Kadıköy Çarşı'nın kaybolmaya yüz tutan mozaiği

İki gün önce açıkken önünden geçtiğim zücaciyenin dürümcüye devrettiğini söylüyorlar. Baklavacı Bilgeoğlu'nun da bulunduğu köşeden gideceği, bir manavın daha kapanacağı esnaf tarafından konuşulanlar arasında. Peki ne olacak o dükkanlar?
Kadıköy Çarşı'nın kaybolmaya yüz tutan mozaiği

Hangi dükkan sahibi demişti hatırlamıyorum, bu girişte balıkçı dükkanları olmasa Kadıköy Çarşı’ya kimse gelmez diye. Doğru mu, değil mi umarım hiç öğrenmek nasip olmaz.

“Dünya değişiyor, ticaret değişiyor, Türkiye değişiyor, Kadıköy de değişti” dedi Süleyman bey, müşteri de değişti diye de ekledi. “Metronun gelmesinin olumlu olacağını sanmıştım ben oysa ki, müşteri kalitemiz de değişti...” Sessizlik.

Sanılanın aksine, gelen müşterinin harcadığı paranın miktarından bahsetmiyor Süleyman Bey, gelenin malının değerini anlayıp anlamadığından bahsediyor.

“Pazarlık etmenin de ayarı kaçtı, hem iyi mal bulacaksın, hem iyi kalite bulacaksın, hem iyi servis vereceksin, hem iyi fiyat koyacaksın, bir de bunun üzerinden indirim yaparsam, benim tası tarağı toplatıp gitmem lazım” diyor.

Fiyatını bilerek alınan elbisenin, havlunun fiyatını düşürmeye çalışıp, isteği gerçekleşmeyince de paketli eşyayı kasada bırakıp gitmek ne demek, ben anlamıyorum. Bu dükkan bir lüks alışveriş merkezinde olsa bu tür tutumlar sergileyecek miydi? Sanmam. Alışveriş merkezlerinde Çin işi, Vietnam işi, Taylan işi kıyafetleri alıyor, kasada paşalar gibi etikette yazan fiyatı ödüyoruz. E, peki, tüm ürünlerinin üzerinde etiket olan, aldığın şeyin kalem kalem hesaplandığı, toplam tutarın kasada ödendiği bu dükkana bu davranışları layık görmek niye? Mütevazi görünüşünden dolayı mı? Bir dediğinizi iki etmediğinden mi yoksa Kadıköy’de olduğu için mi?

Süleyman Güneş, Timsahlı Mısır Çarşısı, ki benim en sevdiğim dükkanlardandır, ve Mesut Güneş dükkanlarının sahibi. Birinde en alasından baharat, baklagiller, aktar diğerinde ise halis Türk ipliğinden yapılan bir çok çeşit tekstil var.

Malzemesinin peşine gider, üretici arar, parasını peşin verir, siparişini aylar önceden geçer Süleyman Bey. Bir örnek anlattı; her yaz sattığı elbiselerini. Elbisenin kumaşı tülbent orijinli, mermerşahi kumaş, Uşak’ta dokunuyor, üzerindeki boyası, baskısı, konfeksiyonu, batik çalışması Tokat’ta yapılıyor. Karakalem çalışması, baskısı hep elle yapılıyor ve bunları da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bir sanatçısına yapıyor. Bu elbiseyi satabilmek için, 6 ay sekiz ay önceden, kar yağarken, görüşmeler yapılıyor, siparişin bedeli üreticiye ödeniyor. Elbiseler bunca emekten sonra İstanbul’a gelip de, üzerine bu sıkıntılarla karşılaşınca ise tadı kalmıyor Süleyman Bey’in.

Dükkanlarında sattığı her kalem mal, özene bezene seçiliyor. Benim mutfağımı emanet ettiğim dükkanlardan burası. Firiğin daha buğdayın sütken toplanması, kimyonun kalitesi, kırmızı biber, salça derken, belli kontratlarla çalışıyor, gelen malı beğenmezse dükkandan içeri sokmuyor. Kendi yemeyeceği şeyi zaten satmıyor.

Kadıköy Çarşı, İstanbul’un en sevdiğim çarşısı. Esnafı, daha doğrusu eski esnafı hala dükkanının başında, hizmetini özenle veren. Ama yüzü değişiyor Kadıköy Çarşı’nın. Eski esnafın kepenk kapatanı, kirayı ödeyemedi diye dükkanı devredeni, dükkanını lokantaya çevireni... Bu haberler de sıklaşmaya başladı son aylarda.

“Kuş uçumu kadar yerde oturuyorum, oradan buraya gelirken, yarım saatte gelirdim eskiden, bir kişiyi selam vermeden geçersem babama haber giderdi, Süleyman bize selam vermedi ne oluyor diye, şimdi beş dakikayı bulmuyor dükkana gelmem. Selam versem, selam alan adam yok!”

İki gün önce açıkken önünden geçtiğim zücaciyenin dürümcüye devrettiğini söylüyorlar. Baklavacı Bilgeoğlu’nun da bulunduğu köşeden gideceği, bir manavın daha kapanacağı esnaf tarafından konuşulanlar arasında. Peki ne olacak o dükkanlar? Her şeyi satan restoranlara bir tane daha mı eklenecek? Yoksa Türk kahvesi satmanın ne kadar karlı bir iş olduğunu anlayan başka bir yatırımcı kötü kadife koltuklu, alaturka kilim desenli masa örtülü, çalışanlarının saçlarının bile tek tornadan çıktığı bir dükkan daha mı açacak?

Kadıköy’ün sonu döner büfeleri ve Türk Kahvesi satan dükkanlarla mı olacak?

Bu kadar çalış, didin, değer mi dedirtmiş Süleyman Bey’e. Yakında onun da dükkanını kahveciye çevirdiğini görürsem şaşırmayacağım. Ama, umarım o günleri de görmem...

istanbulfood.com