Abizaid'in beklentileri

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral John Abizaid'in Türkiye </br>ziyaretiyle ilgili olarak, dün Radikal'de yayımlanan haberde, 'İncirlik için aşırı talep' başlığı kullanılmıştı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral John Abizaid'in Türkiye
ziyaretiyle ilgili olarak, dün Radikal'de yayımlanan haberde, 'İncirlik için aşırı talep' başlığı kullanılmıştı. Bunun nedeni, Türkiye ve ABD arasında, 1980 yılında akdedilen 'Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması' (SEİA) kapsamında yer alan İncirlik üssünün kullanılmasıyla ilgili olarak, Abizaid tarafından açıklanan beklentilerdi. Bunlar arasında, bu üssün kullanılmasıyla ilgili olarak, TBMM kararına gerek olmaması, bu üsten istihbarat uçuşlarına izin verilmesi, üssü kullanan ABD uçaklarının
uyacağı kuralların daha yumuşatılması ve esnek uygulanması, bu üsteki ABD uçaklarının sayısının artırılması gibi talepler vardı.
Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin, özellikle ABD'nin Irak'ı işgali eylemi sonrasında, limoni bir hava içinde seyrinin giderilmesi için çaba
gösterilmesi anlamlı olsa bile, böyle bir çabanın, herhalde Türkiye hukuk düzeninin belirlediği sınırlar dışında düşünülmesi pek akla uygun bir öneri olmaz. Türkiye Anayasası'na göre, yabancı silahlı kuvvetlerin ülkeye davet edilmesi veya bunlara ülkenin kullandırılmasını sonuçlayacak anlaşmaların yapılması, TBMM'nin bu konuya ilişkin hükümete
izin vermesine bağlı bir konudur.
Kaldı ki, Anayasa'nın bu konuya ilişkin 92. maddesi, kuvvet kullanma anlamına gelen bu gibi faaliyetler bakımından da özel bir nitelemede bulunarak, TBMM'nin bu konudaki yetkisinin çerçevesini de
çizer. Bu nedenle, gerek Türk Silahlı Kuvvetleri, gerek ülkeye davet edilecek yabancı kuvvetler bakımından, ancak 'uluslararası hukukun meşru saydığı haller'de böyle bir harekete girişmek mümkündür.
Dolayısıyla, dönüp dolaşıp yeniden ABD'nin Irak'ı işgal eyleminin meşruiyeti sorunuyla karşı karşıya kalıyoruz. Tabii, bu sorun sadece Irak'ın işgali eylemiyle de sınırlı düşünülemez. Bunun sonuçlarıyla ilgili tüm faaliyetler konusunda da aynı hukuksal çerçeve içinde hareket etmek gerekir.
Kaldı ki, Türkiye ve ABD arasındaki SEİA'nın uygulanma alanı da, zaten Türkiye Anayasası'nın 92. maddesinde belirtilen o hukuksal sınırlamanın kapsamı içinde düşünülmelidir. Bu ilişki, Irak'ın işgali gibi, 'uluslararası hukukun meşru saymadığı' bir kuvvete başvurma eylemini de kapsayıcı bir biçimde yorumlanabilir mi?
Bunun, uluslararası hukuk bakımından olanaksız olması bir yana, Anayasa'da belirtildiği gibi, Türkiye'de hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağına göre, SEİA konusunda, Abizaid'in belirttiği tarzda, bir yorum ya da uygulama esnekliğinin öngörülmesi de olanaksızdır.
Bütün bu hukuksal sınırlamalar dışında, Türkiye'nin, bazı olağanüstü gelişmelere bağlı olarak ve sadece insancıl amaçlarla SEİA kapsamındaki üslerin kullanılmasında daha yumuşak bir rejimi uygulaması düşünülebilir. Ancak, Abizaid'in basında yer verilen beklentilerinin bu yönde değil, bilakis stratejik bir nitelik taşıdığı açıkça görülüyor.
Öte yandan, bu gibi talepleri başka açıdan da garip bulmak mümkün görünüyor. ABD, Irak'ta bir demokrasi kurmak gibi, aslında kendisi dışında tüm dünyanın istihzayla karşıladığı bir söylemi öne çıkarma çabasında. Bu, Irak için bile geçerli bir idealse, bir demokrasi olarak, tüm Müslüman dünyasına örnek gösterilen Türkiye'nin, demokrasiyle bağdaşmayacak bir uygulama esnekliği içinde olması yönündeki bu talepleri nasıl değerlendirmek gerekir?