Doğa düşmanı, yeşil düşmanı yol!

Karadeniz isyanda! Toprağını evini yurdunu seven herkes isyanda! Toprak isyanda, doğa isyanda. Doğanın bize değil bizim ona ihtiyacımız var.
Doğa düşmanı, yeşil düşmanı yol!

Parmaklar yıllardır Karadeniz’e çevrili. HES’lerden kafa kaldıramıyorken, Yeşil Yol denen yayları bölüp biçip geçecek, tüm Karadeniz’in ekosistemine bıçak gibi saplanacak kabus ile boğuşuyor halk. Bir de üstüne maden aramaları da eklersek, Karadeniz’in her yönden doğayı korumak için savaştığını söylemek doğru olur.

Yeşil Yol dedikleri, Samsun’dan başlayıp Ordu, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Trabzon, Rize ve Artvin’i, 2 bin 600 kilometrelik bir yol ile yaylalar üzerinden birbirine  bağlayacak bir proje. Otoriteler tarafından doğaya zarar vermeden yapılacağı bile söyleniyordu geçtiğimiz senelerde.

Doğaya zarar vermeden otoyol, otoban yapmak nasıl olur bilemedim, Türkiye’de.

Turizm olsun diye turistler gelsin, Karadeniz’e para bıraksın diye. E zaten biz gidiyoruz Karadeniz’e… Zaten yol var!

Yolla bitmiyor ki, yolun gittiği yerde benzinciler, oteller, marketler, lokantalar açılacak. Sanıyor musunuz ki bununla kalacak? Ranta açılacak yaylalar. Hem yol da var denecek, İstanbul’dan çıktın mı burnunun dikine git, ordasın. Bodrum’da yazlık, yaylada yazlığa dönecek!

Peki kim açacak bu işletmeleri otel motel, marketleri ? Karadenizliler mi, yoksa büyük kentlerden gidecek paralı yatırımcılar mı? Peki ne satacaklar, İstanbul’da İzmir’de Ankara’da marketlerde bulduğum ürünleri. Neden gideyim ki ben oralara kadar aynı markaların ürünlerini almaya?

Ayşe teyze evinde yaptığı kendine geçim kaynağı yarattığı ürünleri satabilecek mi şimdiki gibi yolların kenarlarında? O otobanın kenarında durur mu Ayşe teyze? O koca süpermarketler ile yarışabilir mi?

Büyük firmaların yer baktığını biliyoruz diyor yazar ve tur rehberi olan Karadenizli Uğur Biryol. Şüphelerimde beni haksız çıkartmıyor.

Tabii yöre halkından bu olaya gelişim, kazanç, kendilerine ve bölgeye katkı olarak görenler de var. Ama bilmiyorlar ki  turizmin t’sinden bahsedilmeyecek diyor Uğur, olay rant. Ötesi büyük karanlık diye de ekliyor. Tüm Türkiye’yi kavuran, bizi havasız, ormansız, topraksız bırakan, bizi betonlaştıran rant, okunu Karadeniz’e çevirdi. Yeşil Yol, rant yolu.

Peki tarıma ne olacak? Hayvancılık, arıcılık nasıl etkilenecek? Hayvanlarla nasıl yaylalara çıkılacak, otobanın böldüğü, yaylalarda nasıl hayvancılık yapılacak… Bir süre sonra tüm yaylalar ranta açılırsa peki, o zaman ne olacak?

Yaylalarda otluyor bu hayvanlar, çobanları yağmur çamur demeden sürülerinin başında duruyorlar, o vakur duruşlarıyla, hiç gördünüz mü oradaki çobanları… O toprak onlara güç veriyor. Otoban geçince ne olacak, sürüler bölünmeyecek mi? Yaylalara hayvanlar nasıl çıkacaklar? Peki arıcılık?  Yukarı Kavrun ve aşağı Kavrun arasındaki arıcılığın da etkileneceği aşikar diyor Uğur.

Yaylalar tarım arazisi değil mera alanlarıdır, statüsü budur. Küçük bostanlar vardır ve her ev kendi ihtiyacı kadar marul, soğan, şalgam, nane gibi ürünler yetiştirirler diyor.

Doğaya uygun projeler yapılacak-mış, nasıl olduğunu Ayder’de de gördük, yaylanın ortasında yükselen somon rengi 5 katlı doğaya ve yaylaya gayet uygun binalarla... Doğaya uygun inşaat yapmak bizim kültürümüzde yok. Böyle bir birikimimiz de yok. Doğayı yaşatmak değil de para kazanmak üzerinden dönen sistemimiz, tarımı, hayvancılığı, arıcılığı herşeyi tek tek ele geçiriyor.

Bence bu yol eğer yapılır da biterse yanında yol kenarında 10binde bir ölçeğinde Bolu Dağı’ndaki model ile karşılaşılacağı aşikar. Eski yollarda kalan esnaf zamanla yok olacak, otoban üzerinde büyük şirketlere nemalandırılmış, aynı ürünlerin satıldığı, tektip tüketimin desteklendiği, o floresan ışıklı büyük yerler açılacak.

Teyzeler bu bitişin farkında, kadınlarımız bu konuda çok hassas ve bilinçli diyor Uğur, öngörülerin doğru diye de ekliyor, burada doğayla birlikte insan da talan olur!

Karadenizli toprak insanıdır, yaylaları onların kaçışıdır, emekliliğidir, kurtuluşudur. Onların kültürüdür. Uğur ekliyor, bütün yaşam biter açıkçası, bizim toplumda yayla sığınaktır, Kavrun’da bir gün bir teyze burası bizim huzur evimiz dedi, insanları buradan kopartmak, kendi evlerinden, yurtlarından atmak demek. Kimin ne hakkı var ki!

Çay da geçim kaynağı, yaylaların insanlardan arındırılmış, sterilize edilmiş ve komple sermayeye peşkeş çekilmiş bir tablo çıkar ortaya, bu hayatın bittiği yerdir, Karadeniz’i bitirmek bu ülkenin kendi ayağına kurşun atması gibi bir şey diyor.

Elle tutulacak bir yanı yok zaten bu projenin…

Tüm Türkiye’de Yeşil Yol’a karşı kampanyalar düzenleniyor. Sivil toplum kuruluşları da, vatandaş da, TEMA’da Kaçkarlar’dan elini çek diyor. Doğa gönüllüleri tarafından kurulmuş Fırtına İnsiyatifi 12 Temmuz’da İstanbul’da bir basın açıklaması yapmak için hazırlanıyor.

Halkın direnişini gören kaymakamlar, resmi kurumlar devamlı yolları dozerlerle kapatıyorlar, halk da onların çevresinden kendine yol yapıp, kendi toprağını, yurdunu savunuyor.

Karadeniz isyanda! Toprağını evini yurdunu seven herkes isyanda! Toprak isyanda, doğa isyanda. Doğanın bize değil bizim ona ihtiyacımız var.

Yol yeşilken geri dön! Yeşil yola dur de!

 

 

istanbulfood.com