scorecardresearch.com

'Ötesiz İnsanlar' tesettürün neresinde?

10/01/2014
'Ötesiz İnsanlar', '28 Şubat'ın İslâmofobik pratiğiyle, daha özelde 'İkna Odaları' rezaletiyle bir hesaplaşma girişimi.
'Ötesiz İnsanlar' tesettürün neresinde?

Tivitırdaki sıkı takipçilerimden Hacer Akıcı arkadaşımız, STV’deki ‘Ötesiz İnsanlar’ dizisinin son bölümünden bir sahneyi tivitine ekleyerek dikkatime sundu. “Diziler üzerine sosyolojik okumalar yapan biri” olarak ne düşündüğümü soruyor. Sahneyi buraya da linkleyip ilgiye açalım! (Türbanlı doktor adayının hocasıyla imtihanı -  İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

‘Ötesiz İnsanlar’ ilk başladığında bir giriş yazısı yazdık ama ona tekrar dönmek nasip olmadı. Dizi, ‘28 Şubat’ın İslâmofobik pratiğiyle, daha özelde ‘İkna Odaları’ rezaletiyle bir hesaplaşma girişimi. STV’nin diğer gözde dizileri gibi (belki ‘Küçük Gelin’ istisna edilebilir) bir dindar-muhafazakâr ideolojik ağırlık, özellikle yakın dönem Türkiye gündemiyle bağlaşık olarak onda da mevcut.

Bu yönelim, ele alınan sosyo-politik sorunlara ‘ak’ ve ‘kara’ karşıtlığı ile yaklaşmayı kaçınılmazlaştırıyor ve haliyle kutuplaşmada taraf olunup diyaloğa kapalı bir yol tutuluyor. Diyaloğa, uzlaşmaya açık yapımlar sanırım kanalda pek rağbet görmüyor. Mesela içeriği bir miktar öyle olan ve iki yıl önce Ramazan’da yayına girmiş ‘Kendimize Doğru’ uzun ömürlü olamadı STV’de. Anlaşılan, hedef izleyici kitlesinin çok daha ‘şahin’ce (ya da ‘Şefkat Tepe’den ilhamla, ‘sungur’ca!) hikâyeleri izleme arzusunda olduğu tespit edilmiş; veya öyle olduğu düşünülmekte.

Hacer’in dikkat çektiği sahnede de söz konusu yıllarda laik kesimde ağızlara sakız olmuş şu ‘klişe’, şiddetli ve ‘dehşetli’ şekilde teşhir ediliyor: Bir erkeğe dokunmaktan kaçınan tesettürlü kadın nasıl doktorluk yapabilir?! 

İnancı insanlıkla imtihana sokmaya yeltenen bu toptancı ve özde saldırgan klişe hoş değildi. Ama onu şimdi bir hınç itkisiyle ve ‘karşı-saldırgan’ bir üslûpla kurgulamanın da pek hoş olduğu söylenemez!..

Ayrıca bugün hayatın içinde tesettürün toplumsal bir ‘anomali’ olmaktan çıkıp giderek normalleştiği aşamada olduğumuzu da hatırlayalım! Bu noktayla birlikte ele alındığında dizideki sahne belki “Nereden-nasıl geldiğini unutma bugünlere” mesajı eşliğinde eski mağdurlukların uzağında şimdi oldukça mağrur bir noktaya gelmiş dindar-muhafazakâr toplumsallığı pekiştirici işlev yerine getirebilir. Ama bugüne ait bir ‘okuma’ çıkarmak pek mümkün olmaz bu kurgudan…

Ya da bir dakika! Eğer diziyi, onu bize sunan tesettür firmasının reklam aralarında hep karşımıza çıkan tanıtım görüntüleriyle birlikte izlerseniz, evet o zaman bugüne yönelik bir ‘okuma’ya el verir bir ‘metin’ çıkıyor karşınıza!..

Dizinin içinde yüreğinizi sızlatır şekilde, ‘laisist’ hegemonya karşısında çaresiz ve kırılgan halleri, hatta kaldıkları yurdun kapatılmasıyla sokakta çadırda kalmışlıkları üzerinden bir ‘özne-simge’ olarak tesettüre vurgu yapılan üniversite öğrencisi başörtülü kızlar… 

Dizinin aralarında da yüreğinizi hoplatır şekilde, alımlı ve göz alıcı görüntüleri, cezbedici bakışları üzerinden bir ‘ürün’ (meta) olarak tesettüre çağrı yapılan başörtülü manken kızlar!.. (Burada da diziyi izlerken karşımıza gelenden farklı olmakla birlikte aynı doğrultu ve etkideki bir tanıtım klibine yer verelim: İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN) 

Böyle bakınca dünden bugüne ‘tesettür’ün bürokratik-laisist modernleşmeden burjuva-Müslüman modernleşmeye doğru seyreden macerasını aksettiren bir yan var dizide.

Tesettür bir simge miydi, evet, inancın simgesiydi. Uzun zaman hüzne vesile olmuş bir simge.

Ama bugün, hüzne vesile olmaktan ziyade hazza vesile kılınan bir simge…

‘Ötesiz İnsanlar’ı, dizi boyunca araya giren bu (ticari) takdim ve tanıtım görüntüleriyle birlikte izlerseniz yapacağınız ‘okuma’ bu olabiliyor. 

Tabii ‘öznel’ bir okuma bu. Tartışmaya da açık.

http://www.radikal.com.tr/117011611701162

YORUMLAR
(2 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Yazar şu gerçeği kabul etmiş - muratcelik123

Artık laik bir ülke değiliz. Müslüman bir ülkeyiz anayasamız ise bunun doğal sonucu olarak "kuran". Siyaset-hukuk-eğitim sistemi baştan aşağı kurana göre şekillendirilecek. Yazar bunu "onaylıyor" gözüküyor. Küçük kız çocuklarına tecavüzü yasallaştıran müslüman kardeşlerin Türkiye şubesinden nasıl bir modernleşme bekliyor? İrandada burjuvazi var. Şeriat ve kapitalizm "gül" gibi geçinebilir. 2023'te İranla Türkiye yer değiştirmiş olacak...

Arabesk rejim - muratcelik123

28 şubat dönemini daha dün gibi hatırlıyorum. Siyasal islam İrandaki gibi bir islam devrimi yapmak için fırsat kolluyordu. Bu devrimi kanlı yapmayıda göze almışlardı. Memleketi darül-harp ilan etmişlerdi ve Erdoğan kanlı bir devrim için minareler süngü şiirleri okuyordu. Yazar bunları hatırlamadığımızı mı zannediyor? Eski defterler açılırsa siyasal islam insan içine çıkamaz o kadar çok hesap varki onlara sorulacak...