Beşiktaş Çarşısı'nda Gezerken...

Pando Amca'nın, Bulgar'ın mavi vitrini. İçim burkuluyor. Mavi vitrini kendisi kadar ünlüydü Pando Amca'nın şimdi ise  kağıtlar, yazılar, karalamalar bezeli o vitrin, terkedilmiş, yitmiş.
Beşiktaş Çarşısı'nda Gezerken...

Beşiktaş Çarşısı’nda sabah saatleri. Asım Usta’nın kapısının önüne bir tabure koymuş, çay içiyorum. Asım Usta sabah 10 gibi, o koca döner usul usul pişmeye başlamış. O uzun kuyruk oluşmadan, sabah dönerinin tadını bilenler gelip dönerlerini yiyorlar, aheste aheste.

Öğle telaşı başlamadığı için Cengiz Usta henüz ortalarda yok. Asım Usta, herkesin ustası, abisi, amcası, beyaz saçlı, güler yüzlü sevdiği esnafı, geçen günaydın diyor, gelen sohbet ediyor, o da durmuyor gelen geçene laf atıyor. 43 yıldır Beşiktaş’ta Asım Ustam.

Karşımda ise, Pando Amca’nın, Bulgar’ın mavi vitrini. İçim burkuluyor. Mavi vitrini kendisi kadar ünlüydü Pando Amca’nın şimdi ise  kağıtlar, yazılar, karalamalar bezeli o vitrin, terkedilmiş, yitmiş.

Süt kokan, kırık mermer tezgahlı, eski usul kancalara takılı kağıtlar, torbalar, tezgah üzerinde şanslıysak bir tepsi beyazıyla içimizi ferahlatan kaymak... Pando Amca, gelenler arasında huysuzluğu ile nam salmıştı ama huysuzluk değildi bence, yaşlılıktı, belki müşterilerin beklentilerini karşılayamıyor diye takılan bir lakaptı, belki de kendinden sonra oğlunun dükkanını devralamayacağının üzerindeki baskısıydı, bilinmez. Ben bir huysuzluğunu görmedim.  Hem o güzel güleryüzlü fotoğraflarından birini de ben çekmiştim zamanında. İyi ki de çekmişim.

Bir anı olarak kaldı akıllarımızda, o da, çiçekli basma elbisesi ile gençlere taş çıkaracak hızla koşturan, herkese kahvaltı siparişlerini yetiştiren, bulaşıkları yıkayan eşi Yuhanna Hanım da. Şimdilerde evde, emekliliğin keyfini çıkartıyor diyor Asım Usta, umarım öyledir.

Pando Amca’nın dükkanını da içine alan sola doğru devam eden o koca dükkan adasını yıllar önce dev bir kıyafet markası zinciri aldığını duymuştum. Tüm o adayı yıkıp, evet yıkıp, büyük bir mağaza açma niyetindeymiş. Bu kelimeler, konuştuğum değişik esnaftan toparladıklarım. Ama o mağaza, iyi ki, ve umarım öyle de kalır, Anıtlar Kurulu’na takılmış kararlar, çünkü o binalar tarihi eser. Ama pislik içinde terkedilmiş halleriyle duruyorlar çarşının ortasında.

Rant, sadece Pando Amca’yı etkilemedi ki, o kadar çok dükkan el değiştirip, daha büyük, tekdüze, zincir mağazalara devredildi ki. Beşiktaş Çarşısı’nın da çehresinin bozulalı çok oldu. 10 yılın üzerindeki kiracıları işsiz barksız dükkansız bırakan kira kanunu çıktığından beri hızlı bir çöküş yaşanıyor Beşiktaş Çarşısı’nda.

Köşedeki balıkçı Nuri gideli seneler oldu, yerine kahve dükkanı, yok dönerci- köfteci, karşı sokağa 3 dönerci daha, köşeyi dön 2 dönerci, onları geç, 3 tane daha... Balık Pazarı’nı yenilediler ya, o kadar aykırı görünüyor ki çarşı içinde, eski bütünlüğünü kaybetti, zaten topu topu 4- 5 balıkçı var, in cin top oynuyor tezgahlarının önünde.

Seyyar lokma arabası mı, bardakta iğrenç mısır mı, o satılmaya başladığı güne lanet ettiğim pis arabalardaki dondurmalı irmik tatlısı mı... Onları geç, modern bijuteri dükkanları, ucuz Çin malları satan, sonra zincir kıyafet mağazaları... Sokak aralarında o hani kendini çarşı kültürünün bir parçası ilan eden en ucuzundan kırmızı çakma deri koltuklar, yanar döner kırmızı örtülü masalar, sıkış tıkış, ne servis ettiği belli olmayan dükkanlar ile dolu.

Asım Usta, 7-8 Hasanpaşa Fırınından başka koca çarşıda kalan üçüncü esnafım ise 55 yıllık züccaciyeci, Emin Karahüseyin Züccaciye. Maalesef onlar da yeni borçlar kanunundan yana problem yaşıyorlar. 35 yıldır aynı yerdeler, Köyiçi Caddesi No:11’de. Tahliye ile yüzyüzeler. Başka yere taşınmak zor, kurulu düzeni bozmak, yeni fahiş dükkan kiraları ödeyip aile geçindirmek de...

O iki katlı dükkanda kendinizi kaybetmeniz an meselesidir. En iyi markalar onlardadır, bardak mı, demlik mi, bakır mı, döküm mü, tencere tava mı, kek kalıbı mı emaye mi lazım veya değil onlardadır. O büyük, havalı isimli zincir mağazalar var ya hani oluk gibi para akıttığınız, hani aslında çoğunlukla Çin malı alarak eve döndüğünüz, burası öyle değildir, iyisi varsa onlardadır.  

“Çarşı hızla değişiyor, o eski balıkçılar da devrede devrede gittiler” diyor Ümit Bey, “kötüye gidiyor çarşı.” Halbuki bu kadar otel varken etrafta, İstanbul bu kadar gözbebeği iken, ve yaşayan çarşı kültürümüze dünyada imrenilerek bakıldığını düşünürsek, bu gerileme, tekdüzelik çok üzücü.

Eski çarşının dokusu bir yana, aynı alanda rekabet eden yanyana dükkanlarla bezeli. Meyhane, köfteci, dönerci, tuhafiyeci ve kahvaltıcılara teslim Beşiktaş Çarşısı. Kadıköy Çarşısı’nın kahveciler, dönerciler, kebapçılar, meyhanelere teslim olduğu gibi.

Ederinin çok üzerinde ödenen emlak giderleri, küçük esnafın değil her yerde bulabileceğimiz dükkanlara peşkeş çekilmesi ile bir şehir kültürü de son demlerini yaşıyor.

“Eskiden iş bitince şöyle deniz kenarına iner, bir deniz havası alır, çayımızı içer eve giderdik” diyor Asım Usta, “ah ah ne güzeldi buralar...” Ben zaten yanlış zamana doğmuşum...

 

istanbulfood.com