Yine, yeni, yeniden 'Survivor'

Gerçekten ünlü olanlar için 'Survivor', bir bakıma 'tuzak'tır. Geçen yıl Ümit Karan bu tuzağa düşmüştü. Bu sene de İsmail Baki'yi gördüm, üzüldüm.
Yine, yeni, yeniden 'Survivor'

'Survivor’ bir ‘düşkünler evi’dir. Katılanlar bağlamında...

‘Gönüllüler’, ünlülüğe gönüllüdür. Gönlünden ünlülük geçen, ünlü olma arzusuyla yanıp tutuşan, aslında çoğu ünlü olmak için hanidir uğraşsa da duvara toslamış biçarelerdir. Can havliyle son bir çırpınış daha sergilemek için oradadırlar. Ama daha acısı, karşı takıma, ‘Ünlüler’e baktıklarında da ‘baştan yeniklik’ duygusuyla sarmalanmıştır içleri. Orada gerçekleşmemiş bir arzunun resmini görürler. Bu gerçekleşmemiş arzunun türevi bir hınçla da motive olurlar.

Hâlbuki ‘Ünlüler’ kategorisi de aslında tatlı bir ilüzyondur. Eski ya da çaptan düşmüş ünlüler; belli-spesifik bir etkinlik alanında aşina olunan sınırlı kapasitede ünlüler; nihayet yakın zamanda yani an içerisinde ünlenme sürecine girse de bu yolda mesafe katedememiş yarım-yamalak ünlülerdir karşınıza çıkanlar...

Yaşanan an itibarıyla ünlü olarak aklınıza gelen isimler ‘Survivor’a tenezzül etmemektedir. Aksine ‘ünlü’ye düşen, aynen Şahan Gökbakar’ın yaptığı gibi (‘Recep İvedik-4’) ‘Survivor’ın çatır çatır parodisine girişmek olabilir. ‘Gerçek’ ünlü, ‘Survivor’da nesneleşmez, ‘Survivor’ı nesneleştirir. Gerçekten ünlü olanlar için ‘Survivor’ geyik muhabbetlerinin mezesidir.

Bu söylenenlere paralel olarak ‘Survivor’ bir bakıma da ‘tuzak’tır. Ona ‘ünlü’ nitelemesiyle katılanlar bağlamında...
Ünlü olan, ünlü kalmak isteyen veyahut da zamanında saygın bir üne sahip olmuş ve buna halel gelmesini istemeyenlerin ‘Survivor’ tuzağına düşmemek için dikkatli olmaları gerekir. Ben şahsen geçen sene Ümit Karan’ın bu tuzağa düştüğü kanaatindeyim. Bu sene de İsmail Baki’yi gördüm, üzüldüm.

Performansı yabana atılamayacak, bu köşede de bir değerlendirmesini yaptığımız bu yetenekli komedyen arkadaşımız sanırım arzu ettiği yükseliş ivmesini yakalayamamanın sabırsızlığıyla bu etkinliğe katıldı ve bence hata yaptı.

Henüz yolun başındayken orada ne işin var İsmail?! Bak daha ilk gün oyunlarda madara oldun! Ömrü boyunca zekâsını değil kasını konuşturmuş ‘yırtma’ derdinde bir grup ‘yırtıcı’nın içine neden girdin? ‘Acunsal enerji’nin tufasına nasıl geldin?..

Aralarda da sanatından örnekler serpiştirmeye çalışıyorsun. İsmail orada mizah yapmakla ‘komik’ olsan da kimse onlara gülmez. ‘Survivor’da insanlar, denizin kıyısında ürettiğin komediye değil parkurlarda uğradığın hezimete gülerler. Ah İsmail ah!..

Bu noktadan hareketle de ‘Survivor’ bir ‘pornografi’dir. Hepimiz bağlamında...

Biz ‘sıradan insanlar’ açısından hayatımızda tanınır-bilinir (‘ünlü’) olmuş veya tanınır-bilinir olmaya ‘gönüllü’ bir grup insanın birbirini yemesini, tökezleyip düşmesini, karizmayı çizmesini, şiddeti şiddetle yıkamasını izlemenin doyumsuz bir hazzı vardır.

Bu, ‘pornografi’dir.

Ve bu ‘pornografik’ temsilde itici güç oluşturan figürler, ünlü-gönüllü fark etmeksizin hep olagelir. Nihat Doğan böyleydi. Geçen yıl ‘gönüllü Duygu’ böyleydi. Bu sene de ilk bölümde hemen kendini belli eden ‘gönüllü’ kardeşimiz Turabi böyle...

‘Ada Konseyi’ndeki performansıyla sıkı bir giriş yaptı o. Gayet ‘arifane’ üslûpla, “Hayatta iki şeye dikkat edeceksin: Bir, yolda giderken kavşaklara; iki, arkandan iş çeviren ...... [burada elindeki kartla işaret diline geçiyor!]” şeklindeki ‘veciz’ ifadeyle ‘yavşaklık’ imasında bulunduğu ismi karşı takıma postaladı. Sonrasında da hem kendi takımında, hem karşı takımda kızlı-erkekli posta koymadık kimse bırakmadığını izledik. “Ben ablalar ile konuşmuyorum, erkekler gelsin erkekler” diyerek karşı takıma babalanıp kızları yaş haddinden, erkekleri ‘ser’ haddinden aşağıladı.

Prim yapacaktır. Ama bir yere kadar. Bu tür ‘katalitik’ figürlerin payına ‘zafer’ düşmüyor. En çarpıcı örnek Nihat... Çünkü realite-şov bitmeye, ritüel çılgınlık tamamına ermeye, şiddet hazzının ateşi sönmeye doğru ‘körük’ de bir kenara bırakılıyor. Memleketimde dirlik-düzen arayışı esası oluşturduğu için zafer, ‘ortalama’yı temsil eden, eli-yüzü düzgün, halim-selim olanın oluyor. Tıpkı Derya Büyükuncu gibi. Tıpkı geçen seneki genç kardeşimiz (onun adını unuttum ama bak Duygu aklımda kalmış!) gibi...

‘Survivor-2014’ açılış taksimini böyle yaptık. Devam edeceğiz!..