Çıtır kıtır yeşil bir bayram, İstanbul'un marul bayramı!

İstanbul'un Marul Bayramı, kapalı kapılar ardında kutlanmaya devam etse de, bu sene bir şenlik, bir şölen şeklinde 8-9 Mayıs'ta Yedikule Bostanları'nda kutlanacak.
Çıtır kıtır yeşil bir bayram, İstanbul'un marul bayramı!

Tek tek kopartırken yapraklarını tok bir ses çıkartır. Yaprağı ipek gibi elde kayan yağlı marulun yapraklarının her santimi ayrı tattadır. Yeşil kısımlarına sanki yağ gezdirmişsiniz gibi çiğnerken yumuşacıktır, lifli ve çimenimsi, toprağımsı mis kokusu, kendine has azıcık acımsı arkadan gelen tadı, beyaz kısımlarına gelirken ağızda bıraktığı su, şekerimsi sütümsü o aromanın hepsi bir yaprak maruldan çıkar.

Yapraklar tek tek koparıldıktan sonra kalan cücük ise efsanedir.  İncecik soyarım onu, piramit şeklinde kalakalır. Sonra en sivri noktasından aşağı doğru tadını ala ala yavaş yavaş kıtır kıtır yerim. Paylaşmayı sevmediğim kısmıdır marulun.

Ağzımızın tadını iceberg- göbek salataya bırakmadan önce sofralarımızdan eksik olmayan marul, İstanbul’da bayramı yapılan, baharın gelişinin temsilci olarak kabul edilen, sofraların baştacı olan, o güzel yeşillik.

İstanbul’un Marul Bayramı, kapalı kapılar ardında kutlanmaya devam etse de, bu sene bir şenlik, bir şölen şeklinde 8-9 Mayıs’ta Yedikule Bostanları’nda kutlanacak. İstanbul’a hadi marulumuza sahip çıkalım, onu ve kent kültüründeki yerini kutlayalım diyenler de Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar. 

Onlara yol gösteren ilk kaynakları 30 Mayıs 1938 tarihli Cumhuriyet gazetesinin manşetinde yer alan ‘Yedikule, dün marul bayramını tes'id etti’ haberinden yola çıkıyorlar o kadar çok ki marul, maruldan yatakların üzerinde yatıyor insanlar, mevsim Mayıs ayı ve araştırmaya başlıyorlar. Tabii Hampartsum’a dayanıyor bir ucu, Paskalyanın 40. gününde İsa’nın göğe yükseldiğini kutlayan bir bahar bayramı, Hıdırellez gibi, Nevruz gibi. İstanbul’da Hampartsum’un sadece Yedikule’de kutlanması, bulundukları coğrafyanın en önemli ürünü olan Yedikule marulu da bu bayramın baş simgesi yapıyor.

Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’nin kütüphanesinde 1800’lerin sonundan beri hastanenin yayınladığı dergisinden sondan başa literatür taraması yaparken, 2014’de hastanede yaşlılara verilen bir yemekte masaların ortasında bardakların içindeki marullar dikkatlerini çekiyor. Marul bayramının eskisi gibi bostanlarda mesire alanlarında olmasa da hala kutlanıyor olduğu görülüyor. Marul Yedikule Marulu olmasa da, bostandan gelmese de, kışlık marul olmasa da gene alınıp gene sofraların baş tacı ediliyor…

Kaynak kişi olarak konuştukları kişilerden biri ise benim için de çok önemli bir değer olan Takuhi Tovmasyan. Anıları onlara yol gösterici olmuş. Doğa yeşil, ilkbahar ve bol yeşillikli bir fasulye piyazı hatırlıyor, anlatıyor, sofraların ortasında üzerinde yumurtalar ve en üstte de kökünden uzunlamasına kesilerek dört parçaya ayrılmış marul. Şarkılar söylenir, oyunlar oynanırmış. Takuhi Hanım’ın hatırladığı başka bir şey de, hep müzik varmış. Bir gün önce o bostanlara gidilip marullar yıkanırmış. Ertesi gün de o marullar yenirmiş. Kalabalık olurmuş, çoluk çoçuk kutlama havası… Takuhi Hanım’ın anılarından yola çıkarak piyaz yapmaya karar veriyorlar.

Hep sadelik olurmuş eskiden sofralarda, şimdiki piknikler gibi çeşit bol tutulmazmış. Önemli olan baharı kutlamak, şarkılar etrafında kutlamakmış. Pratikte yerelden alabilecek malzemelerle bu sofra yapılırmış. Bostandan alınan yeşilliklerle. Bu bir kutlama ve marul ise o coğrafyanın en önemli simgesi olunca, kendi kültürünün bayramının adetinin içinde marulu da katıp kutlamalarını öyle yaparlarmış.

Peki ya tohum? Yalova’da her yıl Yedikule marulu ekimi yapılıyor, tohum almak için. Peki nasıl ne ara Yalova’ya gitmiş henüz o kaynaklara rastlamamışlar ama bulmaya çalışılıyor. Feriköy Organik pazarda satılıyor o eskisi gibi heybetli boyutlarında olmasa da. O eski acımsı karakteristik tadının olması için eskisi gibi hayvan gübresi gerekiyor tabii, şehrin ortasındaki bostana hayvan gübresi getirmek yasak. Haliyle o da neyle beslenirse, yıllar içinde tadı da o yönde değişiyor. Zaten bir marulu yetiştirene kadar üç veya dört sefer diğer ürünlerin hasadını yapıyor. Eskinin marul bostanları ve marul satıcıları zaten yok günümüzde. 

Sula Bozis ve Turgut Kut Yedikule'nin dönemler ve kültürler arasında geçen, onlarla katmanlanan 1500 yıllık yolculuğunu, Necdet Sakaoğlu İstanbul'un bahar şenliklerini, bu şenliklerin gerçekleştiği mesire yerlerini, bağ ve bostanları anlatacaklar. Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın katkısı ile Faruk Pekin ve Hayri Fehmi Yılmaz rehberliğinde Yedikule'nin tarihi ve İstanbul'un kültürü dahilinde bir gezi düzenlenecek. Tohum takas ve lise öğrencilerine fide dağıtımının yapılacağı iki günlük programın sonu ise şölenle bitiyor, masada ise yumurta ve piyaz bir de Musa Dağdeviren’in katkısıyla baharın simgesi yemyeşil Nevruz şerbeti eksik olmayacak.

Teneke Trampet’in müziklerinin eşlik edeceği bu şölen ve programla ilgili detaylı bilgi için İstanbul’un Marul Bayramı sayfasını bu linkten https://www.facebook.com/events/1423780717934644/ ziyaret edebilirsiniz.

10 Mayıs’da paralel etkinlik olarak Yeryüzü Derneği ve Atlas Çocuk'la birlikte Kuzguncuk Bostanında ve her yaştan çocukla tohum ve fide dikimi yapılacak.

İstanbul’da son kalan bostanları, bir avuç toprağı, bereketi, kentin kültürünü kutlamak, hem de bir marulla… Hadi!  #direnmarul #direnbostan

 

istanbulfood.com