ABD demokrasisi Irak'a girdi

Eğer ABD'nin Irak üzerinde yürütmekte olduğu savaşı, Bush yönetiminin bir 'projesi' olarak değerlendirmek mümkünse...

Eğer ABD'nin Irak üzerinde yürütmekte olduğu savaşı, Bush yönetiminin bir 'projesi' olarak değerlendirmek mümkünse, bunun, ne ölçüde başarıya ulaşıp ulaşmayacağının netleşmesi için henüz vakit çok erken. ABD'nin savunma ve savaş mekanizmasının böyle cüretkâr bir 'proje'yi gerçekleştirmeye çalışması, geniş bir çevrede örtülü bir hayranlığı da doğuruyor. Dünkü Washington Post gazetesindeki konuya ilişkin haber - yorumda, bu 'proje'nin arkasındaki güçlü adam Paul Wolfowitz'i takdir eden Christopher Hitchens da bu listeye dahil edilmişti.
Büyük mühendislik projeleri, insanlar üzerinde genellikle şaşkınlıkla karışık bir hayranlığa neden olabilir. Çok yüksek bir binanın inşası, çok uzun bir asma köprünün trafiğe açılması, çok hızlı bir otomobilin üretilmesi gibi örnekler böyle bir sonuç doğurabilir. Sonuçta bu, bir şekilde ortaya konulan 'güç' karşısındaki zayıflığın teslimi olarak da ifade edilebilir.
ABD, fiziksel ölçülerde 'büyüklük' adına öncülüğü kimseye bırakmayan bir ülke. Ama bu mühendislik başarılarını kotaran insan aklının hırs ve tutkunun gölgesinde kalması da, gene insani bir durum. ABD, kendi toplumunda, değişik ilişki ve faaliyet türlerine ilişkin olarak oluşturulan
denge ve denetim mekanizmalarının, toplumsal kurumlarının işleyişiyle de başarılı olduğu bir ülke. Bunun, fiziksel birtakım mekanizmaların icadı veya işleyişinden çok, insanla ve onun hırsları, önyargıları, korkularıyla ilgili genel kaygıları göz önünde tuttuğu söylenebilir. Bütün yurttaş hakları hareketi böyle bir mantığın da ifadesidir.
Fakat 11 Eylül saldırıları sonucunda, aşağı New York'taki ikiz kulelerin tamamen tahrip olması, adeta büyük bir mühendislik başarısının erimesi anlamına geldiği gibi, insanın, bir denge ve denetim içinde seyrine özen göstererek inşa edilmeye çalışılmış toplumsal kurumları da tahrip etmiş oldu. Veya ülkedeki toplumsal algı bu yönde bir belirginlik kazandı. Bu kanaldan bir tepkiyi besleyen toplumsal ve siyasi destek de bu tutumu besledi. Ve bugünlere, ABD'nin büyük 'dünya projeleri'nin kotarılmaya çalışıldığı günlere geldik.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, yeni bir dünya düzeninin kurulmasında hâkim düşünce hep 'barış' olmuştu. Bu belki, devletlerin iç düzenleri bakımından 'adalet' düşüncesinin reddi anlamına gelmiyordu. Ama en azından öncelik 'barış' ya da 'güvenlik' tarafındaydı. Aslında, dehşete bağlı bir caydırıcılığın hâkim olduğu Soğuk Savaş dönemi de, kategorik olarak böyle geçti.
Bugün, ABD, büyük savaş makinesiyle Irak'ta büyük bir uluslararası siyasi 'proje'yi kotarmaya çalışırken, tam da ABD liderlerinin karşı karşıya olduklarını belirttikleri asimetrik bir savaş tehdidini adeta kalıcılaştıran, asimetrik bir güç politikasını tüm dünyada ön plana itiyor.
Üstelik bu sadece dünyayı değil, ABD toplumunu da kuşatan bir 'proje'.
ABD yurttaşı ve onun hakları da, şimdiden bu projenin gölgesinde kaldı. Sonucu öğrenmek için, Amerikan Yurttaş Hakları Birliği'nin (ACLU) kaynaklarına bakmak yeterli olabilir.
Dolayısıyla, Irak halkının demokrasi susuzluğunun giderilmesi gibi yüce hedeflere varmak tartışıladursun, 11 Eylül'ün yol açıcı olduğu bir güç politikası, adeta bir rövanş ya da bir düello mantığıyla icra edilmekte. Bir demokrasi üslubunda, görünürdeki kurallar manzumesinden belki daha da önemlisi, görünmeyen ikincil kurallarda anlam kazanır. Bu, her şeyden önce, etik bir anlayışı ve yükümlülüğü ifade eder: Demokrasi idealinin kurumlarına uyma anlamında bir etik. Bu, sadece devletlerarası kaba bir oyunda belirlenemeyecek bir konudur. ABD'nin, 11 Eylül sonrasındaki söylemi, bu inceliği ortaya koymaktan çok uzakta görünüyor.
Nitekim, 'yeni' Irak için önerilen 'siyasi' takımın meşrebi de bunun resmini çizmekte: Emekli askerler ve petrolcüler. Ve Irak için en uygun siyasi şahsiyetlerin, sonunda, ancak yarı otoriter bir karakter çizmesinin erdeminden dem vurarak ülkeye getirilecek eski Iraklı generaller. Bu 'proje'nin nasıl ilerleyeceğini ve diğer Arap ülkelerine, nasıl bir örnek oluşturacağını göreceğiz.