Yazan Mahsun ben mahzun!

Hayat Devam Ediyor'da olduğu gibi 'Benim İçin Üzülme'de de fark edilen, Mahsun Kırmızıgül'ün bize 'kadın-merkezli' ama 'erkek-egemen' hikâyeler anlattığı.

Mahsun Kırmızıgül’ün yazıp yönettiği ‘Benim İçin Üzülme’, onun filmografisine yönelik ‘spekülatif’ (tahminî) görüşlerimizi tekrarlama imkânı sunan bir çalışma. Gerek sinema filmi ‘New York’da Beş Minare’, gerekse ‘Hayat Devam Ediyor’ dizisi bağlamında da öne sürmüştük (http://bit.ly/UwCRzm) : Mahsun, ‘toprak’tan öğrendiklerini (‘kitap’tan değil) ‘ekran’dan öğrendikleriyle buluşturarak film yapmakta gibi. Ekranların haber, tartışma programlarından, hatta reklam kuşaklarından esinlenen ‘fragmentatif’ bir anlatım onun yapıtlarında karşımıza çıkan... Evet, kendi geleneksel hayat deneyimini katmakta bu çalışmalara ve yaptıklarında bir ‘ruh’ mevcutsa, buradan kaynaklanıyor.


Hikâye şu: Mevsimlik işçi olarak her yıl Karadeniz’e giden Kürt kızı ile ailecek tarlasında çalıştıkları Karadenizli ailenin oğlu birbirine sevdalanır. Her iki ailenin iyi niyetli yaklaşımıyla evlilik yoluna girilirse de düğünde kan akar. Kürt kızımıza aşkı karşılıksız kalmış amcaoğlu, damadı öldürmek isterken yanlışlıkla onun kardeşini öldürür. Böylece aşktan, hem Karadeniz’in hem de Güneydoğu’nun belki de tek ortak noktası olan ‘kan davası’na doğru yelken açarız. Tabii daha net değil, rüzgârın nereye doğru eseceği ikinci bölümde anlaşılacak.


Bu dizide de medyada önceki yıllarda öne çıkmış bir haberle ‘titreşim’ söz konusu gibi; değilse günahı boynuma! Hatırlayalım, 2010 yazında AKP’li Rize Belediye Başkanı, Kürt sorununun çözümü yolunda hemşehrilerine “Güneydoğu’dan ikinci eş alın” tavsiyesinde bulunmuştu! Tabii ‘Güneydoğu cephesi’ bu sözleri ‘namus meselesi’ yapmakta gecikmedi. Önce Diyarbakır Ticaret Odası Başkanı “onlar bize iki versin, biz onlara bir kız verelim” dedi. Sonra da Diyarbakır Baro Başkanı, “Biz de Kürt erkeklerini Karadeniz’e gönderelim, bu sorun belki bu şekilde çözülür” şeklinde bir ifade kullandı. Mahsun belki de bu tatsız polemiği, hüzünlü bir aşk hikâyesi eşliğinde tatlıya bağlamaya çalışıyordur, kim bilir?! Gerçi Baro Başkanı, ifadesindeki nüanslar ihmal edilerek manşetlere taşınan “Karadeniz’e Kürt erkeği göndereceğiz” sözünü söylemediğini belirtti. Ancak sonuçta bütün tarafların sözlerinde kadını metalaştıran ‘kız alıp-verme’ tabirinin ‘doğal’ kullanımı belirgindi.


Buradan, bu noktayla ilintili olarak Mahsun’un filmografisinde gözüme çarpan bir başka soruna ‘sıçramak’ istiyorum: Mahsun bize görünürde ‘kadın-merkezli’ ama özde ‘erkek-egemen’ hikâyeler anlatıyor. ‘Hayat Devam Ediyor’ gibi ‘Benim İçin Üzülme’ de öyle. Gerçi, hakkını yemeyelim, düşünsel anlamda ‘liberal’ çabaları var onun; Kürt babaya evlilik konusunda önce kızının fikrini sordurtuyor, sonra “Verdim gitti” dedirtiyor!..

Diziye kitlesel rağbet olacaktır. Teknolojisi pahalı, mekân kullanımı zengin, renk, ışık, efekt uygulamaları öncekilerde olduğu gibi dinamik (hatta abartılı) bir çalışma bu da. Eh, o zaman denilebilir ki ‘zarf’ da aynı ‘mazruf’ da; Mahsun cephesinde değişen bir şey yok.