ABD'nin egemen hakkı

Bu yazının yazıldığı sırada, henüz BM adına, UNMOVIC (United Nations Monitoring, Verification and Inspection Commission) ve IAEA (International Atomic Energy Agency)...

Bu yazının yazıldığı sırada, henüz BM adına, UNMOVIC (United Nations Monitoring, Verification and Inspection Commission) ve IAEA (International Atomic Energy Agency) tarafından Irak'ta sürdürülen denetim faaliyetlerine
ilişkin rapor açıklanmamıştı. Fakat bu rapor tarihi, başlı başına, ABD'nin Irak'a karşı askeri müdahalesi bağlamında da kullanılabileceği endişesiyle önem kazanmış durumda. Zira, bu denetim faaliyetlerinin çerçevesini ve buna ilişkin usulü belirleyen Güvenlik Konseyi'nin 1441 sayılı kararında, Konsey'in, UNMOVIC ve IAEA'nın kendisine sunacağı raporun ardından derhal toplanacağı ve bir durum değerlendirmesi yapacağı belirtiliyordu. Dolayısıyla kısa bir süre içinde böyle bir gelişmeyi beklemek durumundayız.
Ancak, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Davos'ta, Dünya Ekonomi Forumu'ndaki konuşmasında, Konsey'e sunulacak rapor, bunun Konsey tarafından incelenmesi ve benzeri faaliyetlerin, sadece bir çoktaraflılık adına savunulmasının ve bununla yetinilmesinin mümkün olmadığına dikkat çekiyordu. Powell için, BM bünyesinde yürütülecek bu çalışmaların önemi, her şeyden önce, Irak'a yönelik olarak öncekilerden daha sert bir üslupla kaleme alınmış bir Konsey kararının varlığına bağlıdır ve bu, kesinlikle unutulmamalıdır. ABD'ye ve dolayısıyla Powell'a göre bu karar, er veya geç, Irak'ı vurması planları yapan ABD'nin, bu askeri hedefine varmasında, sadece bir kilometre taşı olarak anlam kazanmaktadır.
Bu tutum o kadar açıktır ki, Powell, Davos'taki konuşmasında, 1441 sayılı karar gereğince görev yapan denetleyicilerin Irak'taki faaliyetleriyle varılmak istenen sonucun, Irak'ın silahsızlanma programının açıkları konusunda yeni kanıtlar bulmak olmadığını söylüyor. Powell'a göre, bu konuda asıl sorumluluk Irak'ın üzerindedir; Irak, silahsızlanma programını nasıl yürüttüğünü kanıtlarıyla ortaya koymak zorundadır. Dolayısıyla, 'namlusundan duman tüten silahları' bulmak denetleyicilerin işi olamaz; Irak, bunları denetleyicilerin bilgisine sunmak zorundadır.
Powell'ın bu sözleri, aynı zamanda, 1441 sayılı Konsey kararı gereğince öncekilerden daha katı ve yaygın olarak uygulanan Irak'taki denetim
faaliyetinin küçümsenmesi olarak da yorumlanabilir. Denetleyiciler, bu faaliyetle ilgili alanlardaki uzmanlıkları nedeniyle bu göreve seçilmiştir. Dolayısıyla elde ettikleri sonuçların Konsey'e sunacakları raporda bildirilmesi gerekir ve bu bağlamda varılan sonuçların da belli bir değere sahip olduğu kabul edilir. Bu raporda, Irak'ın, silahsızlanma programının yürütülmesi konusundaki zafiyetinin belirlenmesi, Konsey'in, doğal olarak bu denetim faaliyetleri konusunda yeniden bir değerlendirme yapmasını gerektirir. Ancak böyle bir gelişme, ABD tarafından sürekli olarak eleştirilen 'çoktaraflılık' tuzağına düşmek anlamına da gelebilecektir.
Nitekim Colin Powell, Konsey'deki görüşmelere atfen, 'Çoktaraflılık, hareketsizliğin bir mazereti haline gelemez' diyor. Ancak, bizzat ABD'nin de katıldığı 1441 sayılı karara dayanan denetim faaliyetinin, ABD tarafından tanımlanış biçimi, bu hareketsizleştirmenin asıl araçlarından biri.
Bunun nedeni, gene Powell tarafından veciz bir ifadeyle ortaya konulmuş:
'Tek başına veya isteyenlerle bir koalisyon halinde, Irak'a karşı askeri bir eyleme başvurma konusundaki egemen hakkımızı saklı tutmaya devam ediyoruz.'
Bu durum karşısında, ABD askeri müdahalesinin gölgesi ya da 'tektaraflılık'
sadece Irak üzerinde değil, Güvenlik Konseyi'ni de kuşatıyor.