Kahve kahve söyle bana

Günün ilk kahvesini kahvaltıdan önce içen, herhangi bir kahveyi beğenmeyen bir annenin kızıyım, kahve çekirdeği dibine düşermiş...

Merhaba, adım Tuba, kahve bağımlısıyım.

Ama gerçek kahve. Kötü kahve sözlüğümde olmadığı gibi, kötü kahve servis edenleri geri püskürttüğümü bilmeyen yok. İnsanın adı çıkacağına canı çıksın derler ya, ben razıyım, yeter ki bana kötü kahve vermeyin. Kahvenize güvenmiyorsanız, su bana yeter.

Günün ilk kahvesini kahvaltıdan önce içen, herhangi bir kahveyi beğenmeyen bir annenin kızıyım, kahve çekirdeği dibine düşermiş... Sabah evde ilk demleme, Hario V60, veya Kalita New Wave ile başlıyor. Sonra ver elini kahvecilerim...

Daha bir iki sene önce kahve içecek yer bulamaz, evde yurtdışından taşıdığım çekirdeklerle –ki en iyi kavurucuları bulup taşıdığım çekirdekler- hayatımı sürdürürken, son yıllarda yaşadığımız kahve dükkanı patlaması sayesinde kahve seven bizler daha çok şımarma, çeşit çeşit çekirdek tatma imkanı bulduk. Toprak, çikolata, turunçgiller, deri, çimen, kuru meyve, kırmızı meyve yorumları yapıyoruz karşılıklı, kahve zaten şarap ile eşdeğer bence.

Uzun denemeler sonucu müdavimi olduklarım ise Kronotrop, Petra ve Coffeetopia. Can damarım dersem onlara, abartmış olmam. Konum olarak Cihangir, Barbaros, Eminönü. İstanbul’un benim ofisim olduğunu düşününce, daha verimli bir dağılım olamazdı diye de düşünmüyor değilim. Üç dükkan da kahvelerini kendileri kavuruyor.

İstanbul’da esas kahve dükkanlarının elebaşılığını Kronotrop yaptı. Çağatay’ın kahveye yaklaşımı da bir çok kahve düşkününü hem cesaretlendirdi, bilmeyeni daha çok merak ettirdi ve onun yolundan gitmeye itti. Mehmet Gürs’ün kurduğu İstanbul Yiyecek ve İçecek Grubu’na katılan Kronotrop, böylelikle daha geniş kitlelere kahvelerini tattırma şansını yakaladı.

Kaan Bergsen’in Kurduğu Petra Roasting Co. kısa sürede, bence Kaan’ın inanılmaz bir kahve kavurucu olmasından ve kahveye hakkettiği değer ile yaklaşmasından, İstanbul’un en iyi kahvecileri arasında yerini aldı.

Coffeetopia ise kahve piyasasının duayeni, herkesin Şerif Hoca olarak bildiği Şerif Başaran’ın kendi açtığı kahve dükkanı. Zaten piyasanın büyük bir kısmının kahve sağlayıcısı olan Şerif, kavurduğu kahveleri şimdi kendi dükkanında bizlerle buluşturuyor.

Türk kahvesinin de bu yollara girebilmesini dört gözle bekliyorum, umut ediyorum.


Soğuk kahve furyası!

Her içeri giren soğuk kahve mi istiyor, bana mı öyle geliyor... Bu sıcakta insan soğuk bir şey içmek istiyor ama o soğuk kahveler ne kadar lezzetli olursa olsun, bana kahve etkisi yapmıyor, yavaş sürede tüketilecek, keyifli içecekler benim için onlar.

Ama soğuk kahve diye yıllardır Starbucks’ta içtiğiniz o şuruplu, kremalı içecekler sanılmasın. Soğuk demleme çeşitlerinden bahsediyorum.

En havalı görüneni, Kyoto sitili soğuk demleme, soğuk su ile uzun sürede demlenen bu kahve, çok yumuşak ve düşük asiditeye sahip, neredeyse tatlı bir içim sunuyor. O uzun kuleyi görenler, hemen bu kahveden içmek istiyor! İlla ki soğuk kahve içeceksem, Japanese stili kahveyi tercih ediyorum, kahvenin asiditesini koruyan ve aynı zamanda kahve içtiğini hatırlatan bir soğuk demleme yöntemi. Çekirdeğin gene başrol oynadığı yöntem. En iyi sonucu Chemex’de veriyor. Sıcak su ile, buzun üzerine demlenen bu metotta ise, hemen içmeye hazır, kahvenin karakteristik özelliklerini kaybetmemiş soğuk bir kahve çıkıyor. Evde akşamüstü ise, Aeropress’de buzun üzerine demlediğim kahve beni oyalıyor.

Soğuk kahve, evet serinletiyor, adı üstünde, ama ben gene espresso istiyorum, asidi yüksek olsun, son yudumdan sonra ağzımda uzun tatlar bıraksın...

Kronotrop: https://www.facebook.com/Kronotrop

Petra Roasting Co: http://www.petracoffee.com/

Coffeetopia: https://www.facebook.com/coffeetopiatr

Fotoğraf: Tuba Şatanaistanbulfood.com