İşgalci bile hukukla bağlı

ABD'nin Bağdat'taki kent savaşı başladı. Diğerleri yanında, şimdilik öne çıkan büyük sivil kaybı, geçen hafta Saddam Hüseyin'in halk arasında dolaşırken fotoğrafının çekildiği mahallelerde, bu fotoğraf karelerine giren yerler oldu.

ABD'nin Bağdat'taki kent savaşı başladı. Diğerleri yanında, şimdilik öne çıkan büyük sivil kaybı, geçen hafta Saddam Hüseyin'in halk arasında dolaşırken fotoğrafının çekildiği mahallelerde, bu fotoğraf karelerine giren yerler oldu. Ve Bağdat'ta gazetecilerin yerleştiği bir otelin tank atışıyla vurulması sonucu, El Cezire televizyonunun muhabiri ve iki Reuters kameramanı öldürüldü. Uluslararası hukukta, bir silahlı çatışmada taraflarca uyulması gereken kurallar 19. yüzyıldan bu yana geliştirilerek netleştirilmiş durumda. Hukukun, bu konuyu inceleyen alanına uluslararası insancıl hukuku adı veriliyor. Bu, bir silahlı çatışmanın ortaya çıkması durumunda, artık bu çatışma ortamında uyulması zorunlu kuralları düzenleyen bir hukuk alanı. Ve bu alanın başlıca uluslararası antlaşmaları 1949 yılında kabul edilen dört uluslararası sözleşme ile 1977 yılında bu sözleşmelere ek niteliğinde kabul edilen iki protokol. Ayrıca aynı konuda daha özel alanlara ilişkin bir düzenleme getiren uluslararası antlaşmalar da var.
ABD, 1949 sözleşmelerini onaylamış bir devlet, dolayısıyla bunlarda öngörülen kurallara uyma yükümlülüğü altında. Bu sözleşmelerden sonuncusu, savaş sırasında sivillerin korunmasıyla ilgili hükümleri düzenliyor. Britanya ise, hem 1949 sözleşmeleri hem de 1977 protokolleriyle hukuken bağlı durumda. Bu durumda, Irak'ta, bu ülkelerce yürütülen savaşın uluslararası insancıl hukuku kaba bir şekilde ihlali hangi konularda ortaya çıkıyor?
Her şeyden önce, bu savaşın hedefi sadece bir 'düşman'ın yenilmesi değil, onun siyasi olarak da yenilmesi üzerine kurulduğu için, bazı sivil nitelikli hedeflerin de tahribi, bu hedefe varılmasında kolaylaştırıcı bir etmen olarak değerlendirilmiş olabilir. Özellikle, halkın bu saldırı karşısındaki mağduriyetini ve buna duyduğu tepkiyi rejime yöneltmesi koalisyon güçlerinin işini kolaylaştıracaktır. Bu nedenle, örneğin 'çifte kullanımlı hedefler' nitelemesi çerçevesinde, bayındırlık tesisleri, genel ihtiyaçların karşılanmasını sağlayan tesisler ve basın-yayın kurumları çok fazla sorgulanmadan birer 'askeri' hedef olarak nitelenebiliyor. Nitekim, hem Yugoslavya'ya karşı NATO bombardımanında hem de Afganistan'daki ABD-Britanya müdahalesinde böyle bir amaç fütursuzca ortaya konulmuştu.
Kent savaşının bir diğer vahim sonucu, bir silahlı çatışmada kesinlikle uyulması gereken 'orantılılık' kuralı ve 'sivil hedefleri 'ayırt etme' konusundaki yükümlülüklerin kolaylıkla ihlal edilebilmesi. Orantılılıktan kasıt, karşı karşıya kalınan tehlikeyi bertaraf etmeye yeterli bir silahlı karşılıkla yetinilmesi, bundan daha şiddetli bir karşılıktan kaçınılması yükümlülüğüdür. Bu savaşın siyasi hedefi, böyle bir kurala uyma zorunluluğunu da kolaylıkla bertaraf edebilir.
Nitekim Bağdat'ta gazetecilerin yerleştiğinin bilindiği otele, bir ABD tankının, namlusunu uzun uzun ayarladıktan sonra ateş etmesi ve buradaki gazeteci ölümleri karşısında, bu kuralın ciddi bir biçimde ihlal edilmiş olduğu kuşkusu doğuyor. ABD temsilcileri, otelden ateş edildiğini iddia
ettiler. Bu kanıtlanmasa da, gerçek olduğu varsayılsa
bile, açıkça orantısız bir kuvvet kullanımıdır. Reuters muhabirinin, Pentagon temsilcisine bu konuyu ısrarla sorması üzerine temsilcinin verdiği cevap, sadece, 'Savaş bölgesi tehlikeli bir yerdir' sözlerinden ibaret kaldı. Bu hiç de yeterli bir cevap sayılamaz. ABD, hem uluslararası hukuk yükümlülükleri hem de kendi 'Askeri Adalet Kanunları' bağlamında bir soruşturmayı başlatmak zorundadır.
Başta Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve insan haklarını izleme örgütleri de, ABD hükümeti nezdinde bunun hesabının hukuk önünde verilmesi için takibi sürdürmelidir.
Bir diğer insancıl hukuk yükümlülüğü, üstünlüğü elinde tutan tarafın, bu bölgede kamu düzenini sağlamasıdır ve örneğin Basra'da ve diğer kentlerde, bu nitelikte ihlaller had safhaya varmış durumda.
Şu günlerde en acil sorun, savaşın seyri sırasında yapılan hukuka aykırılıkların saptanması, takibi ve sorumluların hesap vermesine çalışılması. Bu, gerçekten bilgi edinme özgürlüğü için faaliyette bulunan habercilerin öncelikli sorumluluğu.