Irak'ta olanın adını koymak

Irak'taki Geçici Koalisyon Yönetimi'nin başkanı Paul Bremer'in, birkaç gün önceki bir beyanında, Osmanlı İmparatorluğu'nun, Irak ülkesi üzerindeki...

Irak'taki Geçici Koalisyon Yönetimi'nin başkanı Paul Bremer'in, birkaç gün önceki bir beyanında, Osmanlı İmparatorluğu'nun, Irak ülkesi üzerindeki
yaklaşık 400 yıllık hükümranlığını mevcut Irak politikalarıyla birlikte değerlendirmeye çalıştığı anlaşılıyordu. Bremer'e göre, bu tarihsel gerçek, Türkiye'nin silahlı kuvvetlerinin Irak'a gönderilmesine karşı duyulan hassasiyetin başlıca nedeni. Gene Bremer'e göre, Irak'a asker gönderme sorunu, Türkiye ve mevcut Irak Yönetim Konseyi arasında görüşülüp bir sonuca bağlanmalı.
Bremer'in, Irak üzerindeki Osmanlı yönetimini sömürgeci olarak nitelemesi, Türkiye cephesinde, hem hükümette hem de kamuoyunda sert bir biçimde karşılandı. Özellikle Türkiye basınındaki bazı yorumlarda, Osmanlı yönetiminin Irak'taki faziletlerine yer veren ve bundan, bugün de dersler çıkarılabileceğine vurgu yapan yazarlar az değil.
Paul Bremer'in, Irak'ın en güçlü adamı olarak, ABD'nin bir tür bölge valiliği görevine getirilmesinde, Cumhuriyetçi kadrolara dahil bir kişi olması kadar, kriz yönetimi alanındaki deneyimleri de rol oynamıştı. Ancak kendisinin bu açıklaması, o deneyimlerini pek dikkate almadığı sonucunu doğurabilir. Öte yandan, bu beyanın, Türkiye tarafında yarattığı tepkinin hemen Osmanlı hâkimiyetinin savunusu biçimine dönüşmesi de anlaşılabilir bir durum değil, üstelik Cumhuriyet'in 80. yıldönümünün yaygın bir biçimde kutlandığı bir sırada. Buna ek olarak, özellikle hükümet çevrelerinden gelen tepkilerde, ABD'nin ve Britanya'nın, bugün Irak'taki varlıklarının, bir anda 'işgalci güçler' olarak tanımlanmaya başlanması da reelpolitiğin bir cilvesi olsa gerek.
Evet, işin doğrusu da zaten bu. ABD ve Britanya, Irak'ta birer işgalci güç olarak bulunuyor. Ve onlar tarafından atanan Yönetim Konseyi'nin varlığı da, bugün, sadece ileriye yönelik bir siyasal mesajdan öte değil. Dolayısıyla, Irak'ta meşruiyet ölçütlerine göre tanımlanabilecek bir yönetimin bulunduğundan söz etmek mümkün değil. Mevcut Yönetim Konseyi'nin,
ülkedeki dinsel ve etnik toplulukları görece temsil eder bir bileşime sahip görünmesi de bu sonucu doğurmuyor. Nitekim kısa bir süre önce kabul edilen Güvenlik Konseyi'nin 1511 sayılı kararında, bu meşruiyete sahip asıl yönetim mekanizmalarının oluşumuna ilişkin bir vadenin belirlendiğini görüyoruz. Bu konudaysa, Irak'ın kuzeyindeki Kürt yönetimi, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu güçlerce, 1991 yılından beri uygun koşullar sağlanarak büyütüldüğü için, ister istemez Irak'ın geleceği bakımından örnek olarak gösterilebilecek yegâne yerel siyasi deneyim olacaktır.
Bu durumda, Irak'ın gerçek yöneticilerinin belirlenme yetkisinin, tek seçici ABD'nin elinde olduğunu söylemek bir abartı değildir. İşgalci güç olan ABD'nin bu statüsü, hukuka dayanmasa da, uluslararası hukukun belli sorumluluklar yüklediği fiili üstünlüğe bağlı bir statüdür. Bu sorumluluk, bir meşruiyet kılıfına sarılamaz. Sadece fiili durumda, asgari yaşam standartlarını koruma amacıyla gerçekleştirilmesi gereken işleri ön plana geçirir. Güvenlik Konseyi'nin 1511 sayılı kararı da, ABD'nin bu konumunda bir değişiklik yaratmış değildir. Bu karar, sadece bugünün temel yaşam standartları bağlamında düzenlenmesini ve yarının demokratik bir düzene açılmasına ilişkin bir yön gösteriyor, o kadar.
Ama gelin görün ki, durum Türkiye tarafında pek de böyle algılanmış gibi görünmüyor. Bizzat Başbakan, geçen hafta basınla yaptığı bir görüşmede, bu Konsey kararının bir meşruiyet esasını oluşturduğuna dikkat çekiyordu (Hürriyet, 25 Ekim 2003). Bundan kasıt, Türkiye'nin, Irak'a askerlerini gönderebilmesine kapı aralayacak biçimde, Anayasa'nın 92. maddesindeki
'uluslararası hukukun meşru saydığı haller' koşulunun gerçekleştiğinden dem vurmaksa, bugün Bremer'in beyanına karşı, Irak'ın işgal altında olduğunu vurgulayan karşılıklar vermenin de pek anlamı yok.
Türkiye'nin, Osmanlı'nın faziletli yönetimini ısıtıp sunmaktan çok, bugün Irak'ta olanın ve olacakların adını açıkça koyabilmesi gerekiyor.