İçimizdeki Psikopat

Korkusuzluk, serin kanlılık, karizma, güçlü ikna ve odaklanma kabiliyeti hepimizin ulaşmak istediği süper güçler.
İçimizdeki Psikopat

Psikopatlar hakkında yazılan kitaplar, başrol oynadıkları filmler, diziler geniş kitlelerin ilgisini çekiyor. En azından satış rakamları ve ratingler, garantili bir projeye imza atmak için bir psikopatın esrarengiz dünyasından faydalanmanın akıllıca olduğunu işaret ediyor. Sadece adlarının geçmesi bile, merak ve heyecan uyandırmaya yetiyor.

Psikopatlar, ünlü kurgu karakterler Norman Bates, Hanibal Lecter, Dexter gibi acımasız seri katiller olarak biliniyorlar. Oysa ki istatistiklere göre her yüz kişiden biri psikopat eğilimler gösteriyor. Üstelik bu kişiler azılı katiller veya intihar bombacıları değil. Doktorlar, avukatlar, şirket yöneticileri, politikacılar arasından çıkabiliyorlar. Toplumda saygın yer edinmiş herhangi biri, belki de en yakınımızdaki kişi olabiliyor.

Psikopatların karakter ve davranış özellikleri, ilk kez 1941 yılında psikiyatrist Hervey M. Cleckley tarafından tanımlandı. Ben merkezci, hilekar, güvenilmez, suçluluk ve empati duygularından yoksun olmalarına rağmen, büyüleyici, cazibeli, güçlü ilk intiba bırakan ve çoğunlukla gayet normal algılanan kişiler olarak nitelendiriliyorlar.

Oxford Üniversitesi Psikoloğu Profesör Kevin Dutton son kitabı ‘Wisdom of Psychopaths’de (Psikopatların bilgeliği ) psikopatların olumlu kişilik özelliklerine dikkatimizi çekiyor. Korkusuzluk, serin kanlılık, karizma, güçlü ikna, manipülasyon ve odaklanma kabiliyeti neredeyse hepimizin ulaşmak istediği süper güçler. Dutton, bir psikopat çok zeki değilse ve şiddete eğilimi varsa toplumun başına büyük dertler açabilir, ancak iyi eğitim görmüş, zeki ve şiddet dürtüsü olmayan bir psikopat mahkeme salonlarında veya ameliyat masasında muhteşem performans sergileyebilir diyor.
Dutton, psikoloji bölümü öğrencilerine küçük bir test yapıyor. Sorduğu soru şu: ‘Varsayalım bir insan kaynakları şirketinde çalışıyorsunuz ve müşterinizin profilindeki kelimeler: insafsız, duyarsız, korkusuz, çekici, odaklı. Bu kişinin nasıl bir iş için uygun olduğunu düşünürsünüz?’ Dutton, gelen cevaplara hiç şaşırmadığını söylüyor; CEO, cerrah, ajan, asker ve politikacı.

İddialara göre bir psikopatın düşünce sistemine sahip olup olmadığımızı anlamanın kestirme bir yolu var. Aşağıdaki hikayenin sonundaki soruya ne yanıt vereceğiniz önemli.

Annesinin cenazesinde, daha önce hiç görmediği bir adamla tanışan kadın, bu adamın ruh eşi olduğuna inanıyor. Fakat adamın telefonunu almayı unutuyor. Cenaze sona erdiğinde ne kadar çabalarsa çabalasın adama ulaşamıyor. Bir kaç gün sonra kadın, kız kardeşini öldürüyor. Nedeni ne olabilir?

Aklınıza ilk gelen yanıt kıskançlık ve intikam temalıysa- kadın, adamın kız kardeşiyle ilişkisi olduğunu öğrenir (ve varyasyonları), bu bir psikopat gibi düşünmüyorsunuz anlamına geliyor. Eğer, adamın kız kardeşinin de cenazesine geleceğini umduğu için kız kardeşini öldürmüş olabilir düşüncesi aklınızdan geçtiyse, tebrikleri kabul edebilirsiniz.

Bu kısa hikayenin psikopatları tespit ettiğine dair bir şehir efsanesi var, ancak Kevin Dutton, bazı bilinen psikopatlara bu soruyu sorduğunda ‘ikinci cenaze senaryosu ile hiç karşılaşmamış. Gümüş kurşun sorularıyla psikopatları tek hamlede ifşa etme hayalleri de böylece suya düşüyor. Popüler psikolojinin en sansasyonel tartışma konularından biri olan ‘psikopatları nasıl tanırız’ sorusunun hala basit bir yanıtı yok.

Bazı evrimsel psikologlar, psikopatlığın kabul edildiği gibi bir kişilik bozukluğu değil, hayata adapte olma stratejisi olduğu görüşünde. Profesör Dutton, hepimizin psikopati yelpazesinde bir yeri olduğunu düşünüyor. Web sitesinde, spektrumun neresinde olduğumuzu ölçen mini bir test var. ‘Psychopath Challenge’ testi, uzmanları kullandığı araçlardan yalnızca bir tanesi, teşhis koymak için yeterli değil. Sadece kendimizle ilgili küçük ip uçları elde etmemiz için tasarlanmış tabii biraz da eğlendirmek amaçlanmış.

http://www.wisdomofpsychopaths.com/index.html#challenge