Zor soruların basit cevapları

Sorularımıza tatmin edici cevaplar bulamadığımızda 'yer değiştirme prensibi' devreye giriyor.

Bu günlerde hayatınızdan ne kadar mutlusunuz?

Hepimiz bu soruyu kendimize sormuş, üzerinde kafa yormuşuzdur. Aklımıza koşarcasına gelen bir cevabı olsa da, aslında biliriz ki yanıtlaması hiç de kolay değildir.

Sorularımıza tatmin edici bir karşılık bulamadığımızda ‘yer değiştirme prensibi’ devreye giriyor. Esas konu zor, mevzu karmaşık ise, yerine cevabını bildiğimiz bir başka soruyu yanıtlıyoruz farkında olmadan. Aklımıza ilk gelen cevap bir başka soruya ait olabiliyor. Mesela ‘Bu günlerde ne kadar mutluyum’ yerine ‘bugünlerde keyfim nasıl’ sorusunu cevaplıyor, son günlerdeki duygusal iniş çıkışlarımızı gözden geçirip hayattaki mutluluğumuzun dozuna karar veriyoruz. Nobel ödüllü psikolog Daniel Kahneman, genellikle hatalı kararlarımızı böyle aldığımızı söylüyor. Üstelik bazen adına sezgi diyor ve mantığımızı bir kenara bırakıp, en çok ona güveniyoruz.

Kahneman, son kitabında büyük bir şirketin yatırımlarından sorumlu yöneticisi ile aralarında geçen sohbetten bahsediyor. Alanında uzman profesyonellerin ‘önsezi’ olarak adlandırdıkları, kararlarına yön veren hislerin ne yazık ki her zaman üstün tecrübe ve ustalık kaynaklı olmadığını ortaya koyan bir hikaye paylaşıyor. Ford Motor Company hisselerine on milyonlarca dolar yatırım yaptığını anlatan işadamına, bu kararı nasıl verdiğini soran Kahneman, ‘Otomobil fuarına katıldım ve Ford’un ürettiği otomobilleri çok beğendiğim için hisselerine yatırım yapmaya karar verdim, sezgilerime güvendim’ yanıtını alıyor. Her yatırım uzmanının dikkatini ilk yönelteceği nokta; Ford hisselerinin şu sıralar satın alım için uygun olup olmadığı dahi sorgulanmadan alınmış bir karar.. Yöneticinin karşı karşıya olduğu ‘Ford hisselerine yatırım yapmalı mıyım’ sorusu yerini daha basit bir cevabı olan, ‘Ford otomobillerini beğeniyor muyum’a bırakıyor ve seçimin dayanağı ikinci soru oluyor.

Yönetim kurulu toplantıları, üniversite koridorları, iş görüşmeleri, randevular. Nerede olursak olalım süreç benzer şekilde işliyor. Belirsizlik içeren, içinden çıkılması zor bir kararla veya problemle yüz yüze kaldığımızda aynı konuyla ilintili ama çok daha basit olan başka bir soruyu cevaplıyor, başka bir soruna çözüm arıyoruz. Çoğunlukla anlayamadığımız, nasıl açıklayacağımızı, nasıl savunacağımızı bilemediğimiz sonuçlara, bu zihinsel kısa yollarla varıyoruz.

Öğrenmek istediğimiz ‘en başarılı parti hangisi’ iken, ‘sevdiğim, sempati duyduğum politikacı kim’ sorusunun yanıtına göre veriyoruz oyumuzu.

İş görüşmelerinde, ‘bu kişi ilgili pozisyona uygun mu, başarılı olabilir mi’ yerine, ‘beni bu görüşmede yeteri kadar etkileyebildi mi’ diye düşünüyoruz.

Benzer gözükseler bile, aslında bambaşka cevapları olan farklı sorular ve bazen hayati konularda büyük riskler almamıza sebep oluyorlar.

‘Hislerim beni yanıltmaz’ sözleri kulağa gizemli ve bilgece gelse de, arada bir an durup kendimizi kontrol etmekte fayda var. ‘Çözmekte olduğum problem gerçekten çare aradığım problem mi’ gibi basit bir soru, duygusal kestirmelerle yönlendiğimiz ve tehlikesinin farkında olmadığımız uçurumların kenarından döndürebilir bizi.

www.twitter.com/TugbaKirac