Gerçeklerin ömrü

İdeolojilerimiz ve kişisel dogmalarımız gerçeğimize hükmediyor.
Gerçeklerin ömrü

Gerçekler değişiyor. Bildiğimiz her şeyin bir son kullanma tarihi var.

Yatıştırıcı etkisi nedeniyle doktorların tavsiye ettiği sigara bugün en ölümcül zehir. Sağlıklı olduğu için önerilen kırmızı et, bir bakıyorsunuz ki kalp düşmanı...Everest dağının yüksekliği her yıl değişiyor. Ne dinozorlar soğukkanlı ne de zavallı Plüton bir gezegen artık. 500 yıl önce dünyanın düz olduğuna inanıyorduk ve şu anda kainatta yalnız olduğumuzu düşünüyoruz. Kim bilir yarın hangi gerçeklere uyanacağız.

Harvard Üniversitesi Profesörü, sosyal bilimci ve matematikçi Samuel Arbesman, ‘The Half-Life of Facts’ adlı kitabında ‘Bilgi daima taslak formunu koruyor. Neredeyse hiçbir şey için kesin ve değişmez diyemeyiz. Benimsediğimiz hakikatlerin bir raf ömrü var. Zamanı geçen bilgiyi, kullanım süresi dolan fikri fark etmeli ve yeni gelene zihnimizi açmalıyız’ diyor.

Dünya görüşümüzle çelişen kanıtları görmezden gelme eğilimindeyiz. Bir başka deyişle sadece mevcut düşüncelerimizi onaylayan bilgiyi filtreliyor, zihnimizi sansürlüyoruz. Bir müddet karşıt görüşlere maruz kalsak bile görüp duyduklarımızı, şahit olduklarımızı unutmayı seçiyor veya inandıklarımızın pozitif ışığı altında yeni bir hikaye yazıyoruz. Bütün düşünce hatalarının babası olarak bilinen ‘Onaylama önyargısı’ önlem almazsak tehlikeli sonuçlara yol açabiliyor. Değer verdiklerimizi korumak, iddiamızı savunmak ve haklılığımızı kanıtlamak için duyduğumuz güçlü istek , bizi yanıltıcı, kusurlu ve taraflı verileri kontrolsüzce kullanmaya itiyor. Hatta kimi zaman kafamızın içindeki gerçeği korumak adına, her türlü ilkel ve tuhaf hurafeye inanmaya hazır halde buluyoruz kendimizi. Mantığa ve bilime rağmen, yüzyılları aşıp günümüzün modern dünyasında hala taraftar bulan onca safsata işte bu sayede yaşamaya devam ediyor. Yenileri de yine aynı sebepten türüyor.

İdeolojilerimiz ve kişisel dogmalarımız gerçeğimize hükmediyor.
Ses geçirmez kurgu bir dünyada yaşamaya razı değilsek eğer, önce sıkı sıkıya tutunduğumuz biricik fikirlerimizle vedalaşmaya gönüllü olmamız lazım. Doğru bildiklerimizi önümüze alıp sorgulamak ve kanıtlar umduğumuzun aksini işaret ettiğinde yeniden değerlendirmek bilinen en etkili reçete.

İngiliz ekonomist John Maynard Keynes, zaman içinde neden fikrini değiştirdiği sorulduğunda ve tutarsız olmakla suçlandığında şöyle yanıt veriyor:

‘‘Gerçekler değiştiğinde, ben de onlar hakkındaki fikrimi değiştiririm. Peki siz ne yaparsınız efendim?’’