, uyarlama mı?

Yasak'ın Fatma Aliye'nin romanından çok 'Aşk-ı Memnû'dan bariz biçimde esinlendiği söylenebilir. Hatta "Bu bir 'Aşk-ı Memnû' uyarlaması" diyeceklere çok da kızmamak lâzım!..
'Yasak', bir esinlenme mi, uyarlama mı?

ATV’nin yeni dizisi ‘Yasak’, seyircide bir ‘Aşk-ı Memnû’ ‘çakması’ olduğu izlenimi bırakmama yolunda tek önlem olarak adında ‘Aşk’ sözcüğünden tasarruf etmiş gibi görünüyor! Bir tek ‘Yasak Aşk’ denmediği kalmış yani!.. Böyle olunca acaba bir ‘türev’ izlenimi bırakma yolunda bilinçli tercih mi söz konusu diye düşünmek bile mümkün.

Jenerikten dizinin Fatma Aliye’nin ‘Muhadarat’ romanından esinlenmeyle kotarıldığını öğreniyoruz. Ama bu söz konusu ‘çakma’lığın romandan kaynaklandığını akla getirmesin! ‘Muhadarat’, ‘Aşk-ı Memnû’dan daha önce yazılmış ve etkileşim ya da esinlenme varsa bile bunu Halid Ziya’nın eserinde aramak gerekir.

Ayrıca romanlar arasında bazı tematik benzeşmelerin olması kaçınılmaz çünkü 19’uncu yüzyıl sonu-20’nci yüzyıl başı ilk roman yazarlarımızın hayal sınırlarını ‘hayat’ daraltmaktadır. ‘Romanın insanı’ olan ‘birey’ yoktur ortada. Hele ki kadın, birey olmak bir yana kamusal alanda da yoktur ki sokakta erkekle karşılaşsın, tanışsın, aşka düşsün… Hâlbuki romanı doğuran, kadının hayata katıldığı, kadın-erkek karşılaşmasının (yüzyüzeliğinin) mümkün olduğu ve aşkın da meşrulaştığı bir sosyal-kültürel iklimdir.

O yüzden dönem romanlarında bireysel aşkı (meşru da olsa, yasak da olsa) mümkün kılabilecek seçenekler çok sınırlıdır ve bunların en başta geleni aile/hane-içi aşktır. ‘Aşk-ı Memnû’daki ‘yenge-yeğen’ tarzı gibi; veya ‘Çalıkuşu’nda ve işte ‘Yasak’ın esin kaynağı ‘Muhadarat’ta olduğu üzere ‘kuzen aşkı’ gibi…

Aynı evde büyümüş kuzenler, Calibe (Deniz Çakır) ve Nejat’ın (Burak Yamantürk) aşkının ‘servet tutkusu’ ile kırılmaya uğraması ama tamamen de kopmaması, ‘Yasak’ın hareket noktası. Zengin demir tüccarı Nazım Bey’le (Fikret Kuşkan) aşksız bir evliliğe yelken açan ‘ihtiras kadını’ Calibe, içinden koparıp atamadığı aşkına da yeni hayatı içinde yer açmadan edemez.

Böylece ‘Aşk-ı Memnû’nun Bihter ve Behlül’ünün risk dolu yasak macerasının bir benzerini Calibe ile Nejat arasında izler gibi oluruz. Bu yetmez, zengin tüccarımızın güzel ve ‘taze’ kızı Asude (Ezgi Eyüboğlu) de genç üvey annesinin üvey teyze oğlu ve ‘yasak aşk’ı Nejat’a ‘yazıyor’ gibi olur; yani hoş geldin ‘Nihal’!..

Örtüşme, daha da öteye gitmekte. Burada da tıpkı ‘Aşk-ı Memnû’da (ve başka pek çok konaklı-yalılı dizide) olduğu gibi ‘Aşağıdakiler’, yani evin hizmetkârları, belli ki özellikle seyir boyunca gülmece ihtiyacımızı karşılama yolunda öne sürülecekler. Tabii sık sık ‘Yukarıdakiler’le tatlı-sert, diğer deyişle ‘evcil’ bir çatışkı içinde de resmedilecekler. Bize de “yoksulluk yazgı ama ayıp değil” diye düşünmek kalacak!..

Fatma Aliye’nin romanının daha farklı bir yörüngede yol aldığını biliyoruz. Dolayısıyla ‘Yasak’ta bu romandan esinlenmenin sınırlı ve sorunlu olduğu kaydedilebilir. Fakat asıl diziden (‘Aşk-ı Memnû’dan) bariz biçimde esinlenilmiş olduğu söylenebilir. Hatta esinlenmeden öte “bu bir ‘Aşk-ı Memnû’ uyarlaması” diyeceklere çok da kızmamak lâzım!..