Tarım, tavuk, yumurta, GDO, ilaç, tekrar....

Her gün sizi besleyen, vücudunuzun işlemesini sağlayan gıdalar vücudunuza zarara vermeye başlıyor. Salgı sistemi, hormon sistemimizi etkiliyor, kanser artıyor, obezite artıyor, alerji hastalıkları artıyor

Tavuk eşittir ucuz protein kaynağı. Çok ucuz. Bir kilo domates fiyatına bir kilo tavuk. Geçen gün köşedeki peynirci satıyordu 30 yumurta 6 lira.

16 Temmuz 2015 tarihinde Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) talebiyle Biyo-güvenlik kurulu yeni GDO’lu yemlere, mısır ve soyaya izin veriyor. GDO’lu 3 mısır çeşidi ve 2 soya çeşidine.

Biyo-güvenlik Kurulu’nun internet sayfasında GDO’lu ürünlerin risk ve sosyo-ekonomik raporları var, sayfa sayfa.  

Sosyo-ekonomik komitesi değerlendirme raporlarından bir tanesini açtım MON89034xNK603, bir mısır çeşidi için düzenlenmiş bu rapor, bu ithal edilmesi kabul edilmemiş, genetiği ile oynanmış bir mısır çeşidi; şunlar yazıyor:

“Halk sağlığını yakından ilgilendiren gıdanın; bol ve ucuz üretilmesi gerekmektedir. Özellikle hızla artan dünya nüfusuna paralel olarak ucuz, kaliteli ve sağlıklı yem ve gıda maddesine olan talep her geçen gün artış göstermektedir. Ancak; gıdanın bol ve ucuz olması yanında sağlıklı olması da büyük önem taşmaktadır. Özellikle ülkemiz ve tüm dünyada obezite, kanser, şeker ve kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artmaktadır. Özellikle pancar şekerine (sakkaroz) göre çok ucuz olması nedeniyle tercih edilen nişasta bazlı şekerlerin üretiminin sınırlandırılması çeşitli hastalıkların oluşumunu tetikleyen obeziteyi önleme açısından büyük önem arz etmektedir. Ayrıca GD mısır çeşitlerinde kullanılan herbisitlerin kalıntılara bağlı olarak toksik yan etkilerinin görülmüş olması halk sağlığı açısından önemli bir risk olarak görülmektedir.”

Sonra bir de BESD-BİR tarafından artık tavuk yemlerinde kullanılacak mısır türlerinden biri olan MIR604 ile ilgili raporlara baktım. Aynı cümleler!

Sonuç olarak yazanlar:

“Sosyo-ekonomik değerlendirme komitesi, MIR604 Mısır Çeşidinin gıda olarak kullanımı amacıyla yapılan ithalat başvurusunun, gerekli bilimsel araştırma ve değerlendirmeler sonucunda uygun olmadığına karar vermiştir.” Bu artık tavuk üreticiler tarafında kullanılacak olan GDO’lu çeşitlerden bir tanesi.

Risk raporunda ise,  yani uzun ismiyle Gıda  Amaçlı Kullanılmak Üzere İthalatı İstenen Genetiği Değiştirilmiş MIR604 Mısır Çeşidi İçin Bilimsel Risk Değerlendirme Raporu’nda ise;

“Ülkemizde GD (genetiği değiştirilmiş) bitkilerin yetiştirilmesi kanunen yasak olduğundan çevresel risk değerlendirmeleri; MIR604 mısır çeşidinin kullanımı dikkate alınarak gıda ve yem olarak tüketimi sonrası sindirim sisteminden başlayıp dışkı ve gübre şeklinde indirekt şekilde maruz kalma, GD ürününü taşıma, depolama ve işleme esnasında kazayla çevreye yayılma riskleri ile sınırlı tutulmuştur.”

Raporlarda ayrıca bu genetiği değiştirilmiş organizmaların, hayvanların dışkısından toprağa ve suya karışacağı, uzun dönemde olumsuz etkilerinin görüleceği ile de oldukça detaylı paragraflar var.

Bu GDO’lu yemlerin, yani genetiği değiştirilerek haşere ve pestisitlere dayanıklı hale getirilen mısır ve soya cinslerine yediğiniz tavuk ve yumurtalarda yem olarak kullanılması talebine Biyogüvenlik Kurulu izin verdi… Yorumu size bırakıyorum.

Gene öte yandan,  tarımda kullanılan ilaçların normal değerlerin kat kat üzerinde olduğu ile ilgili haberler okuduk, geçtiğimiz haftalarda. Görünüşü düzgün ürün, daha çok ürün almak için yapılan ilaçlama, maalesef haşere ve böceklerin artan dayanıklılığı yüzünden daha da arttırılıyor.

Peki ilaçlar haşereleri yok ediyor, o zaman iyi bir şey değil mi? Tabii ki değil. Ürünlerdeki ilaç kalıntıları öyle yıkamayla falan geçmiyor ki, bir de buna direkt olarak maruz kalan tarım işçilerini düşünün...

Ve her gün sizi besleyen, vücudunuzun işlemesini sağlayan gıdalar vücudunuza zarara vermeye başlıyor. Salgı sistemi, hormon sistemimizi etkiliyor, kanser artıyor, obezite artıyor, alerji hastalıkları artıyor. Arabanıza en iyi marka benzini alırken kendi vücudunuza işlesin diye koyduğunuz ürünler sizi hasta ediyor. Bunu ben söylemiyorum doktorlar söylüyor.

Bir de üzerine GDO’lu tohumları koy.

Meyve sebzedeki ilaç yetmezmiş gibi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı büyük bir kara liste yayınladı gene geçtiğimiz günlerde. Yoğurdun içinde nişasta mı ararsın, bitkisel yağ mı, peynirler keza, o kendine şarküteri diyen pembe sosis ve salamlarda, sucuklarda, sakatat, at eti, kanatlı eti, bağırsak ne ararsan...

Ucuz gıda, kara liste gıda. Bazen ucuz bile değil ya kara listeye giren markalar...

Peki ne yiyeceğiz diye sormayın. Çiftçinizi tanıyın, ürünlerinin tohumları atalık tohum mu sorun, koca süper marketlerde mevsimsiz, tadı kağıt gibi sebze meyve yiyeceğinize pazarlara gidin, gidebiliyorsanız organik pazarlara gidin. İlaçsız, hormonsuz, antibiyotiksiz, normal boyutlarında büyümüş, birbirine benzemeyen, toprakla ilişkisini sürdüren çiftçilerin yetiştirdiği ürünlerden alın. Paranızı aracılara değil çiftçiye harcayın. Toprakla uğraşan insan güzel insandır, bakın yüzlerine anlayacaksınız ne demek istediğimi...  O bir demet maydanozun kokusunu içinize çekin, buzdolabını açınca ne güzel havuç kokmuş dolap deyin, tadını alamadığınız için 3 şeftali yerine bir tane gerçek şeftali yiyin,  gerçek gıdayı hatırlayın ve yeni nesile aktarın. Hani büyüdüğümüz gıdayı.

Zehirlemeyin kendinizi.

 

istanbulfood.com