Güzeller güzeli Meryem Uzerli'ye haksızlık ettiler

Zaman'a kayyım atanmasından Cizre'den gelen korkunç görüntülere, anayasa tartışmalarından 'Spotlight'ın Oscar almasın, SİYAD ödüllerinden 'Gecenin Kraliçesi'ne Tuğrul Eryılmaz'la Gündem... Erkan Aktuğ sordu, deneyimli gazeteci Eryılmaz lafı dolandırmadan anlattı...
Güzeller güzeli Meryem Uzerli'ye haksızlık ettiler

İsterseniz son gelişmelerden başlayalım; Boydak Holding’e baskın, Zaman Gazetesi’ne kayyım atanması...
Bu ülkede yaşamak gerçekten korkutucu bir hal almaya başladı. Kimin başına ne geleceğinin belli olmadığını dehşetle görüyoruz. Zaman Gazetesi... Boydak Holding dediğimiz yer... Hiç ben bilmiyordum ama eski cumhurbaşkanının deyişiyle Kayseri’nin en değerli, itibarlı insanları... Kim hak ediyor kim hak etmiyor ben unuttum artık. İnsanın aklına şu geliyor: Yahu acaba yarın ne olacak? Yarın kimin başına bir şey gelecek? Yarın kimin televizyonuna, gazetesine sıra gelecek? Arka arkaya kapatılıyor ve sessiz kapatılıyor. Ses çıkmıyor doğru dürüst. Koza-İpek gazeteleri, okuyor muydum, hayır. Zaman, okuyor muydum, hayır. Kanal 24’ü seyretmiyorum, Star’ı okumuyorum ama gazetecilik ilkelerini çiğnedikleri için bütün öfkeme rağmen kapatılması diye bir değerlendirme yapmam, istekte bulunmam mümkün değil. Birden bire bir şey oluyor, bir yerden düğmeye basılıyor ve korkuyoruz. Yani kapattık, kimsenin umurunda değil. 200 kişi issiz kaldı, 150 kişi işsiz kaldı, şu kadar kanal kapandı... İşte bu çok tehlikeli… İfade özgürlüğü açısından çok tehlikeli… Daha da tehlikeli olan şu: Bir takım yandaş medyanın Can Dündar ve Erdem Gül serbest bırakıldı diye matem tutması... Onlar şimdi de iyi oldu bu Zaman’a el konulması, zaten onlar FETÖ örgütüydü diye yaygaraya başladı. Bu inanılır bir şey değil. Yani medyanın medyaya yaptığı... Yani o gazetecilerin birazcık gazetecilik duyguları olsaydı içlerinden gelse bile bunları söylemezdi. Ama korkunç şeyler söylüyorlar.

PROPAGANDA GİBİ HABER DİNLİYORUZ
Uzun aradan sonra Cizre açıldı ve gelen görüntüler korkunç...

Bir tek Cizre mi? Gördüğüm bütün fotoğraflar korkunç. Sur’dan, Cizre’den... Şimdi de Silopi’den bahsediyorlar. Hakikaten Silopili’ler beni affetsin, televizyon izlerken şey zannettim, sanki orada hiçbir şey olmamış, bir kentsel dönüşüm başlatılıyor. Yahu mesele bu mudur sadece. Binaları onarırsınız, insanların ruhlarını nasıl onaracaksınız? Güneydoğu’muzda kıyametler kopuyor, insanlar sokağa çıkamıyor, biz hakikaten neyin ne olduğunu bilemiyoruz. Bu tıpkı şuna benziyor, anayasa tartışmalarına... Biz anayasa mı yapmaya çalışıyoruz, başkanlık için yol mu açmak istiyoruz? Hangisi olduğu belli değil. Yani bilgilenmiyoruz. Medya çok ağır susturuldu ve susturulmaya devam ediyor. Mirgün Cabas’ın programının kaldırılması da beni çok şaşırttı. Onu kaldır, Emin Çapa’nın ‘Paranın İzi’ programını kaldır... CNN Türk’ten bahsediyoruz. Altan abinin, Taha Akyol’un olduğu tarih programı ‘Sağım Solum Tarih’i kaldır. Yahu durun, ne oluyor? İlgisi yoktur diyebilirsin, belki öyledir, belki izlenmiyor diyedir, belki tasarruftur ama öyle bir paranoyaya soktular bizi… Bu çok tehlikeli… Güvensiziz ve neye güveneceğimizi bilmiyoruz. Çünkü doğru haber alamıyoruz. Propaganda gibi haber dinliyoruz televizyonlarda.

BİRİLERİ BİZİM YERİMİZE KARAR VERECEKSE NEYİN MUTABAKATIYLA...
AYM’nin Can Dündar ve Erdem Gül kararı üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri de çok tartışıldı...
Sözün tükendiği yer burası, ne söyleyeceğini bilemiyorsun. Hangi anayasa. Bir yandan anayasa yapalım, mutabakat yapalım diyorlar, kıyametler kopuyor Güneydoğu’da, yetmiyormuş gibi bir de diyorlar ki HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldıralım. Fezlekeler gidiyor hemen. Peki, o zaman kim kiminle nasıl konuşacak? Eğer birileri bizim için karar verecekse -ki demokrasilerde bu olmaz- o zaman neyin mutabakatıyla uğraşıyorsunuz? Neden böyle bir oyun oynanıyor? Ve neden insanlar bu kadar çok çileden çıkartılıyor? Her tarafı gazlar basıyor. Bir tek Kürtlere olan değil ki... Bursa’da işçiler, ‘Arkadaşımızı attınız’ diyor, eylem yapıyor gaz bas... Artvin’de insanlar, ‘Bizi mahfetmeyin, ormanlarımız...’ diyor, gaz bas… Hakikaten bu çok korkutucu bir manzara...

ANAYASA ANAYASA, DEĞİŞTİR DEĞİŞTİR, ANLAMADIM Kİ...
Biraz hafifleyelim. ‘Spotlight’ın Oscar’da en iyi seçilmesi gazetecileri mutlu etti, sevmiş miydiniz siz filmi?
Erkan bak ne güzel söylüyorsun, etti ama yine konu oraya gelecek... Şimdiye kadar anlattıklarım, al sana cevabı! Onlar nerede, biz neredeyiz? Bizi ne yapmaya zorluyorlar gazetecilik adına? Bunlar çok üzücü. Neden beni buna mahkûm ediyor bu sistemler. Yahu bu kaçıncıdır? Ortaokula gidersin bilmem ne anayasası, yok 12 Mart, yok 12 Eylül... Şimdi gene anayasa... Değiştir, değiştir, anlamadım ki... ‘Spotlight’ güzel bir film. Ama bazı insanlara temposu ağır gelebilir. Şunu söylemek istiyorum: Kendisine ne derse desin, yandaş, havuz, bütün gazeteciler gitsinler ve seyretsinler. Görürüz yani, gazetecilik ne, köşe yazarlığı ne, ahkam kesmek ne, sağa sola hakaret edip okur toplamak ne, düz gazetecilik yapmak ne?..
Murathan Mungan

ŞUNU SÖYLEMEZSEM ÇATLAYACAĞIM...
SİYAD Ödülleri verildi ‘Abluka’ en iyi film seçildi. Nasıl buldunuz ödülleri, töreni?
Tembellik edip gitmedim törene, nasılsa bir televizyon verir diye... Hiçbir televizyon vermedi. İnternet sitelerinden, şuradan buradan bölük pörçük izledim. Çok parlak bir tören olmuş, keyifli olmuş. Yine Emek Sineması gündeme gelmiş, insanlar iyi şeyler konuşmuş. Cem Yılmaz gibi hakikaten popüler ama değerli insanların -her popüler değerli olmuyor çünkü- gelmesi hoş olmuş. Sonra Murathan Mungan’ın yaptığı muhteşem konuşma... Onun belagati zaten dillere destandır. Keşke iyice yayılmış olsa da herkes okusa ya da dinleseydi o konuşmayı. Ödüllere gelince... Gidiyorum ben böyle filmlere... ‘Abluka’yla ‘Sarmaşık’ üzerinde durmak istiyorum. Bunlar güzel filmler, bunlara insanlar gitsinler... Ama şunu söylemezsem çatlayacağım: Yahu bu kadar metaforla bizi öldürmek zorunda mı bu genç adamlar! Tamam, çok zekiler, anladık, güzel şeyler yapıyorlar ama onu anladın mı, bunu anladın mı demekten filmin keyfine varamıyorsun! Bir de şunu mutlaka söylemek istiyorum, bu iki film de -ki ikisini de beğendim- çok ‘erkek’ filmler... Bilemeyeceğim ne oldu ama bu beni çok rahatsız etti. Bir şey istiyor orada, başka bir şey istiyor. İlle de bir kadın oyuncu değil ama başka bir şey istiyorsun. Bunlar baya güm güm güm erkek filmi. Bunu da söylememin yeri var, çünkü yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü...

KADINLARDA UMUT HEP VAR
Evet, onu soracaktım, 8 Mart için neler söylemek istersiniz?
Doğrusu nasıl kutlanacak bilemiyorum... Türkiye'yi gaza bulayan zihniyet, çirkin erkek yüzünü Kadıköy'de yürümek isteyen kadınlara da gösterdi. Bir yandan kadın cinayetleri bir yandan Suriyeli kadınları kuma veriyorlarmış, satıyorlarmış... Genç genç kadınlar... Gerçek bir facia... Ama şunu söyleyebilirim rahatlıkla, Dünya Emekçi Kadınlar Günü epey yol aldı. Eski dönemi bilirim. Feminist hareket Türkiye’de ilk uçlanmaya başladığı zaman o kadar düşmandı ki insanlar, ‘Yahu bunlar erkek düşmanı’, ‘Yahu bunlar çirkin kadınlar’, ‘Yahu bunlar lezbiyen midir nedir?’ derlerdi. Bak nerelerden nerelere geldik. Yani umut hep var burada. O bir avuç insan genişlediler, genişlediler, genişlediler ve şimdi çok iyi bir yere geldi. Ama şu an içinde yaşadığımız şeyler korkunç. Televizyon dizilerine bakarsan neredeyse hepsi çok eşlilik üzerine kuruluyor, herkes herkesin kuması... O dizide kuma, ötekinde ikinci karısı geliyor, başka bir şey yokmuş gibi sanki... Türkiye’nin aklı başka bir şeye ermezmiş gibi unlarla uğraşıyoruz!
 

MERYEM UZERLİ’YE ÇOK HAKSIZLIK ETMİŞLER...
O zaman diziyle bitirelim. Büyük gürültüyle başlayan Meryem Uzerli’nin dizisi ‘Gecenin Kraliçesi’ final yapacakmış...
‘Gecenin Kraliçesi’... Yani aslında en başından belliydi. Zayıf mı desem... Peki, benim anlayamadığım bir senaryo diyeyim. Ben anlamadıysam bir sürü insan da anlamamıştır. Nedir o, ne oluyor, hiçbir inandırıcılığı yok. Yakışıklı bir Murat Yıldırım var. Güzeller güzeli bir Meryem Uzerli var... Ki kadına çok haksızlık etmişler, gayet kötü çekmişer kadını, zaman zaman yüzü çok uzun gözüküyordu ve şaşırdım kaldım... Ama neyse... İşte Uğur Polat gibi yılların sanatçısı bir insan var. Ama kusura bakmasınlar o senaryoyla, o hikâyeyle çok ortalama seyirciyi bile -bunu özellikle vurguluyorum- ikna etmeleri çok zordu ve ikna edemediler... Herkes için kötü oldu ama parlak bir dizi değildi... Söyleşi: ERKAN AKTUĞ, erkan.aktug@radikal.com.tr