Bir suikastı soruşturmanın önemi

Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin geçen şubat ayında Beyrut'ta, bombalı bir suikasta kurban gitmesinin ardından, 7 Nisan 2005 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kabul ettiği kararla bir Bağımsız Soruşturma Komisyonu kurulmuştu.

Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin geçen şubat ayında Beyrut'ta, bombalı bir suikasta kurban gitmesinin ardından, 7 Nisan 2005 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kabul ettiği kararla bir Bağımsız Soruşturma Komisyonu kurulmuştu. Komisyon Başkanı Alman Savcı Detlev Mehlis tarafından, Komisyon'un vardığı ilk sonuçlar geçen hafta açıklandı.
Buna göre, bu soruşturmanın geniş bir alanda 60 bin belgenin incelenip, 400 tanığın dinlenilmesine rağmen suikastın bağlantı noktaları konusunda ve dolayısıyla sorumluların belirlenmesi için berrak bir sonuca varılmış değil.
Bu Komisyon, çalışmalarını Lübnan'da sürdürdü. Zaten Konsey kararında kendisine verilen yetkinin ana konusu da bu yöndeydi. Ancak, o kararda, tüm devletler ve tüm taraflara yönelik bir çağrıda bulunuluyor ve Komisyon'la tam bir işbirliği içinde bulunulması, bu terörist eylemle ilgili her bilginin sağlanması isteniyordu.
İşte Komisyon'un vardığı ilk sonuçlar bağlamında, asıl zafiyet noktası da burada gerçekleşmiş görünüyor. Zira Suriye, belirtildiğine göre, böyle bir işbirliğini gerçekleştirmekte pek istekli ve özenli davranmaktan uzak durmuş. Komisyon çalışma-ları sonrasında Suriye tarafından sağlanan bilgilerin gerçek dışı olduğu ve özellikle üst düzeyli Suriye devlet görevlileriyle de görüşülebilmesi konusunda yardımcı olunmaması, Suriye'nin 'iyi niyetli' davranmadığı yönünde kuşkulara neden oluyor. Komisyon, ayrıca bir hususun da altını çizmekten kendini alamıyor: Suriye ve Lübnan istihbarat örgütleri arasındaki sıkı işbirliği ve Lübnan istihbaratı üzerinde Suriye'nin göz ardı edilemeyecek bir nüfuza sahip olması, bu eylem konusunda tamamen bihaber olduğu iddiasını çok kuşkulu kılar.
Bu tablo, Irak'taki kaotik ortamda Suriye'nin de parmağı olduğu iddiasındaki güçler (özellikle ABD) bakımından, elbette bulunmaz bir fırsat yaratabilir. Nitekim, ABD Dışişleri Bakanı Rice'a atfen belirtildiğine göre, 'trajik bir suikast vakasından inanılmaz bir stratejik fırsatın çıkmış olması' dikkate değer.
Bunun anlamı, elbette hemen Suriye'ye yönelik bir güç kullanımı gibi girişimleri meşrulaştırmıyor. Ancak bu uluslararası soruşturma sonucunda, gerçekten Suriye'nin Hariri suikastında bir rolü veya desteği olduğu konusunda nesnel kanıtlara erişilirse, o 'stratejik fırsat'ın iyiden iyiye belirginlik kazanacağı söylenebilir. Bu durumda, bir askeri müdahaleye yönelmekten çok, sistem içindeki mekanizmaları harekete geçirecek bir biçimde, örneğin bu kanıtların Lübnan adalet mekanizmaları önünde değerlendirilebileceği bir yönde ilerleme sağlanması mümkün. Zaten Komisyon çalışmalarının da, bu suikast vakasındaki adalet sisteminin işleyişini güçlendirme yönünde bir çaba içinde olması bir vakıa.
Öte yandan, The Guardian'da aktarıldığı gibi, ABD, Britanya ve Fransa tarafından, Suriye'nin bu eyleme bulaştığı saptanacak sorumlularının Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde yargılanmasına dikkat çekilmesi pek gerçekçi değil. Her şeyden önce, Bağımsız Soruşturma Komisyonu'nun kurulmasına ilişkin 1595 sayılı Güvenlik Konseyi kararına bakılacak olursa, Hariri suikastı için 'terörist bir eylem' olduğu konusunda, çok sayıda nitelemede bulunulduğu görülür. Bu, her şeyden önce, Konsey'in bu eylemi tanımlama biçimi bakımından göz ardı edilemeyecek bir durumdur.
Oysa Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yetki alanı içinde 'terör suçları' yer almıyor. Bu konuda Türkiye'nin ısrarlarını ve buna yönelik, sadece bu Mahkeme Statüsü'nün kabulüne ilişkin konferansın nihai senedinde atıfta bulunulan 'terör' konusunu hatırlamakta yarar var.
Sonuçta, Birleşmiş Milletler örgütü kendi olanaklarıyla bir uluslararası soruşturma faaliyetine girişmiş görünse de, bunun Ortadoğu sorunları bağlamında, büyük güçlerin bir aba altından sopa gösterme operasyonu olarak da kullanılabileceği düşünülebilir. Ayrıca, tanık olarak dinlenilen bir kişinin bazı kuşkulu bağlantılar içinde olması da rapora gölge düşürebilir. Ama son tahlilde, sistem içinde ve çok taraflı bir mekanizma sınırları içinde kalmasına özen ve çaba gösterildiği sürece, bunun hiç küçümsenmemesinde de yarar olduğunu düşünüyorum.