Temel ruhsal gereksinimler: Sevgi, empati, korunma

Korku filmlerini neden sevdiğimizi incelemeye devam ediyoruz. Diğer konumuz ise temel ruhsal gereksinimlerden 'sevgi, empati ve korunma'.

Sevilme, ilgilenilme, değer görme ve yönlendirilme bireyin özellikle yaşamının ilk yıllarındaki en önemli ihtiyaçlarındadır. Bebek doğduğu ilk günden itibaren, annesinin bakışlarında ve ten temasında ilgi, şefkat ve korunmayı duyumsar. Bu ihtiyaçlar olmazsa olmaz ve çocuğun kendi başına karşılayamayacağı, ancak ötekinin varlığında giderilebilecek ihtiyaçlardır. Bu ihtiyaçları 3 başlık altında inceleyebiliriz:

1- İlgi ve sevgi: Şefkat, sıcaklık ve arkadaşlık.

Çocuğun sevildiğini anlaması için bunu açıkça görmesi, hissetmesi gerekir. Bunun için en doğal yollar dokunmak, sarılmak yolu ile yaşanan fiziksel sıcaklık ve sevginin sözel olarak ifadesidir. Bir diğer boyut da birlikte geçirilen zamanda paylaşılanlardır. Oyun oynamak, birlikte gülmek ve eğlenmek de çocuğun temel duygusal ihtiyaçlarındandır. Nasıl hissettiği ile ilgilenilmesi, duygularının hesaba katılması ve önemsenmesi gerekir.

2- Empati: Çocuk dinlenilmeye, anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Kendini açabilmesi ve duygularını paylaşabilmesi, ebeveyninin onu dinlemeye ve anlamaya hazır olmasına bağlıdır. Duyguların yargılanmadan kabul edilmesi, ruhsal gelişim için oldukça önemlidir. Ebeveynler, tahmin etseler bile hissettiği şeyi ona sormadan varsaymamalıdır. Çocuğun ne hissettiğini anlamasına ve keşfetmesine rehberlik etmek gerekir.

3- Korunma ve yönlendirilme: İnsan yavrusu ilk günden itibaren korunmaya ve bakıma muhtaçtır. Çocuğun barınması, beslenmesi, güvenliğinin sağlanması, sağlığının korunması ve eğitimi gibi temel ihtiyaçlar konusunda sorumluluğun ebeveyn tarafından alınması, rehberlik edilmesi, doğru kararlar alınarak yönlendirilmesi gerekir. 

Bu temel ihtiyaçların karşılanmaması durumunda duygusal yoksunluk şeması gelişir. Duygusal yoksunluk şeması kişinin normal derecedeki ve olağan duygusal ihtiyaçlarının (destek, sevgi, ilgi) başkaları tarafından yeterince karşılanamayacağı inancıdır. Duygusal yoksunluk şeması diğer şemalar kadar kolay fark edilmez. Kişi yoksunluğa alışmış olduğu için bunu fark etmez, uzun yıllar şema ile bağlantılı olduğunu bilmediği sorunlar yaşayabilir. Şema ile başa çıkma stratejileri, kişiler arası ilişkileri de olumsuz etkiler. Kişi duygusal ihtiyaçları yokmuş gibi yaşayabilir, ilişkilerini de bu şekilde kurar. Talep etmeyen, ilgi beklemeyen, duygularını ifade etmeyen bir temas biçimi geliştirir. Özellikle duygusal yakınlık göstermeyen, soğuk ve uzak kişiler, şema kimyası yarattığı için çekici bulunur. Terapide öncelikle bu karşılanmamış ihtiyaçları fark etmek, duygusal ihtiyaçların doğal ve gerçek olduğunu anlamak ve karşılanmasının önündeki engelleri kaldırmak amaçlanır.

Schema Therapy: A Practitioner's Guide by Jeffrey E. Young, Janet S. Klosko and Marjorie E. Weishaar (Nov 3, 2006)

Reinventing Your Life: The Breakthough Program to End Negative Behavior...and FeelGreat Again by Jeffrey E. Young, Janet S. Klosko and Aaron T. Beck (May 1, 1994)

Vreeswijk, M. The Wiley-Blackwell Handbook of Schema Therapy Theory, Research, and Practice (2012)

 

Korku filmlerini neden severiz-III

Korku filmlerini birçoğumuz seviyoruz ve korkmamıza rağmen seyrediyoruz. Korku filmlerini neden sevdiğimiz üzerine geçtiğimiz iki yazıda yanıt aramaya çalışmıştık. Şimdi de gelin, korku filmlerinin korkutucu 10 öğesine göz atalım ve neden korkutucu olabilecekleri üzerine konuşalım:

1. Ölüm korkusu. Nihai korku olarak adlandırabileceğimiz ölüm korkusu insanı hem varoluşsal hem de psikolojik olarak tedirgin eder, hatta kimi zaman da dehşete düşürür. İyi bir korku filminde mutlaka birilerinin ölmesi gerekir. İnsanı bu nihai korkusuyla yüzleştirmesi bu filmleri hem korkutucu yapar hem de tam da bu sebeple daha cazip hale getirir.

2. Karanlık. Karanlıktan korkmaya çok erken yaşlarda başlarız. Aslında korkulan, karanlığın kendisi değil gizledikleridir. Korku filmlerini karanlık bir sinema salonunda ya da evde ışıkları söndürerek seyretmek belki de bu deneyimi daha gerçekçi kıldığından çok da çekicidir. 

3. Sürüngenler, kemirgenler, örümcekler... Yılanlar, örümcekler ve fareler korku filmlerinin önemli öğelerindendir. Çoğunluk tarafından pek de sevimli bulunmayan bu kötü şöhretli hayvanların korku filmlerinde sıkça yer almalarının sebebi, bir yandan yürüme ve hareket etme biçimleriyken (sürünme, kıvrılma vb.) bir yandan da teninize değdiği düşüncesinin –hele ki karanlıkta- en derin, en arkaik korkuları harekete geçirmesidir.

4. Ürkünç mekanlar. Korku filmleri ürkünç mekanlarla doludur: Mezarlıklar, metruk evler, perili köşkler, zindanlar, tavan araları, bodrum katları, sık çalılıklar ve karanlık ormanlar… Bu tip mekanların korkutuculuğu tıpkı karanlık gibi, tehlikeli olanı saklama özelliğinden ileri gelir. Bu yerler, adeta kötü ve öldürücü olanın saklandığı karanlık dehlizlerdir.

5. Korkutucu yüzler. Birçok korku filmi, yaratığı andıran, insan yüzüne benzeyen ancak bozulmuş, çirkinleşmiş yüzlere sıkça yer verir. Frankenstein, Operadaki Hayalet, zombiler gibi… Gelişim psikolojisi alanında yapılan araştırmalar çocukların çok erken yaşlarda bozulmuş yahut simetrik olmayan yüzlere reaksiyon gösterdiğini yönünde bulgulara sahip. Korku filmlerinde kullanılan bu bozulmuş, asimetrik yüzler, erken dönem çocuklukta başlayan bu korkularımıza da nokta atışı yapar.

6. Kopan kol ve bacaklar. Bir uzvun, özellikle de kol ve bacakların kaybına dair korku aynı zamanda benliğin bir parçasının kaybına dair korkudur. Testere film dizisinin korkutuculuğu ve buna bağlı olarak popülerliği, ölümden kurtulmak için kol veya bacakları feda etmenin tek yol olduğu kurgusuyla bu korkuya referans verir.  

7. Gerilim (bekleyişler ve beklentiler). En iyi korku filmleri gerilimin bol olduğu filmlerdir. Tıpkı Alfred Hitchcock filmleri gibi... Gerilim, kötü bir şeylerin olacağına dair endişe içinde bekleme ancak bu kötü şeyin ne zaman olacağını bilememe halini içerir. En şok edici korku filmi sahnelerinden bir kısmı seyircinin kötü bir şey olacağına dair endişeli bir bekleyiş yaratan ve bir yandan da seyircinin umutlu beklentilerini bozan kurgulardan oluşur. Filmin kahramanının ölmesi ya da katilin seyircinin hiç beklemediği birisi çıkması gibi…  

8. Ürkütücü müzik. Müzik duygudurumlar ya da başka bir deyişle halet-i ruhiye üzerinde etkilidir ve türlü duyguları tetikler. Korku filmlerinde kullanılan müzikler ürpertici ve ürkütücüdür; ekranda ya da beyaz perdede görünen sahneleri ve aksiyonları vurgulamak için kullanılır. Müzik, gerilim ve şok etkisini yoğunlaştırmaya yarar.

9. Gök gürültüsü ve şimşek. Birçok insan gök gürültüsünden, şimşekten ve fırtınadan ürker. Aniden çakan şimşeklere ve kulakları sağır eden gök gürültülerine korku filmlerinde sıklıkla rastlanır. Ani sesler ve çok parlak ışıklar tehlike mesajı ileten, dolayısıyla fiziksel tepkiye neden olan uyaranlardır. İrkilme, bu durumlarda verilen doğal, anlık bir tepkidir ve hayatta kalmaya yardım eder.

10. Alışılmadık olana dair korku. Küçük çocuklar farklı ya da alışılmadık nesnelere korku tepkisi verebilir. Çok sıra dışı nesneler yetişkinler için de korku kaynağıdır.  Korku filmlerinin ortak özelliklerinden biri normalde korkunç olmayan bir nesneyi (bebek, palyaço, çocuk gibi) alıp bunu korkulan bir objeye dönüştürmesidir. Tıpkı Stephen King’in O filmindeki palyaço, Çocuk Oyunu filmindeki katil oyuncak bebek Chucky ve Lanetliler Kasabası’ndaki çocuklar gibi…

Haidt, J., McCauley, C., & Rozin, P. (1994). Individual differences in sensitivity to disgust: A scale sampling seven domains of disgust elicitors. Personality and Individual Differences, 16, 701-713.

Hess, J.P. (2010). The psychology of scary movies. Filmmaker IQ. Located at: http://filmmakeriq.com/lessons/the-psychology-of-scary-movies/ (link is external)

Johnston, D.D. (1995). Adolescents’ motivations for viewing graphic horror. Human Communication Research, 21(4), 522-552.

O’Brien, L. (2013). The curious appeal of horror movies: Why do we like to feel scared? IGN, September 9. Located at: http://uk.ign.com/articles/2013/09/09/the-curious-appeal-of-horror-movies  (link is external)

Walthers, G.D. (2004). Understanding the popular appeal of horror cinema: An integrated-interactive model. Journal of Media Psychology, 9(2). Located at:

http://web.calstatela.edu/faculty/sfischo/horrormoviesRev2.htm (link is external)

https://www.psychologytoday.com/blog/cutting-edge-leadership/201410/the-top-ten-things-make-horror-movies-scary

 

Psikoterapist ve Mitlere Yolculuk

Terapide danışan, bir insanı, bir olayı ya da bir duyguyu hatırlayarak, oldukça beklenmedik bir şekilde, şu andaki hayattan bir durumu kültürümüzün eskimeyen mitlerinden birine bağlayabilir. Tam o anda, mit bir aynaya dönüşür ve iyileşme süreci başlar. Mit, ya da Rollo May'in ifadesiyle "zamanı parçalayan sonsuzluk", iyileşmenin odak noktası haline gelir. Dr. May, Klasik Yunan ve Dante'nin Orta Çağı, Avrupa efsanesi (Faust ve Uyuyan Güzel prototipi) ve çağdaş Amerikan hayatında (Jay Gatsby) mitlerin izini sürüyor. Bunları rüyalar ve kendi uygulamalarında karşılaştığı çağrışımlarla ilişkilendiriyor. Rollo May, Psikoterapist ve Mitlere Yolculuk'ta, manevi olarak kafa karıştıran bu dünyada, yön arayanlara anlam ve sağlam bir zemin sunuyor.

 

THERAPIAGROUP PSİKOLOJİ&PSİKİYATRİ REHBERİ köşesi Psikiyatrist Dr. Alper Hasanoğlu öncülüğünde;  Psk. Ceylan Özge Kunduz, Uzm. Psk. Şencan Taşkale tarafından hazırlanmaktadır.

SORULARINIZ İÇİN: info@therapiagroup.com

Facebook: facebook.com/TherapiaGroup

Twitter: TherapiaGroup

İnternet adresi: www.therapiagroup.com