Bombanın 'aklı'

ABDve Britanya'nın Irak'a karşı silahlı saldırıya başlaması iki haftaya yaklaştı ve savaşın ne anlama geldiği, asıl yüzünün nasıl biçimlendiği de görülmeye başladı.

ABDve Britanya'nın Irak'a karşı silahlı saldırıya başlaması iki haftaya yaklaştı ve savaşın ne anlama geldiği, asıl yüzünün nasıl biçimlendiği de görülmeye başladı. ABD ve Britanya temsilcilerine göre, bu insani yıkımın tartışmaya yer bırakmayacak şiddette ortaya çıktığı vakalar, örneğin kentin ortasındaki sivil hayatın yoğunlaştığı mekânların bombalanması hep birer arızi durum. Zira bu iki devlete göre Irak rejimine karşı savaş, çok temiz, ahlaki ve hayırlı bir şey. O nedenle, sadece kazaen ortaya çıkan bazı olayları dile dolamak, ancak kötü niyetli ve taraflı yorumcuların yaptığı bir şey olsa gerek. Herhalde böyle bir düşünce tarzı karşısında Iraklıların göstermesi beklenen tutum, bu 'akıllı' bombalara maruz kalırken, sonsuz, ilahi bir sabırla kurtuluş günlerinin yakında olduğunu hissetmekten başka bir şey olmamalı.
Her savaşta olduğu gibi bunda da, bu şiddetin hukukla ilişkisi çok ciddi bir tartışma konusudur. Savaşın hukukla ilişkisi iki açıdan değerlendirilir. Bunların ilki, böyle bir kuvvet kullanma yoluna başvurma hakkının olup olmadığıdır. Diğeriyse, her ne şekilde bu yola girilmiş olursa olsun, silahlı çatışmalarda hukuka uyulup uyulmadığıyla ilgilidir.
Daha işin başından itibaren denilebilir ki, bu savaşa girişme konusunda hiçbir geçerli hukuki neden ileri sürülemeyeceğine göre, bunun seyri sırasında hukuka uyulsun veya uyulmasın sonuç değişmeyecektir: Bu savaşa karar verenlerin ve onun sürdürülmesinde rol alan herkesin hukuk önündeki sorumluluğu, katlanarak artmaktadır.
Meşru veya gayrimeşru olmasına bakılmaksızın, bir kuvvet kullanma eyleminde
aranan en temel ölçütlerden biri, onun, yöneldiği tehlike karşısında orantılı veya ölçülü bir karşılık niteliğinde olmasıdır. ABD ve Britanya, Birleşmiş Milletler denetçilerinin, Irak'ın, dünya barış ve güvenliği için bir tehlike oluşturup oluşturmadığını ortaya koymasına tamamen engel oldular. Dolayısıyla, Irak'a karşı bu savaşta, neyi önlemeye yönelik bir kuvvet kullanıldığının cevabı tamamen meçhuldür. Savaşa başvuran iki devletin, bu konuda tamamen kendilerinden menkul bir cevap sunmaya çalışmaları bu karanlığı hiç gidermedi. Bu koşullar altında, bir şekilde Güvenlik Konseyi'nde bir müdahale kararı alınmış olsaydı bile, sonuç değişmeyecekti. Bugün, Bağdat'ın havadan bombalanmasında, özellikle bir
'şok ve dehşet' yaratılmasına çalışıldığı, bizzat ABD temsilcilerince açıklandığına göre, bunun, aşırı ya da açıkça orantısız bir kuvvet kullanma
eylemi olduğu söylenebilir. Günümüz uluslararası hukuku, hangi nedenle olursa olsun, bir çatışmada 'fazladan zarar ziyana veya aşırı mağduriyet'e yol açacak silahların kullanılmasını veya bu sonucu doğuracak savaş yöntemlerine başvurulmasını yasaklar. Türkiye'de, buğday tarlalarına düşen
'akıllı bombalar'ın tahribatı ucuz atlatıldı ve ABD'nin sıkı pazarlığı sonucunda ucuza kapatıldı. Irak'ta, kazaen veya kasten öldürülen insanların
değerini, hangi pazarın dinamikleri belirleyecek?
Uluslararası hukuka göre, bir silahın ya da bir savaş aracı veya yönteminin
hukukun yasaklamadığı bir niteliğe sahip olması şarttır. Aksi halde, bunun kullanılmasına karar veren kişilerin cezai olarak sorumluluğu söz konusu olur. Çatışmada, sivillerin veya sivil hedeflerin vurulmaması da, modern hukukun yüzyılı aşkın bir süredir geçerli olan bir kuralı. Bu, bir kentin gündelik hayatını sürdürebilmesi için gerekli altyapı tesislerinin tahribinin önlenmesi ve vurulan ülkedeki hayatı, uzun süre veya kalıcı olarak etkileyecek silahların kullanılmasını da yasaklayan bir kuraldır.
Bugün Irak'ta kullanılan silahların nasıl kullanıldığı ve yaratacağı kalıcı etkiler açıklıkla biliniyor mu? Bu savaşın, koalisyon birliklerinin Bağdat'a girmesinden sonra, daha da ölümcül olacağı ve uluslararası hukukun
çatışmaya karşı koruduğu tüm kişilerin ve çevrenin kaçınılmaz şekilde tahribatıyla süreceği aşikâr. Bunun başlıca nedeni, savaşın bir kent
ortamında sürecek olması.
ABD'nin, kendisi açısından 'sıfır ölümlü savaş doktrini'nin anlamı, ancak karşı taraf için daha da ölümcül kılınmış bir savaşla anlam kazanıyor.
'Bombanın aklı'nın asıl izahı da bu. İnsanın aklını önemsemenin zamanı çoktandır gelmedi mi?