Suç olgusu

İşlenen suç sayısındaki artış, belli suçlardaki artışın belirgin bir hal alması, suçla mücadele, bu konuda adalet hizmetlerinin rolü ve işlevi gibi sorunlarda, son günlerdeki, tartışma ve araştırmalar ilgi uyandırmış görünüyor.

İşlenen suç sayısındaki artış, belli suçlardaki artışın belirgin bir hal alması, suçla mücadele, bu konuda adalet hizmetlerinin rolü ve işlevi gibi sorunlarda, son günlerdeki, tartışma ve araştırmalar ilgi uyandırmış görünüyor.
Suç eylemi, genel anlamıyla, bir toplumda hukukun tanımladığı ilişkiler düzeni dışında, güce başvurarak kişiye, mala veya çevreye yönelik zararlara yol açılması olarak açıklanabilir. Çok daha genel hatlarıyla suçu, gücün belirleyici olduğu bir ilişki biçimiyle, bazılarının, kişisel ya da daha farklı bir çıkar elde etme çabası olarak görmek de mümkün.
Elbette bu 'çıkar' kavramının anlamı ve kapsamı her bir vakada çok farklı bir niteliğe sahip olabilir. Bu, maddi olabileceği gibi, tamamen manevi de olabilir.
Kurumsal olarak bakılacak olursa, bir toplumdaki suç haritasının çizilmesinde, sosyal ilişkilerin belirleyici olabileceği bir anlayışı önemsemek şart. Bu yaklaşımda, asayişin sağlanması, adalet hizmetleri, hak arama ve uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin genel işleyiş düzeninin kalitesi veya etkisi de göz ardı edilemez.
Ancak, sadece teknik hizmetlerin ifasıyla sınırlı bir kurumsal işleyişin yeterli olduğu da iddia edilemez.
Zira bu konuların, gerek ülkedeki genel eğitim öncelikleri, gerek o hizmetleri yerine getiren kurumlardaki meslek içi eğitim düzeyi bağlamında taşıdığı önem, bu alana ilişkin sorunların tahlilinde dikkate alınmak zorundadır.
Fakat maalesef, Türkiye'de bu sorunun, genel çerçevesi içinde tanımlanması ve sistemli araştırmalara bağlı bir karar alma anlayışının çok etkili olduğu söylenemez.
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün kayıtları ve adalet istatistikleri gibi veriler, bu konuda bir değerlendirmede kullanılmak bakımından elbette önemlidir. Ancak bu veriler, belli ölçüler içinde, sadece gerçekleşen sonucu ortaya koymaktadır. Oysa, etkili bir ceza adaleti sisteminin işleyişi bakımından, sosyal bilimler ve hukuk alanındaki araştırma yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla elde edilecek sonuçlara bağlı, çok daha esnek, dinamik ve süreklilik arz eden bir yaklaşıma gerek var.
Bu yaklaşımın geri planındaki anlayışın, sosyal ilişkiler ve değişimi, sadece resmi kayıtlara bağlı bir çerçeve içinde okumakla sınırlı kalmaması gerekiyor. Bu yönde gerçekleştirilmiş araştırmalar yok değil. Fakat bunlar, değişik araştırmacılarca yürütülen bireysel nitelikte ve Türkiye için, sayıca oldukça az çalışmalar.
Son aylarda, bu konuda daha etkili ve yaygınlaştırılmış bir çabayı, kurumsal olarak da ortaya koymaya yönelik bazı girişimler olduğunu biliyorum. Bu konuda, bugüne kadar, esasen fen bilimleri alanındaki araştırmalara destek sağlamış araştırma kurumlarının da, artık kaynak ayırdığını görmek, gerçekten sevindirici.
Fakat bu gelişmelere rağmen, suç olgusuyla yüzleşirken, belki sadece bununla da sınırlı kalmayan bir gerçeği küçümsememek gerekiyor.
Bu, toplum olarak, ilişkilerimizde, gücü ne ölçüde belirleyici kılmaya çalıştığımızla ilgili, çok daha genel bir sorun. Üstelik bu, suçla mücadelede ön safta ya da daha geride çaba gösteren kurumların kendi faaliyet tarzlarını değerlendirmeyi de gerektiren bir durum.
Türkiye, son yıllarda, ülke içi düzenin korunması ve geliştirilmesi konusunda, sadece resmi tanımlarla hareket etme anlayışından uzaklaşma eğilimi içinde.
Bu gelişme, demokratik bir işleyişin hâkim olması bakımından, elbette önemli. Ancak buna paralel olarak, sadece sonuçlara kilitlenmiş bir yaklaşımın ötesinde, nedenlerin üzerinde yoğunlaşmış bir düzen ve ceza adaleti uygulamasını da etkili kılmak gitgide önem kazanmakta.
Aksi halde, sosyal olayları, sadece yasal kuralların merceğinden görüp tanımlamaya çalışan bir pozitivizmin ağırlığı gitgide artacaktır. Hakların tanımlanması ve korunması konusunda, bundan uzakta bir anlayışın ivmesini artırmaya çalışırken, hakların ihlalleri ya da suç olgusu karşısında farklı bir yönelimde olmak, herhalde birbiriyle bağdaşmaz tutumlardır.