Karaman'da bir Ala Dükkan

Ahsen hanım gibilere ihtiyacımız var, yerel ürünlerimizin tanınmasına, onlara sahip çıkılmasına, bu ve bunun gibi iş modelleri geliştirerek kırsal kalkınmaya destek olmaya ve tarımın gelişmesine de...
Karaman'da bir Ala Dükkan

Bir annenin çocuklarına güvendiği ürünleri yedirmek istemesi ile başlamış bir macera bu, sonu Ala Dükkan’a uzanan.

Ahsen Toktay, kafasına koyduğunu yapan, etrafındaki kadınları organize ederek onların para kazanmasına aracı olan, onlara yeni iş imkanları sağlayan, bu vesileyle de bulunduğu Karaman bölgesindeki yerel ürünleri tüm Türkiye’ye tanıtmaya kararlı bir anne, bir iş kadını. Kendisiyle sohbet etmekten büyük keyfi aldım.

Ahsen Hanım’ın kızları İstanbul’a okumaya gidince, koli koli yiyecek gidiyor kızlarına Karaman’dan. Alıştığı, güvendiği, evinde yıllardır kullandığı ürünlerden mahrum bırakmıyor kızlarını. Yıllar içinde bunu akrabalarına, arkadaşlarına, bayramlarda, yılbaşında yolladığı kutular takip ediyor, mevsimde ne varsa, ne güzelse Karaman’da, kutuya onu koyuyor hep.

Küçük kızı da İstanbul’a gidince, Ahsen Hanım’ı da bir iş tutkusu sarıyor. Nisan 2014’de KOSGEB kursuna gidiyor, kafasında ise, yıllardır ailesini, etrafını beslediği ürünleri tanıtmak, etrafa ulaştırmak var, zaten etrafında da bu işlerle tanınıyor, herkes ona soruyor,  nereden ne alacağını, neyin iyi olduğunu.

İşini kuruyor yavaş yavaş Kurstan sonra,  ve işin çapını genişletiyor, yakın köyler, dağ köyleri derken ilk ürünleri Mayıs 2014’de tedarik ediyor, Karaman’da minicik bir dükkan açıyor ve Ocak 2015’de ise online satış sitesini, aladukkan.com.tr açıyor, bizim tanışmamız ise dükkanı üzerinden şekillendi. Dükkanın ismini büyük kızı koymuş, daha da yakışan bir isim olamazdı bence, bu kadar ala bir işe, bu kadar ala ürünlere.

Ahsen hanım anlattı hikayesini; “Karaman’ın dağ köylerine giderdim hafta sonları, derdim ki bu insanlarla birlikte çalışayım. Onların kıyıda köşede olan tohumlarına el attık, ektirdik, kuruttuk ürünleri. Şimdi ben gidip o ürünleri satın alıyorum. Bu arada Valilik ve İl Tarım bir yıllık bir proje başlatmıştı, Kurutma Projesi diye, ben buna Kırsalda Kadının Kalkınması Projesi dedim.”

Valilik, Ahsen Hanım’ın bu gayretini görünce, pazarlayacakları kurutmalıkları ona satmak istiyor, Ahsen Hanım bu ürünlerin içinden beğendiklerini alıyor, doğal ve yerli olanlarını tercih ederek. Bu bir yıllık proje bitince Ahsen hanım hala istediği kadar köylüye ulaşamadığı ve onlarla istediği şekilde kaynaşamadığı için Valilik’ten bu projeyi uzatmalarını istiyor, bu vesileyle köylülerin karşısındaki bu kadına daha çok güveneceklerini ve ürünlerini gönül rahatlığıyla satacaklarını düşünüyor.

Ermenek’in dağ köylerini de dahil ederek projeyi bir yıl daha uzatıyor Valilik. Kurutma kasnaklarını ve ranzalarını yaptırıp dağıtmayı hep Valilik üstleniyor. Valilik’in desteğiyle ve zamanla köylülerin de Ahsen Hanım ile kaynaşması ile Ala Dükkan’ın ürünlerinin temeli atılıyor. “Şimdi büyük bir aile olduk biz köylülerimizle” diyor, “Bu dükkan onların.”

Tohumları topluyor, fideleri ekiyor, ve köylüye diyor ki, al bu fideleri yetiştir, ürününü de ben alacağım. Çok güzel bir iş modeli oluşturmuş. İl Tarım ise her köye ziraat mühendisi danışmanlar atamış, onlar da haftada iki-üç gün gidip kontrol yapıyorlar. Doğal tarım yapıyorlar, kimyasal ve ilaç yok, ilk sulama göztaşı konularak yapılıyor daha sonrasında da ilaçlama gerekiyorsa ısırgan otu suyu, arapsabunu ve sirke karışımı kullanılıyor.

Sürekli köyleri ziyaret ediyorlar. Karaman’da Çukurbağ, Bucakkışla, Göcer, Çatak, Narlıdere, Değirmenbaşı, Pınarbaşı, Yeşildere köyleri, Ermenek’te Güneysınır, Başyayla, Sarıveliler, Karalar mahallesi gibi köylerde ekiliyor ürünler. Her köyde ikişer-üçer küçük üretici var, hepsinin kendi tarlası. Hepsi kadın üretici.

Mevsimselliğe çok önem veriyorlar, birkaç ürün sorduğumda daha hazır değil, şu ay olacak, bu ay satışa koyacağım cevabını aldım. Taze ve sezonluk ürünler bulunuyor dükkanında Ahsen Hanım’ın, ne varsa, neyin en iyi zamanıysa, o.

Meyve kuruları ise Mut’un Dere Köyü’nde Hatice ablaya emanet. Sipariş ettiğim kurular o kadar yumuşak ve o kadar lezzetli ki, tüm mutfak mis gibi kuru domates, kuru kayısı, ve erik koktu. Domatesler eski usul, iğde ağacı dalında kuruyor. Çiçek domates kurusu adı altında sitede olan domatesler bunlar.

Tüm kurular göğüs hizasındaki kargılarda kuruduğundan tertemiz, pırıl pırıl. Dükkana gelen ürünleri bazen geri çevirmek zorunda kalıyorlar, baştan işi çok sıkı tutuyorlar.

Divle Obruk tulumları hala dinlenmede, Karadağ domatesinin tohumları, vefat eden Ermenekli bir teyzenin sandığından çıkıp ekiliyor, bir tohumu yedi yıl bekletip ekiyorlar. Ekşi kara üzümün ünü ise kendini geçmiş durumda. Taş değirmenden çekilen bulgur ve kara mercimeğin tadını anlatmayayım, pişirince görürsünüz.

Sumak, ah o sumak! Aladağ’dan. Daha dükkana eklemek istedikleri birçok yerel ürün var, çalışmalarına devam ediyorlar. Bandırma -sucuk- ağızda eriyor, çiğnemesen de olur, o da Havva Hanım’ın yaptığı ekşi kara üzümün pekmezinden yapılıyor, cevizi de Ermenek cevizi. Nefis. Tarhanayı ise Nimet abla yapıyor, erişteyi de o kesiyor.

Ahsen hanım anlatırken; isimleri, köyleri, ürünleri tek tek sayarken, heyecanını paylaşmamak mümkün mü! Gelen siparişlerimden belli, ürünün lezzeti, kalitesi ortada. Kadınların emeklerinin karşılığını aldıkları, ilk defa elimize para geçiyor dedikleri yarattığı iş modelini desteklememek mümkün mü…  

Ahsen hanım gibilere ihtiyacımız var, yerel ürünlerimizin tanınmasına, onlara sahip çıkılmasına, bu ve bunun gibi iş modelleri geliştirerek kırsal kalkınmaya destek olmaya ve tarımın gelişmesine de.