Kaymakamın yetkileri

Isparta'nın Sütçüler İlçesi Kaymakamı'nın, Orhan Pamuk'un kitaplarının ilçe kütüphanesi ve kitaplıklardan ayıklanarak imhasına ilişkin kararı, Pamuk'un, yabancı basına verdiği bir mülakattaki Ermeni soykırımı tartışmalarına ilişkin sözleriyle birlikte yorumlanmaya devam ediyor.

Isparta'nın Sütçüler İlçesi Kaymakamı'nın, Orhan Pamuk'un kitaplarının ilçe kütüphanesi ve kitaplıklardan ayıklanarak imhasına ilişkin kararı, Pamuk'un, yabancı basına verdiği bir mülakattaki Ermeni soykırımı tartışmalarına ilişkin sözleriyle birlikte yorumlanmaya devam ediyor. Hatta, bir ulusal haber kanalında, bu vakayı aktarırken, mealen 'Sayın izleyiciler, Pamuk'un sözlerine yönelik tepkiler sürüyor' şeklinde bir
giriş cümlesine de yer verdiğini izledim. Acaba durum gerçekten böyle mi?
Pamuk'un sözlerini, kaymakamın işlemiyle birlikte ele almaya başlayınca, bireysel değer yargılarına bağlı, birçok farklı tepkinin söz konusu olması kaçınılmaz. Bazı yazarlara göre, kaymakamın bu işlemi yapmasının nedeni, Pamuk'un o sözlerine bağlı olarak açıklanıyor. Yani Pamuk öyle konuşmasaydı, kaymakam da böyle bir karar almayacaktı. Bildiğimiz, neden ve sonuç bağlantısına dayanan bir akıl yürütme.
Kişileri cezalandırırken, bu ölçüde genişletilmiş bir neden-sonuç bağına değer veren hukuk sistemleri, genellikle totalitarizmin hüküm sürdüğü ülkelerde cari olmuştur. Sütçüler ilçesinin kaymakamına haksızlık etmemek gerek. Onun aldığı bu idari işlem, bir ceza mıdır? Elbette değil. Mülki amirler kamu düzeninin bozulması tehlikesinin bulunduğu ivedi hallerde, hakları sınırlayıcı olabilecek birtakım tedbirlere başvurabilir. Öyleyse, bu işlem böyle bir nedene mi dayanıyor dersiniz? Kitaba pek de itibar edilmediği anlaşılan bu ilçede, böyle bir ivedi halin de söz konusu olmadığı anlaşılıyor. O halde, böyle bir işlemin nedeni ne olabilir? Türkiye, bir 'hukuk devleti' olarak tanımlandığına göre ve mülki amirler de bunu en iyi bilmesi beklenen kişiler arasında olduğuna göre, acaba Anayasa'dan hareketle bir sonuca varmak mümkün mü?
Anayasa, kimsenin, kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağını belirtiyor. Ayrıca Türkiye'nin, insan haklarına saygılı bir devlet olduğu da Anayasa'da vurgulanmış; hem de Cumhuriyet'in niteliklerine ilişkin maddede. Pamuk'un, bir yazar olarak, Anayasa'da korunmuş olan, hem ifade özgürlüğüne hem de sanat özgürlüğüne sahip olduğunu ileri sürmek, sanırım şaşırtıcı olmasa gerek. Ama bu durumda, kaymakamın bu işlemi, bu haklara yönelik bir müdahale anlamına gelmeyecek mi? Hiç kuşku yok. 'Ayıklama' ve 'imha' terimleri başka nasıl açıklanabilir? Yine Anayasa'da, hak ve özgürlüklerin, ancak kanunla sınırlanabileceği, ama demokratik bir ülkede, bu kanunun da belli vasıflara sahip olması gereği vurgulanıyor. Üstelik Anayasa, hak ve özgürlüklerin yok edilmesini ya da Anayasa'nın öngördüğünden daha geniş
bir sınırlandırmayı da yasaklıyor.
Acaba Anayasa'nın kamu görevlilerinin sorumluluğuyla ilgili hükmünde bir şeyler bulmak mümkün olabilir mi? Nafile. Kamu görevlileri, Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü. Demek ki, İçişleri Bakanlığı'nın bu konuyu soruşturmaya başlaması, Isparta Valiliği'nin de müdahalede bulunarak kararı durdurması boşuna değil.
Bu vaka, bana, 1980'lerin başındaki ararejim döneminde, devrin yönetimince tüm üniversitelere gönderilen ve anayasa hukuku öğretim üyesi Server Tanilli'nin 'Uygarlık Tarihi' adlı kitabının tüm kütüphanelerden tasfiye edilmesi kararını hatırlattı. O zamanlar, bazı üniversite yöneticilerinin bu emre harfiyen uyduklarına dair raporlar sundukları da konuşulurdu. Ne de olsa, Anayasa'nın 'hukuk devleti' ilkesinin askıya alındığı bir dönemdi, bir burukluk hissetsek de, şaşırmazdık. Hem zaten kitabın adı da, böyle bir kararın alınmasını tahrik etmeye yeterli bir neden sayılabilirdi.
Sanırım bütün bu tartışmada, gözden kaçırılan bir gerçek var: Kaymakamın işlemi, onun bir özgürlüğünün kullanılmasıyla ilgili değildir. Mülki erkânın işlem ve eylemleri, özgürlükleri bağlamında değil, yetki ve sorumlulukları ışığında değerlendirilir. Bunu da, hukuk belirler. Hukukun hiç belirlemediği 'yetkilerse', sadece keyfi uygulamalar olarak kalır. Bu nedenle, sayın Kaymakam, öncelikle ilçe kitaplıklarında Pamuk'un kitaplarının bulunup bulunmadığını araştırmadığına esef edeceğine, bilmemesi mazeret sayılamayacak, kendi görev ve yetkilerine ilişkin hukuku öğrenmeye çalışsaydı, daha yararlı bir iş yapmış olurdu.