Bilgi edinme hakkı

Bilgi edinme hakkını düzenleyen çok önemli yasa taslağı Meclis gündeminde. Hakkın istisnaları ve 'devlet sırrı' kavramının tanımı çok açık olmalı.

Demokratikleşme çerçevesinde değerlendirilebilecek değişik yasal çalışmalar
tamamlandı ve bir kısmı da yürürlüğe girdi. Tüm yasal düzenlemeler konusunda olduğu gibi, bu konuda da, yapılan değişiklikler yönünde bir uygulamanın gerçekleştirilebilmesi, hükümetin başlıca sorumluluğudur.
Bazı yasal düzenlemelerin niteliği, hemen hemen tüm kişilerin haklarıyla doğrudan doğruya ilgili olduğu için, bunların nasıl düzenleneceği ve uygulanacağı konusu daha da büyük bir önem taşır. Bilgi edinme hakkı kanunu tasarısı da böyle bir niteliğe sahip. Bu tasarı, haziran ayı sonlarında Meclis'e sunulmuştu. İlgili Meclis komisyonları tasarıyı görüşerek, temmuz ayında raporlarını sundular. Dolayısıyla tasarının Meclis Genel Kurulu'nda görüşülme evresinde bulunduğu söylenebilir.
Bu kanunla yapılacak düzenleme, idarenin işleyişinde ya da kısaca, toplum ve devlet arasındaki ilişkilerde saydamlığın sağlanmasını hedefler. Türkiye, sadece son günlerin ulusal güvenlik doktrini uygulamasına ilişkin
haber ve tartışmalarla ilgili olarak değil, yıllardır toplumu kökten sarsan birçok vakada, bu eksikliği yaşadı.
Saydamlığın hukuk aracılığıyla sağlanmasının hem ilkesel hem de pratik önemi, devlet aygıtları ve bireyler ya da toplumsal örgütlenme arasındaki eşitlik vurgusunun ön plana çıkarılmasıdır. Mevcut yasa da, idari işleyişle ilgili konular bakımından, bunun usulünü düzenliyor. Bu bağlamda, başvurular karşısında, etkin, süratli ve doğru bilgi vermesi, idarenin bir yükümlülüğü olarak vurgulanıyor.
Ancak tasarıda, bilgiye erişim hakkının tanınmadığı istisnalar da var. Bunları başlıklar halinde sıralamak mümkün: Yargı denetimi dışında kalan işlemler; devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler; ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi veya belgeler; istihbarata ilişkin bilgi veya belgeler; idari soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler; adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler; özel hayatın gizliliği; haberleşmenin gizliliği; ticari sır; fikir ve sanat eserleri; kurum içi düzenlemeler.
Tüm demokratik ülkelerde, her idari faaliyetin bilgi edinme hakkı kapsamında tutulması elbette mümkün değildir. Ancak, idari işleyiş bakımından saydamlığın etkili bir biçimde sağlanması çabaları, bir başka konuyu da gözden uzak tutmamalı: Devlet aygıtlarının işleyiş sorumluluğunu üstlenmiş her düzeydeki kamu görevlilerinin hukuk önünde hesap verebilir kılınması.
Ve bunun etkili bir biçimde icra edilebilmesi. Bu, Meclis'in siyasi denetim yollarıyla olabileceği gibi, yargısal denetim yolları sayesinde de gerçekleştirilebilir.
Bugün, ABD'nin mevcut yönetiminin dünyanın değişik bölgelerinde sürdürdüğü savaşlar, devletin hikmetinden sual olunmaz diye, kafalarımızı karıştırmasın. Son yıllarda, bu maceraya paralel olarak, hesabın sorulduğu birçok vaka değişik ülkelerin hukuk uygulamasında yer aldı.
Bilgi edinme hakkına ilişkin bu yasa tasarısının, örneğin 'devlet sırrı'na ilişkin hükmünde, 'Açıklanması halinde devletin emniyetine, dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla devlet sırrı olan gizlilik dereceli bilgi veya belgeler'in bilgi edinme hakkı kapsamı dışında tutulacağı belirtiliyor.
Şimdi, bir an durun ve bu cümleyi, gerçekten demokratik bir ülkede ve böyle olmayan bir ülkenin kamu görevlilerinin yorumuyla kapsam ve niteliğini değiştirerek birer kez daha okuyun. Sanırım, aradaki fark açıkça belirginlik kazanır. Aynı durum, tasarının, bilgi edinme hakkının istisnalarına ilişkin diğer hükümleri bakımından da geçerlidir.
Bu durumda, yapılacak iki şey var: Tasarı metninde, bu kaygıyı giderici hukuki ölçütlere de açıklık getirilerek yer verilmesi ve sivil toplum örgütlenmesinin bu tasarının Meclis'teki görüşülme süreci ve sonrasında etkili bir takibi gerçekleştirmesi.