Beyoğlu'nun son yıldızı, Üç Yıldız

Üç Yıldız'a sığınıyorum, Feridun Bey gibi işini en iyi şekilde devam ettirip, işinin başında dimdik duran dostlara, bizi kendimize getiren dükkanına... Bu dükkanlar bizler için var ve biz yoksak, onlar da yok!

Kaldırımlardan ateş fışkırıyor sanki. İstiklal Caddesi’nde Tünel’den meydana doğru yürüyorum. Boyunlarında fotoğraf makinaları ile dolanan turistler, işini hızlıca görmek isteyenler, tüm gün ne yapacağını bilemeyenler dolanıyor etrafta.

Milyonlarca dolara satılan Narmanlı Han yeni sahiplerini beklerken yorgun, bitkin, bakımsız. Beyoğlu’nun son kalan İstanbul dükkanlarından Kelebek can çekişiyor. Eski zamanlarını yaşayamadığıma, üzülüyorum bu caddenin.

Markiz’de çay saatini annemden dinlediğimle kalıyor, o zarif vitrinini taçlandıran o çirkin led ekrana bakıyorum. Kötü yemek fotoğraflarının vitrini süslediği Yemek Kulübü... Nerede Paskalya yumurtaları ile bezenen, her göreni yerine mıhlayan Markiz Pastanesi, nerede bu vitrin...



Feridun Bey’e doğru yürüyorum, istikamet Üç Yıldız. Üç Yıldız son kalan İstanbullu dükkanlardan. Hani o çocukluğunuza sizi alıp götüren, içeri girince zamansız ve isimsiz bir yerde kendinizi hissettiğiniz, rengarenk bir masal. Büyük bakır reçel kapları, rengarenk akide şekerleri, badem ezmesi, pullu sakızlı lokumu, çevirme şekeri... Biraz sakızlı lokum ve biraz sohbet isteğim, hem belki bir çay da içeriz...

Sohbetlerimizde o kadar çok eski zamanları anlattırıyorum ki ona, aklımda yer eden ise pastaneler oluyor sanki, belki de onları yaşamak istediğimden. Şık giyinen hanımların ve beylerin buluştuğu, okuldan çıkan talebelerin pasta yediği, öğretmenlerin, yazarların uğrak noktaları pastaneler...

Feridun Bey’in anılarına gidiyoruz, Nisuaz, İnci, Gülen, Lozan, Kibar Pastaneleri geliyor aklına bir kerede. Camdan gösteriyor, bir kol mesafesinde o kadar çok pastane vardı ki diye, orada da Kibar Pastanesi vardı diyor, köşeyi işaret ederek. Rönesans Pastanesi, Everest Pastanesi diye devam ediyor. Hepsinin meşhur olduğu ürünlerinin olduğunu da ekliyor. Kimse birbirini baltalamaz, herkes çok iyi iş yapardı diye de ekliyor.

Liji Pulcu Çizmeciyan’ın ‘İstanbul’da Kayıp Zamanlar’ kitabında pastaneleri anlatırken Yahya Kemal’in haftada bir gün uğradığı Lebon pastanesinin sosyetenin uğrak mekanı olduğunu, Ermeni sahibi olan Markiz’in sonradan açıldığını, iki Süryani Hanım’ın burayı işlettiğini, mevsimleri sergileyen üç seramik tablonun dördüncüsü hakkında söylentiler olduğunu da yazıyor.

Madlen çikolatalarını ilk Markiz çıkarmış ve Çizmeciyan’ın hatırladığına göre hepsi bitter çikolataymış. Ancopulo Pastanesinin kulüp sandviçleri ve börekleri, bir Ermeni’nin işlettiği Tilla Pastanesi’nin ise çikolatalı rulosu ve cheese cake’i çok meşhurmuş.

Luvr Apartmanının altındaki Baylan’ın pastalarının nefis olduğunu söylüyor, onun zamanındaki kup griyeyi okurken şimdikinden farklı olduğunu görüyorum: bir top vanilyalı dondurma üstüne kavrulmuş badem, bir top çikolata, tekrar badem ve üstüne ahududu şurubu ve şanti dökülürdü diyor

Çizmeciyan. Hari Bey’i bir gördüğümde bunu muhakkak sormalıyım. Ağzım sulandı doğrusu.

Saray Sineması’nın köşesindeki Glorya Pastanesi, ondan bir kaç kapı aşağıdaki Arnavut sahibi olan İnci Pastanesi, ki profiterolünün yanı sıra pastalarından da bahsediyor kitapta. Yunanlı sahibi olan Moka Mağazası’nın ise baklavası dillere destanmış.

Şimdi, o köşeler kebapçı, dönerci, kuruyemişçi ve aklımızda bile kalamayacak kadar boş içerikleri ile birtakım dükkanlar...

Üç Yıldız’a sığınıyorum, Feridun Bey gibi işini en iyi şekilde devam ettirip, işinin başında dimdik duran dostlara, bizi kendimize getiren dükkanına... Bu dükkanlar bizler için var ve biz yoksak, onlar da yok!

Hadi, bırakın şu kutuda pakette çikolataları almayı da, gidin bir badem ezmesi, bir lokum, bir çevirme tatlısı alın, ağzınız tatlansın. Unutmayın çikolatadan önce lokum vardı bu topraklarda...

Hem bu bayramda kahvenizin yanında çevirme şeker ikram edin dostlarınıza. Bir tatlı kaşığı çevirme tatlısını, soğuk bir bardak suya koyun kaşığı ile. Şöyle köpüklü bir Tük kahvesi yapıverin. Çevirmeyi ara ara emerek ve soğuk sudan da içerek, kahvenizle beraber keyfini sürün, tatilde de olsanız bayramlaşın, bir kahvelik zaman ayırın sevdiklerinize.

Ağız tadında, tatlı yiyip tatlı konuştuğumuz bir bayram dilerim...

Üç Yıldız: Duduodaları sk, No:7, Balık Pazarı, Beyoğlu
http://www.ucyildizsekerleme.com/

(istanbulfood.com)